ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
  


Görüşlerinizi Ziyaretçi Defterine Yazabilirsiniz-->


kadircan kaya   |     [email protected]   |    istanbul  |   10.10.2008

düzenler ve tavırlar'da netlik ve pratiklik hk, halk müziği demek saz demektir,ancak bunu sazlarla buluşturan çalışmalara internette raslamak mümkü değil maalesef,kısaca;saz akortları ve bu düzenlerle çalınabilen türküler.örnek müztezat düzeni:bu düzenle çalınan türkülere örnekler veya mevcut türkünün orjinali bu düzenle çalınmaktadır.yani halk müziğinde tavır vardır ve ata sazımız olan bağlamayı bağlama yapan ise bu düzenler ve onlara iliştirilen tavırlardır.ankara misket ;bağlama düzeni ile çalınmaz,çalmaya çalışan hocalar bile görüp şaşırıyorum. delilo bozuk düzenle çalınmaz,müstezat ister.vs.bu tarz çaılşmalara öncülük etmeniz bir çok ciddi müzik severi sitenize taşır bence,ilmi ayna olmak değil ilmin kendisi olmak lazımdır.İyi çalışmalar. başarılar.

nazmi bayram   |     [email protected]   |    istanbul  |   23.9.2008

müzik dinleme iyi günler sizlere benim bir önerim olacak gerek son çıkan ve gerekse önceki türkü albümlerinin indirilmesine izin vermeden sitenizde yayınlayamazmısınız inanın bence yayınlarsanız eminim çook daha iyi olur sebebi insanlar albüm alımına korsandan daha çok önem verirler saygılarımla

kubilay dökmetaş   |     [email protected]   |    ankara  |   10.9.2008

dsp milletvekili süleyman yağız'ın bir türkü üzerine basında geçen eleştirisine cevap sayin süleyman yağız’a cevaben

sayın süleyman yağız!

bir süredir basın yayın organlarında ve bilhassa onlarca web sayfasında dolaşan ve bir yönüyle hayatımı idame ettirdiğim bir sanat kurumu olan trt’ye saldırı malzemesi haline getirilen “kul olayım kalem tutan ellere” mısraı ile başlayan deyiş/türkü hakkındaki yazı ve yorumları şaşkınlık, hayret ve üzüntü ile takip ediyorum.

bu hususta basın–yayın organlarında manşet haline getirilen birkaç tema varsa da, ana tema oldukça ilginç ve iddialı: trt’de “şah” yasağı”…

yüce meclisin çatısı altında milletimizin vekilliğini üstelenen ve geçmiş yıllardaki çalışmaları ile topluma hizmetleri olan değerli bir araştırmacı / yazar olarak bildiğim zât-ı alinizin, kadirşinaslık örneği göstererek adımı zikretmemesini büyük bir nezaket olarak görsem de, memleketim olan sivas’ta verilen bir halk konserinde (tv programında) söz konusu deyişi / türküyü okuyarak konuyu yüce meclise taşımanıza yol açan nedenlerin doğmasının müsebbibi olmaktan dolayısıyla, kendimi bu gelişmelerden uzak tutmamayı mesleki bir sorumluluk sayıyorum. diğer yandan, söz konusu deyişin / türkünün özel ilgi ve çalışma alanım içinde yer alması ve bendenizin aslen eğitimci bir kimlik taşımam nedeniyle de hislerimin beni bu mektubu yazmaya sevk ettiğini bilmenizi istiyorum.

bu mektubu herhangi bir yönlendirme veya bir makamı koruma adına yazmadığıma inanmanızı dilerim. bu çerçevede, zat-ı alinizi ve değerli halkımızı kendi tespitlerim açısından bir nebze olsun bilgilendirilme imkanı bulabilirsem, bundan da büyük bir bahtiyarlık duyarım.

sayın yağız!

manşetlere taşınan en çarpıcı başlık: “trt’de şâh yasağı” olduğuna göre en başta söylemeliyim ki sözü edilen hususta trt’nin bir dahli yoktur ve tarihi nedenlerden ve gelişmelerden dolayı da olması söz konusu değildir. çünkü:

1) trt müzik dairesi başkanlığı türk halk müziği sıralı / süreli nota yayınları arasında 1735 numara ile kayıtlı bulunan bu türkünün, künyesinde; muzaffer sarısözen tarafından, âşık veysel şatıroğlu’ndan derleyip notaya aldığı bilgisi varsa da; âşık veysel’in bu türküyü 1930’lu yılların sonlarında, columbia plak firma için İstanbul’da bir (taş) plağa okuduğu ve m. sarısözen’in de notasını bu plak kaydından yazdığı sanat camiasında bilinen bir gerçektir.

bu plağın doldurulduğu tarihte [ankara radyosu yayınları 1938 yılında başladığından], türkiye radyo kurumu’nun halk müziği yayınları, bazı mahalli sanatçıların davet edilmesi dışında yok denecek azdır… yetişmiş sanatçı kadroları, prodüktörleri ve programları da yoktur.

bendenizin konserde okuduğum şekliyle olmak şartıyla, bu türkü gibi binlerce eserin “trt türk halk müziği repertuvarı” serisi içinde matbu bir müzik eseri olarak yayınlanması ise 1970’lerden sonradır. aradan geçen süre içinde söz konusu deyiş / türkü âşık veysel’in doldurduğu plâk vasıtasıyla ve âşık veysel’in sesinden anadolu’nun ve dünyanın her tarafına yayılmış; ayrıca gerek türkiye radyo kurumu’na mensup sanatçılar ve gerekse 1964 yılından sonra da trt kurumuna mensup sanatçılar tarafından yüzlerce kez okunarak halkın belleğine taşınmıştır [not: bilindiği gibi 1964 yılında çıkan bir yasa ile tr+t birleşmiş ve ülkemizde televizyon yayınları başlatılmıştır]

2) söz konusu türkü / deyiş, plağa âşık veysel tarafından, bendenizin konserde okuduğu güfte kıtaları ile okunmuş olup, bu metin üzerinde büyük ölçüde bir değişiklik yapılmamıştır. başka bir deyişle, bendenizin arşivinde de bulunan bu plaktaki güfte ile trt adına yayınlanan nota üzerindeki güfte ve bendenizin konserde okuduğu güfte hemen hemen aynıdır. sözlerimi belgelemek için arzu ederseniz bu plağın bir kopyasını, size zevkle ulaştırabilirim. bu arada şu hususu da arz etmek isterim ki yukarıda “hemen hemen” ya da “büyük ölçüde” dememin sebebi, aşık veysel’in türküye / deyişe “kul olayım… “ diye başlamıyor olması ve melodide küçük farkların olması…

aşık veysel, türküye / deyişe: “gurban olam…” diye başlıyor… takdir edersiniz ki bu söyleyiş, bir halk ağzı söyleyiştir.

3) âşık veysel bu ezgiyi ve güfteleri halk ağzı okuyor; çünkü o bir halk sanatkârıdır. okuması yazması olmayan ve sadece gönül gözü ile görebilen bir halk sanatkârı… ustaları da büyük ölçüde kendisi gibi halk sanatkârları… bunlar ezberden okuyorlar… bir yerlerden duyuyorlar, ancak okuyup ezberleyerek değil de kulaktan ezberleyerek öğreniyorlar. emlek çevresi âşıklarının gelenek gücü de zaten buradan geliyor. aktarım kaynakları son derece katı ve prensipli… buna göre bir halk ağzı ürün ile yazılı bir üründen hangisinin orijinal olduğunu da her zaman iddia edebilmek ve/veya bunu ispatlayabilmek mümkün olamıyor… bu iş kolay değil. buna göre bir “değiştirme” ve /veya yasaklamadan da söz edilemiyor.

buna karşın illâ ki bir değiştirme ve / veya yasaklama iddiası söz konusu ise, iddia edildiği gibi bunun kaynağı ve sorumlusu ne trt, ne âşık veysel, ne muzaffer sarısözen, ne de ben veya benim gibi sanatçı arkadaşlarım hatta bizlere hocalık yapan değerli büyüklerim, ağabeylerim olabilir. çünkü böyle bir düşünce, geleneğin aktarım ve varoluş gerçeği ile örtüşmüyor.

ancak, sanatçılık görevi dışında; ayrıca, 16 yıldır trt müzik dairesi başkanlığı türk halk müziği repertuvar ve denetim kurulu üyeliği görevini de sürdüren bir sanatçı kardeşiniz olarak sizin “orijinaline sadık kalmak” şeklindeki görüşlerinize yürekten katıldığımı söylemem gerekiyor. bu bağlamda, plaktaki orijinaline daha sadık kalmak için bu deyişin / türkünün güftesinin “kurban olam…” diye başlayan ilk mısraının değiştirilmesini ilk fırsatta arkadaşlarıma teklif edeceğim. hatta plaktaki melodi ile notadaki melodide görülen küçük farklılıkların da gidermesini ve plaktaki icraya bağlı bir notanın denetime sunulmasını da teklif edeceğim.

bu kısmın bir sonucu olarak diyebilirim ki, türkülerin gerek sözleri, gerekse melodileri zaman içerisinde çeşitli değişimlere uğrayabiliyorlar. bu değişimler kuşaklar boyu aktarılıyor ve değişim sürecini takip edebilmek bu süreç içerisinde asla söz mümkün olamıyor. belgelenmesi de hemen hemen imkânsız oluyor.

başka bir deyişle, zamana bağlı değişimlerin kendisi, zaman aşımı ile “belge” haline gelerek kuşaktan kuşağa aktarılıyor. yazılı olmayan devirlerin sözlü kültür aktarımı çerçevesinde, her bir müzik+güfte tespitinde elde edilen başarı da, bizim için gerçek bir belgeye ulaşım serüvenine dönüşüyor. ehil ellere ulaşan belgeleri koruma sorumluluğu ise biz sanatçılar büyük bir yük.

sözün kısası folklorun geçirmiş olduğu bu evrim / değişim sürecinde nedenlerini bilmediğimiz değişim, bellek yanılması veya kişisel yakıştırmalara dayalı katkılara kişisel müdahaleler söz konusu olamıyor… çünkü esas olan kendi doğal değişim süreci…

4) bu sözlerden sonra da, ilk kez mehmet fuad köprülü’nün yayınladığı bir belgeye göre pir sultan abdal mahlası taşıyan ve “kul olayım kalem tutan eline” mısraı ile başlayan bir deyişin güftesinin illa değiştirildiği düşüncesi sizde hâkim ise, bir meslektaşınız olarak bir kez daha söyleyeyim, bunun hangi dönemde ve hangi nedenle yapıldığını bilme imkânımız yok. belki bir tahmin olacak ama osmanlı döneminde, alevi kesimine yapılan baskılar sonucu alevî ozanları, sünnî çevrelerde “şah” sözcüğü yerine “yâr” sözcüğünü tercih etmiş olabilir. pir sultan abdal / abdallar çağından bugüne geçen süre içersinde ortaya çıkabilecek değişimin ölçüsünü inanın ben hesap edemiyorum… sanırım bu sizin için kolay olacak bir şey değil…

5) mevcut eserin plağının olduğunu unutup, bu değişimin merhum muzaffer sarısözen tarafından yapıldığını varsayalım… bu durumda şu soruyu da sorma hakkı doğuyor… sarısözen bu türkünün yanı sıra yine âşık veysel’den “şu karşıki karlı dağlar” mısraı ile başlayan bir deyişi de derlemiş ve notasını yazmış… sarısözen, deyişi yine plağa okunduğu gibi notaya almış. bu deyişte “şâh” sözcüğü geçiyor... eğer “-kul olayım…”- türküsünü derleyen muzaffer sarısözen suçlanacaksa, yukarıda bahsi geçen türkü dahil birçok türküde neden “şâh” sözcüğünün okunmasını engellememiş olduğunu da sorgulamak gerekmez mi?

6) sayın süleyman yağız… böyle bir soruyu sorabileceğinizi varsayarak bendeniz, trt türk halk müziği nota repertuvarı’da kayıtlı 5000’ni aşkın türkünün güfte metinlerini tarama yoluna gittim. biraz zahmetli oldu ama sonuç, sizi mutlu edecek cinsten… güftesinde “şâh” sözü geçen tam 44 adet ezgi tespit ettim.

İşte sonuç:

trt müzik dairesi başkanlığı türk halk müziği repertuvarı süreli yayınları arasında yer alan türkü / deyiş metinlerinde “şah” sözünün yer aldığı eserlerden bazıları

• şah’a doğru giden kervan [trt thm repertuvar sıra no: 1546]
yöre: erzincan
• şu karşıki karlı dağlar (âşık veysel’den) [trt thm repertuvar sıra no: 449]
yöre: sivas
• adım adım hakk yoluna varayım [semah]
yöre: bulgaristan/kırcali [trt thm repertuvar sıra no: 2861]
• akıl gel beri gel beri (şah hatâî) [trt thm repertuvar sıra no: 2110]
yöre: sivas
• bacılar semahı [trt thm repertuvar sıra no: 3896]
yöre: elazığ
• bir nefescik söyleyeyim [trt thm repertuvar sıra no: 4249]
yöre: aydın
• bu dervişlik bir dilektir [trt thm repertuvar sıra no: 4299]
yöre: erzican
• bugün ben güzeller şâhını gördüm [trt thm repertuvar sıra no: 543]
yöre: sivas
• bugün ben şahımı gördüm (âşık mahzûnî’den) [trt thm repertuvar sıra no: 4198]
yöre: kahramanmaraş
• bugün bize pir geldi [trt thm repertuvar sıra no: 4150]
yöre: sivas
• durnam ne diyardan geldin yalınız [trt thm repertuvar sıra no: 2926]
yöre: isparta
• ela gözlü pirim geldi [trt thm repertuvar sıra no: 3404]
yöre: erzincan
• ezel bahar olmayınca [şah hatâî] [trt thm repertuvar sıra no: 57]
yöre: erzincan
• gönül ne beklersin viran köşkünde [trt thm repertuvar sıra no: 2684]
yöre: erzincan
• gelmiş iken bir habercik sorayım [trt thm repertuvar sıra no: 2669]
yöre: sivas
• gitme durnam gitme [trt thm repertuvar sıra no: 4471]
yöre. sivas
• kalksın semaha kalksın [trt thm repertuvar sıra no: 3844]
yöre: tunceli
• kalktım sefer ettim (yâ hızır semahı) [trt thm repertuvar sıra no: 2278]
yöre: elazığ
• kandilde nur iken sevmişim seni [trt thm repertuvar sıra no: 3533]
yöre. kırşehir
• kırklar biatına vardım [trt thm repertuvar sıra no: 2952]
yöre: manisa
• melüllenme deli gönül [trt thm repertuvar sıra no: 2895]
yöre: sivas
• mert dayanır namert kaçar [trt thm repertuvar sıra no: 339]
yöre: kars
• muhabbet eyledim sadık yâr ile [trt thm repertuvar sıra no: 2109]
yöre. malatya

eğer iddia edildiği gibi trt’de türkülerde “şâh” yasağı olsaydı, bunların da ortadan kaldırılması gerekmez miydi?

bu türkülerin trt thm repertuvarına kabul tarihlerine baktığımızda en eskisi, en az 60 yıl önceye, en yenisi de, bir yıl önceye dayanıyor. kısacası trt thm repertuvar kurulu’na gönderilen bir eser, kurul kıstaslarına uyuyorsa kabul ediliyor, uymuyorsa reddediliyor. kabul edildikten sonra da türkü içinde geçen bir sözcüğün yasaklanması söz olamıyor zaten.

7) sadece bu deyiş / türkü değil… repertuvardaki türküler / deyişler içerisinde sözleri emrah’a, karacaoğlan’a, yunus emre’ye, şah hatâî’ye, gevherî’ye, dertli’ye, pir sultan abdal’a, yunus emre’ye ve daha birçok ozana ait eserleri inceledim tahlil ettim. birçok ozanın / âşığın hatta divan şâirinin divanlarda, cönklerde, sığırdillerinde, defterlerde yer alan şiirleri ile türkü içerisinde yaşayan güfteler birbirini tutmuyor. bu gözlem ve tahliller pek çok halkbilimci, edebiyatçı ve etnomüzikolog tarafından da iyi biliniyor. sizin de çok iyi bildiğinize eminim… takdir edersiniz ki, türkü tahlillerinde ölçü her zaman yazılı kaynaklar olamıyor. türküleri halk yakıyor, halk yaşatıyor ve gerekirse halk değiştiriyor; kitapları ise yazarlar, araştırmacılar, bilim adamları, uzman kişiler yazıyor…

sayın yağız, bu çıkışınızla, trt’yi değil de halkı yargılamış olmuyor musunuz bir yönüyle acaba?

8) sayın süleyman yağız, şimdi de gelelim, sizin deyişinizle “orijinal güfte” meselesine… üzerine parmak bastığınız konu elbette doğrudur. ben de aynı fikirdeyim ki, pir sultan abdal’ın bu şiiri “böyle yaz…” rediflidir ve mütekerrir mısraı: “kâtip ahvâlimi şâhâ böyle yaz” şeklindedir… ancak bu sadece yazılı ve yzılı belgelerden aktarılmış matbu belgelerde söz konusu olduğunda doğrudur. halk ağzından, bu yazılı metni beklemek ise doğru değildir. peki, bu güfte söz konusu eserin melodisine döşenemez mi? elbette döşenebilir. belki döşeyeni de vardır… ancak, trt kurumu, bu varsayımlar ve prensipler üzerinde denetim yapmaz ki… sesli belgesi olmayan notayı ya da güfteyi lâf olsun diye denetlemez ki… o yüce kuruma uzun yıllar hizmet etmiş değerli sorumluluk sahibi yetenekli, bilgili, disiplinli sanatçı arkadaşlarım, teslim aldıkları kalemi, hesabını veremeyecekleri kararların altına imza atarak soysuzlaştıramazlar ki… daha önemlisi, metin denetimini yapmak bizim yetki alanında olan bir iş de değil ki, eğitim dairesi başkanlığının ve aramızda görev yapan edebiyatçı uzmanların yetkisindedir… kısacası biz, geleneksel olarak bize ulaşan belgeli ses kayıtlarını / geleneksel eserler içinden, halka ulaştırılabileceğine kanaat getirdiklerimizi, sanatsal ve tarihi değeri olanları öznele seçer ve gelecek kuşaklara aktarma adına yetki kullanırız. ama unutulmasın, bizim kültürümüz, daha çok yazılı değil sözlü aktarımlarla yaşamıştır yüzyıllar boyu. bizler de çok şanslıyız ki bugünün çocukları olarak bu sözlü aktarım döneminin içinde yaşıyoruz henüz.

keşke, bir halkbilimci olarak şu soruları sorabilseydiniz?

a) âşık veysel bu deyişi neden bu şekilde okumuş?
b) âşık veysel bu deyişi kimden öğrenmiş?
c) bu deyiş değişmişse kim tarafından, hangi dönemde ve hangi nedenle değişmiş ya da değiştirilmiş? vb…

9) sözümü bağlarken hem bir temenni ve hem de eksik gördüğüm bir husus olarak şu düşüncemi sizinle paylaşmak istiyorum… tabii ki sizi tenzih ederek…

türk halk şiiri söz konusu olduğunda, “musikili türkü edebiyatı” konusu ayrı bir çalışma konusu olarak ele alınmalı ve bu konunun uzmanları ivedilikle yetiştirilmeli…
ve, bu uzmanlar da bir türküyü tahlil ederken, etnolojiyi, etimolojiyi, tarihi, coğrafyayı, inançları, edebiyatı ve yöre ağızlarını bilen uzmanlarla işbirliği yapmalı ya da bu konular, yeterliliği tartışılmayan uzmanlardan müteşekkil kurulların çalışma sahası içinde kalmalı…

saygılarımla

kubilay dökmetaş
araştırmacı-sanatçı
10.09.2008



Süleyman Yağız, TRT’de Pir Sultan Abdal’ın deyişinin değiştirilmesini sordu.

DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız 19 Temmuz günü Sıvas’ta Aşık Veysel adına düzenlenen TRT’nin de canlı yayın yaptığı Uluslararası Âşıklar Bayramı’nda Pir Sultan Abdal’a ait “Kul olayım kalem tutan eline/ Kâtip ahvalimi Şah’a böyle yaz” türküsünün “Kul olayım kalem tutan ellere/ Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle” biçiminde okunmasını bir halkbilimci olarak içine sindirememiş. Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi vererek konuyu TBMM gündemine taşıyan Yağız şunları söylüyor.

“Sanatçı kardeşimizi kesinlikle yadırgamıyor ve suçlamıyorum. O nedenle de adını vermiyorum. Zira TRT’nin repertuvarında böyle kayıtlı olduğu ve ‘şah’ sözcüğüne yıllar önce yasak konulduğu içindir ki, sanatçımız değiştirememiş ve ‘şah’ yerine ‘yâr’ demek zorunda kalmıştır. Oysa özellikle bu türkünün Pir Sultan Abdal ve Alevi kardeşlerimiz açısından tarihsel bir önemi vardır. Bilindiği gibi, Hızır Paşa, Pir Sultan’a, ‘İçinde Şah geçmeyen üç deme (şiir) söyle seni affedeyim’ demiştir. Pir Sultan Abdal da üç deme söylemiş, ama üçünde de şah sözcüğünü geçirmiştir. Birinde,

‘Hızır Paşa bizi berdar etmeden / Açılın kapılar Şah’a gidelim’ demiş, ikincisinde ‘Kul olayım kalem tutan eline / Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz’ diye seslenmiştir. İçinde şah sözcüğü geçen üçüncü demesinde ise ‘Sizde Şah diyeni öldürürlerse / Ben de bu yayladan Şah’a giderim’ diye isyan etmiştir. Bu yüzden de Pir Sultan Abdal idam edilmiştir. O nedenledir ki, ‘Kâtip ahvalimi Şah’a böyle yaz’ türküsünün, özellikle Pir Sultan Abdal’ın memleketi Sıvas’ta ve halk şiiri geleneğinin büyük ustası ve kendisi de Sıvaslı olan Âşık Veysel’in adına düzenlenen Uluslararası Âşıklar Bayramı’nda yanlış okunmasını bir halkbilimci olarak içime sindiremedim.”

DSP’li Yağız, Devlet Bakanı Aydın’a “Bu, Pir Sultan Abdal’a yapılan çok büyük bir haksızlık ve anısına karşı büyük bir saygısızlık değil midir? Ayrıca, yaşamsal önemdeki tarihsel olaylarımızı çarpıtmak ve halkımızı da tarihimizle ilgili olarak yanlış bilgilendirmek anlamına gelmiyor mu? Pir Sultan Abdal’ın en önemli demelerinden/şiirlerinden birinin TRT’de aslına uygun olarak söylenmesinin sağlanması için de bir girişiminiz olacak mıdır” sorularını yöneltti…



mutlu doğantan   |     [email protected]   |    antalya  |   25.8.2008

bir türkü için çocukluğumdan aklımda kalan bu dizenin mümkünse sözlerinin tamamı ile notasını bulabilirsem çok sevineceğim. hatirladığım sözler
güzel entarisinde yar yar köşeye amanin gizlar köşeye
benden selam olsun nazli ayşeye amanin gizlar ayşeye
olsun olsun yar güzel olsun
furun da sazlara düğünler olsun şarkı da olabilir ilginize şimdiden çok teşekkür ederim


serbay kayganacoğli   |     @   |    tekirdağ  |   23.8.2008

tebrik! sitede, aradığım türkü notalarını gördüm. çok hoşuma gitti. emeği geçen bütün üstadlarıma sevgi ve saygılar...

cenk hepdurgun   |     @   |    İzmir  |   17.8.2008

tebrik ederim şu sıralarda türk müziğinin geldiği durumdan ve türkü kültürünün giderek azalmasınan dolayı büyük üzüntü duyuyorum. İnsanların her gün radyolarında dinlediği sanat içeriği olmayan, türkçe pop şarkılarını dinlemesi beni gerçekten çok huzursuz ediyor. böyle bir zamanda sizin gibi sanatsever arkadaşların bu siteyi kurması ve emek vermesi, içeriğini geniş tutması beni gerçekten çok mutlu etti. sizi tebrik ediyorum harika bir site olmuş..

serdar türkmen   |     [email protected]   |    samsun  |   10.8.2008

site çok faydalandığım bir site. her seferinde sizlere teşekkür etmeye üşeniyordum bu sefer tıkladım ve yazmaya başladım. kolaylıklar

kangallı aşık   |     [email protected]   |    ankara  |   9.8.2008

aşık ruhsati bu siteyi hazırlayandan allah razı olsun çok güzel olmuş. bu güzelim insanlar dünyada ya var ya yok var isede biz bilmiyoruz. ancak söz uçar yazı kalır hesabı bu yazıları bu siteye ekleyen bu gün aşık ruhsatinin var olduğu gibi bizleri etkiledi. İnşallah sizlerde hazırlayanlarda etkilenir ve faydasını görür temmenisi ile allaha emanet olun.

çağlar   |     [email protected]   |    manisa  |   5.8.2008

neden ben bir çok siyasi ve taşlama içerikli türküleri bu sitede bulamıyorum.inşallah ileri zamanlarda bu olur. şimdiden teşekkür ederim.

maşallah İlci   |     [email protected]   |    bitlis/tatvan  |   5.8.2008

türküler önce bu siteyi oluşturanlara teşekkür ederim. kendisini türkücü sanan bazıları, türkülerin otantik yapısını bozarak işte bu filanın yorumu diyorlar ve türkülerimizi katlediyorlar türküler bizimdir kimsenin bozmaya hakkı yoktur.

yusuf uyk   |     @   |    ankara  |   28.7.2008

kutlama mükemmel bir site olmuş. elinize gönlünüze sağlık türküler ancak bu kadar işlenebilirdi. çok beğendim. çokta istifade edeceğime inanıyorum. ve yeni den sizi kutluyor çalışmalarınızın devamını dilioyorum.

yaşar dağ   |     [email protected]   |    antalya  |   19.7.2008

teşekkürler ben bir türk genci olarak böyle organizasyonlarla karşılaşınca o kadar mutlu oluyorum ki kuruculara çok teşekkür ediyorum

hanife saban   |     @   |    almanya/hamburg  |   18.7.2008

türkü değerli türkü sitesi hazırlıyıcıları, önce sizleri kutluyorum böyle halka açık bir görüş sayfası hazırladığınız için. fakat ben bulmak istediğim türküyü rahatlıkla bulamıyorum. yani örnek verecek olursak.. "bugün bize hoş geldiniz erenler"
hem türkülerle hem de barış ve başarıyla kalın


ethem gürhan   |     [email protected]   |    konya  |   13.7.2008

hata var. öncelikle böyle bir site yaparak kültürümüzü yaşatan siz değerli türkü dostlarina gönülden şükranlarimi sunuyorum. hüseynikten çıktım şeher yoluna türküsünün son kitasinda lütfi gelsin telgrafin başina bir tel çeksin musulda gardaşima olacak. teşekkürler...

murat yelten   |     @   |    şanlıurfa  |   11.7.2008

kazancı bedih yoluk şanlıurfa kültürüne, sıra gecelerine yıllarca maddi beklenti içinde olmadan ömrünü adamış, beyninde binlerce gazel ve urfa türkülerini ezbere bilen, dünyanın gelmiş geçmiş usta gazelhanı olarak bilinen "pir"lakaplı kazancı bedih yoluk"u unutmayalım. teşekkürler

Sayfalar: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] 8 [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83]

Kayıtlı mesaj sayısı: 2311


anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]