ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Sandığım Vardır Sırmadan Telden Hikayesi   

Bu türkünün kaynağı, hep  yaşadığımız yokluklar, savaşlar, esaretler ve hasretlerdir. Türkü bir savaş anında yaşanılan acı olayların üstüne yakılmıştır. Bu türküde bir ananın feryadı, gözyaşları; bir yavrunun ateşler içinde yanışı, kavruluşu vardır. Özellikle Erzurum yöresinde savaşların acılarını dile getiren yüzlerce öykülü türkü vardır. Bu türkünün öyküsünü bana, köyümüzdeki Ömer Çavuş adlı Narman, Toygarlılı yaşlı bir amca anlattı. Ömer Çavuş, Enver Paşa'nın alayında askerlik yapmış. Bana bu türküyü hem söyledi, hem ağladı hem de hikâyesini anlattı. Mehmet Çavuş, Yemen'de de savaşmış. Türkü söylemeyi, hikâye anlatmayı çok seven birisiydi. Köyde çocuklar onun dizinin dibinden ayrılmazdı. O, türküler söyleyip hikâyeler anlatırdı. Biz gençler bile çoğu zaman huşu ile onu dinlerdik. Bazı hikâyeleri anlatırken gözlerinden yaşlar boşanırdı. Bu türkünün hikâyesini de şöyle anlattı:
Tahminine göre 1915 yıllarıydı. Yani Ermeni mezaliminin olduğu yıllar. O yıllarda Ermeniler özellikle Doğu Anadolu'yu kan gölüne çevirmişlerdi. Bir gün Erzurum'un Hasankale ilçesine bağlı Tımarlı köyü halkını bu Ermeni çeteleri köy meydanında toplarlar. Köyde zaten çoluk-çocuk, kadın ve yaşlılar kalmış. Köyün gençleri yedi cephede savaşan ordumuzun saflarına katılmış yıllardır savaş meydanlarındadır. Eli silah tutabilecek bazı erkekleri üç-beş gün önce çeşitli yalanlarla alıp bir tenhaya götürerek kurşuna dizmişler. Ahaliyi köyün ileri gelenlerinden birinin avlusuna getirirler. Avluya bitişik ahır ve samanlık vardır. O yüzden en geniş ve en uygun yer olarak burayı seçerler. Tabii köyde en geniş kapalı yer, bizim merek dediğim bu tür mekanlardır. İnsanları mereğe doldururlar. küçük yaşlardaki balalar çok sevinirler. "Bize ekmek, aş vereceklerde doyasıya yiyeceğiz" diye. Ama diğer insanların yüreği kuşkuyla karışık korkularla doludur. Bunların ne yapacağı belli olmaz. Gözleri dönmüş bu çeteler, duyduklarına göre tüm köyleri, kasabaları yakıp yıkıyorlarmış... Çete mensupları halkı mereğe kapadıktan sonra kapıları iyice kapatırlar. Biraz sonra kapıların önüne torbalar dolusu birşeyler koyarlar. Bazıları bunları erzak torbası sanarlar. Halbuki bu torbalar barut ve saman doludur. Biraz sonra bunları ateşe verip avlu ve merekteki halkın üzerine atarlar. Samanlar alev alev yanar. Bu alevler içinde insanlar da çığlık çığlığa yanarlar. İşte bu mezalimden, yangında, ablasının kendisini alevler içindeyken bir taşın altına ittiği, sekiz yaşlarında, Şeref (Servet) adında bir çocuk sağ kalır. Mevsim kıştır. Servet o taş merdivenlerden sürünerek avlunun duvarına çıkar. Sürünürken de karnı, kolları ve bacakları yangında ısınan taşlarda yanar. Duvardan atlayan Servet, köyden güç bela uzaklaşıp bir kayadibine saklanır. Gün çoktan kararmıştır. Sabah olunca Servet ovaya doğru şöyle bir bakar ki bütün köylerden dumanlar yükseliyor. Köyü dumanlar kaplamış. Bir yakın köye gider. Orada bir eve sığınır. O köyleri de yakıp yıkmışlar. İşte bu viraneye dönmüş köylerden birinde de çocuklarını bir odaya koyup, komşulara yardıma giden, döndüğünde çocuklarını katledilmiş olarak bulan bir ananın inlemesidir bu türkü.Bir rivayete göre de (namusunu korumak için kayalıklara Servet gibi saklanan, sonra da yuvası dağılan) bir kadının, beşikte yavrusunun yanmış cesedini görmesi sonucu "Artık buralarda yaşamak zor" diyen Servet gibi yetim çocukları da beraberine alıp etraf köylülerle Anadolu'nun içlerine doğru göç eden perişan bir ananın feryadıdır bu türkü. Bir haykırıştır.



  Bir sandığım vardı telden sırmadan

  Bir çift balam vardı gülden goncadan

  Seyran kadın saçın yolsun durmadan

  Gide de gelmeye kötü seneler.

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Kuşmuyduz uçtuz körpe yaşızda

  Cenazeniz yuna yarın başında

  Mezarız kazıldı köyün başında

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Osman Çavuş gelir elsiz ayaksız

  Körpe yavrularım yandı kundaksız

  Bize taksimat bu kaldık otağsız

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Bir yanım Erzincan vermem Bayburdu

  Yıkılsın düşmanım tahtiylan yurdu

  Sağ olasın anam beni doğurdu

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Tutuştu ağıllar, dört bir yan yandı

  Yavrularım beşiğinden uyandı

  Herkes ağlıyordu her taraf  kandı

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Akşamdan yükleri tay eylemişler

  Sabahtan öküze hoo eylemişler

  Erzurum satılmış pay eylemişler

 

Seneler seneler hayın seneler

Gide de gelmeye kötü seneler

İşte böyle, böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

 

  Bir sandığım vardı sırmadan telden

  Bir çift yavrum vardı tomurcuk gülden

  Nasıl ayrılayım gül yüzlü yardan
 

Oğul Palandöken kar yine

Geç gelir bahar yine

Oğul çıkar yollara bakar

Ela gözlü yar yine

 



(Yöresi: Erzurum; kaynak kişi: Âşık Fuat ÇERKEZOĞLU; derleyen: Merdan GÜVEN)


Kaynak:
Merdan Güven
http://www.erzurumajans.com/ web sitesindeki yazısı




Türkü Hikayeleri




→ Bir Sandığım Vardır Sırmadan Telden Türkü Sözü

→ Bir Sandığım Vardır Sırmadan Telden Türkü Notası
Bu Sayfayı Yazdır


  Paylaş





anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]