ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
        Aşık Haydar Bektaş

  Aşık Haydar Bektaş
 
     İstersen dünyada sen yüzyıl yaşa
      Kimsenin muradın çıkarmaz başa
      Halimi arz etsem dağlara taşa
      Dedim götürmüyor bu gam yükünü.

            Aşık Haydar derki bu ahir çağı
            Bilenmiş geliyor ecel bıçağı
            Gökyüzünde uçan posta uçağı
            Dedim götürmüyor bu gam yükünün

 

    Aşık Haydar, 1894 yılında Çorum'un Alaca ilçesine bağlı İsahacı köyünde doğdu.

Aşık Haydar, güzel sesiyle herkesin dikkatini çekmiştir. Başta Karacaoğlan, Aşık Emrah ve yöresindeki Sefil Ali, Aşık Mehmet, Aşık Hasan, Budala (İsmail) ve Edna gibi usta aşıkların türkülerini söyledi.

Birinci Dünya Savaşı'nda askere alındı, daha sonra Kurtuluş Savaşına katıldı.

Yörenin usta aşıklarından olan ve aynı zamanda köyde hocalık yapan Aşık Edna (Mustafa), Aşık Haydar'ın hem hocası hem de ustası oldu.

Aşık Haydar'ın şiirleri genel olarak şu konular üzerinedir: Memleket, Cumhuriyet, Tanık olduğu olaylar, Kader ve yaşam.

Aşık Veysel, Aşık Haydar'ı şöyle anlatıyor:
Aşık Haydar'ı, İsahacı Köyü'nü iyi tanırım. Oralara bir kaç defa yolum düştü. Aşık her defasında sohbetlerimize katıldı, renk ve neşe verdi. Günümüz halk ozanları arasında tanıyıp sevdiğim, şiirlerini, halk zevkine uygun ezgilerini çok da beğendiğim Aşık Haydar'ı, ilk defa "Bebek" şiiri ile tanıdım.

Onun saz, şiir anlayışı hiç kimseye benzemez. Kendine özgü buluşları vardı. Dinlediğim şiirlerinin hepsinde aynı özelliği sezinlemek mümkündür. Haydar, Ali Necmi Beyin de anlattığı gibi hassas bir şair ruhuna sahipti. Konuşmasında, çalıp çağırmasında hissedilir bir ağırbaşlılık vardı. Söz düşmedikçe konuşmaz, bazen olur ki isteseniz bile söylemez, dalgın dalgın düşünürdü. Şiirlerinden en güzellerini (Güzelleme, Kader, Medet, Ne Dersin gibi) böyle dalgınlıktan sonra söyleyebildiğini anlatırlardı. Onu, asrımızın Aşık Kerem'i diye nitelemek çok hoşuma gitti. Bu deyim yazarın sihirli kaleminin olaylara kazandırdığı akıcılıkla daha anlamlı bir hal alıyor...

En çok bilinen eserleri: Aman Dünya ne dar imiş, Halimi Arz Ettim Dağlara Taşa, Kement Attın Koydun Beni Tuzağa, Yitirdim Yavruyu (Bir kuza da taş dibinde meliyor).

Ölümünden sonra şiirleri Eğitimci Ali Necmi Arısoy tarafından derlenip “Âşık Haydar, Hayatı, Şiirleri YALAN DÜNYA NE DARIMIŞ” isimli bir de kitapta yayınlandı.

Ömrünün son iki yılını ağır hastalık ile geçiren Aşık Haydar, 22 Eylül 1966 yılında aramızdan ayrıldı.

Kaynak: "Asrın Kerem'i"  Çorumlu Aşık Haydar (Bektaş)
Yaşamı - Şiirleri   Ali Necmi Arısoy

 


Eserlerinden bazıları:

Aman Dünya Ne Dar imiş

Hey Ağalar, hey Gaziler!
Ben bir derde düçar oldum.
Yetim kalacak kuzular
Ben bu candan bezer oldum.

İzmir, İstanbul koymadım
Derdime çare bulamadım
Ecelim yetip ölmedim
Bir kuruca kovan oldum.

Yirmi beş sene çektim
Yaş yerine kanlar döktüm
Kocadım belimi büktüm
Dertli dertli gezer oldum.

Bahar geçti dolandı güz
Sancı gitmez gece gündüz
Selahattin istedi beş yüz
Ben orada şaşar oldum.

Biraz ekin toklu sattım
Bindim Ankara'ya gittim
Beylerden rica ettim
Gülhane ye yatar oldum.

Röntgenci röntgene vurdu
Derdimi elime verdi
Operatör filmi gördü
Ben bıçağı sezer oldum

Yalan Dünya ne dar imiş
Dert çekmesi ne zor imiş
Midemde çıban varimiş
Can kafesten üzer oldum.

İkinci koğuşa yattım
Altı günü tamam ettim
Sedye ye kendim gittim
Bir ayna var bakar oldum.

İki iğne vurdu hoşalttı
Yardı karnımı boşalttı
İki saatte baş etti
Dikişimi diker oldu.

Bir kan vurdular koluma
Yönümü dönmem ölüme
Sedye geldi yanıma
Ben koğuşa gider oldum.

Dertli dertli gezer oldum
Ben derdimi yazar oldum.
Bu derdi ben çeke çeke
Öz canımdan bezer oldum.

Fıtık, apantistler gelir
Tabipler dersini alır
Her dertlere çare bulur
Ben bir taze civan oldum.

On beş gün oldu varalı
Karyolalar bir sıralı
Dokuz gün yattım yaralı
Ben oradan sılac oldum.

Bu derdimin dermanını
Kalem yazmaz fermanını
Ecel gelmiş can mı gider
Okur felek fermanını

Aşık Haydar der köyüme
Selamet vardım evime
Komşular geldi yanıma
Görüştüm şadıman oldum.



Güzelleme

Gezerken sahrada bir güzel gördüm
Boyu da selvinin dalına benzer
Yanakları berelenmiş al derim
Müzeyyen bahçenin gülüne benzer.

Henüz on sekizdir yirmi yaşı
Mevlam hilal etmiş çekilmiş kaşı
Açmış ak göğsünü sehere karşı
Baktım Erciyes in karına benzer.

Al giyinmiş bahar mısın yaz mısın?
Aşıklara cilve misin naz mısın?
Sormak ayıp gelin misin kız mısın?
Dolaşmış zülüfler geline benzer.

Sana tay gelir mi dünyanın varı
Yarinden ayrılan kılmaz mı zarı
Bozulmuş kovanı inleşir arı
Lebleri oğulun balına benzer.

Nedir böyle aşıkları yakışın
Ak gerdana dürdaneler takışın
Aşık Haydar yorgun meral bakışın
Mısırda Zelha’nın yarine benzer.



Kement Attın Koydun Beni Tuzağa

Kement attım koydun beni tuzağa
Kurtulamam kader senin elinden.
Terki diyar etsem gitsem uzağa
Kurtulamam kader senin elinden

Cömertsin ganisin her şeye nazır
Kimin yoksul ettin kimisin vezir
Her nereye gitsem yakamda hazır
Kurtulamam kader senin elinden.

Baharlar erişse karışsam güle
Halim arzeylesem garip bülbüle
Yükletsem eşyamı göç etsem bile
Kurtulamam kader senin elinden.

Karışmadım felek senin işine
Derdin nedir düştün benim peşime
Çadır kursam yüce dağlar başına
Kurtulamam kader senin elinden.

Bülbüller öter mi yaz olmayınca
Gazeller dökülmez güz olmayınca
Haydar toprak ile düz olmayınca
Kurtulamam kader senin elinden
  Halimi Arzettim Dağlara Taşa

Derdimi dökeyim gurbet eline
Dedim götürmüyor bu gam yükünü
Adana ovası, Manya çölüne
Dedim götürmüyor bu gam yükünü.

İstersen dünyada sen yüzyıl yaşa
Kimsenin muradın çıkarmaz başa
Halimi arz etsem dağlara taşa
Dedim götürmüyor bu gam yükünü.

Muhannetin derdi elin gahrine
Dayanamam acı tatlı zehrine
Koca Kızılırmak, Fırat nehrine
Dedim götürmüyor bu gam yükünü.

Bize hücum etti bu gam taburu
Mevla bize versin ulu saburu
Deryalarda yüzen Yavuz Vapuru
Dedim götürmüyor bu gam yükünü.

Aşık Haydar derki bu ahir çağı
Bilenmiş geliyor ecel bıçağı
Gökyüzünde uçan posta uçağı
Dedim götürmüyor bu gam yükünün


Yitirdim Yavruyu

Öğleninen ikindinin arası
Yitirdim bebeği ben bulamadım.
Ağlayı ağlayı arar anası
Yitirdim bebeği ben bulamadım

Yavru ateşinden nasıl durayım
Atatürk'e telgraflar vurayım
Müjdesine beş yüz altın vereyim
Yitirdim bebeği ben bulamadım

Gece gündüz gezdim seyikler gibi
Dolandım dağları geyikler gibi
Ne dereler koydum ne taşlar dibi
Yitirdim bebeği ben bulamadım

Zalim ne olduysa şu bana oldu.
Her geçen gün benzim sarardı soldu
Araba mı çarptı, yolcu mu buldu?
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Hayal hayal görmedim mi düşünde?
Zalim düşman gezer imiş peşinde
Bir masum u paktı iki yaşında
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Koyun değil kurban diye kesile
Katil değil mahkum olup asıla
Bir yavru yitirdim bu nasıl ola
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Nasıl zalim imiş bu işi tuttu
Ağlayı ağlayı dağa mı gitti?
Kuzgun mu götürdü kurtlar mı yırttı?
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Asker değil mektubunu yazıyım
Ölmedi ki mezarını kazayım
Şu dağları koyak koyak gezeyim
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Ana diye ağlar artar fırağı
Baba diye ağlar yoktur durağı
Buna dayanır mı ana yüreği?
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Anası da koyun gibi meliyor
Yanık sesi yürekleri deliyor
Komşular da bulamamış geliyor
Yitirdim bebeği ben bulamadım.

Aşık Haydar gezer kendi halinde
Tellal nida eder Çorum İlinde
Alaca Kazasının Küre Köyünde
Yitirdim bebeği ben bulamadım.


Bilmem

Felek yıktı devranımı demimi,
Ya ben kime gidem imdada bilmem?
İsyan deryasında buldum gemimi,
Silkinip çıkacak bir ada bilmem.

Yağmur yağar birbirine karışır,
Küsülüler dostu ile barışır.
Dertliler gelmiş de derdin yarışır,
Dertsizler ne gezer arada bilmem?

Feleğin ardından yetmiş var-mola?
Matafın eksiğe satmış var-mola?
Dünyada murada yetmiş var-mola
Hele ben ermedim murada bilmem.

Günler geçer hafta olur, ay olur.
Hakka hizmet eyleyenler sayılır,
Aşıklara ödülleri pay olur,
Ben de olur muyum sırada bilmem?

Aşık Haydar der ki bir müşkül kandır,
Yenemem kendimi bilmem ne haldır
Rabbim derdimin dermanın gönder,
Tabuta mıh oldum kura da bilmem


Onsekizbin alemleri var eden

Onsekizbin alemleri var eden
Ol Hüda’dır cümle alem tapusu
Muhammet Mustafa Haydar-ı Kerrar
Bir nurdan halkoldu onun ikisi

Ezelden nur idi kandilde durdu
Dünyayı toplayıp avucuna derdi
“Kün” dedi alemin binasın kurdu
Ol Haydar kendidir ilmin kapısı

Kırklar el bağlayıp divan dizildi
Bir yeşil el geldi engür ezildi
Doksan bir kalemde Ahmet yazıldı
Bir kan bir can oldu onun ikisi

Ziram hüccet aldı ol Mustafa’dan
Vakit tamam imiş göçtü dünyadan
Seksen deve yükü Zıllihisar’dan
Bütün lali gevher yüklesin hası

Haydar’yem bize himmet Ali’den
Hünkar Hacı Bektaş sırrı Veli’den
Doldurdu bir kadeh verdi elinden
Beni bu sevdaya saldı birisi.

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]