ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
       Gürani Doğan

Gürani Doğan  
Avrupalı olduk köyü unuttuk
Dara düştüğümüz geride kaldı
Tarlada bahçede sarı sıcakta
Ayran içtiğimiz geride kaldı 


     Gürani der sanki uyandık düşten
     Ayrıldık dostlardan kardeşten eşten
     Ağustosta ırgatlıkta güneşten
     Yanıp piştiğimiz geride kaldı




     1956 yılında Sungurlu'nun Kamışlı köyünde doğdu. Asıl adı İsmail Doğan Kamışlı'dır. Küçük yaşlarda aşıklık geleneğini ve bağlama çalmayı öğrenmeye başladı. Önce dayısı aracılığıyla sonra da Aşık Yarebülbül'ün yardımıyla bağlama ve geleneğe ilişkin bilgisini pekiştirdi.

Ortaokul yıllarından beri şiir yazan Aşık Gürani, köylerine gelip giden aşıklar aracılığıyla da birçok yöre tavrı ve deyişi öğrendi. 1974 yılında Almanya'ya yerleşti.

Aşık Gürani, kendi şiirlerinin yanında başka aşıkların şiirleri ve yaşamlarından kesitler veren kitap çalışmaları da yapmaktadır.

Avrupa'nın çeşitli yerlerinde kültür etkinliklerine katılan Aşık Gürani Doğan, kendi şiir ve deyişlerini seslendirmesinin dışında Türkiye'nin çeşitli yörelerinden de birçok türküyü arşivlere aktardı.

Sevdadan toplumsal taşlamaya dek her konuyu işleyen Gürani Doğan, yaşadığı bölgedeki aşıklara ilişkin "Bal Çiçekleri" (1995), Aşık Dursune Bacı'nın yaşamı üzerine "Gül Olmak İstedim" (1995) ve "Alevilikte Ön Bilgiler ve Cem, Zakirlik" (1998), "Aşık Yarebülbül, Yaşamı ve Şiirleri" (2002) adlı araştırmalarının yanında, şiirlerinin bir bölümünü "Sevgi Kuşağı" (1993) adlı kitapta topladı.


Saza Sarıldım

Bu dünyanın derdi yaşamın kahrı
Feleğe kızdıkça saza sarıldım
Sevdiğim saydığım candan dostlarım
Kafamı bozdukça saza sarıldım

Bilinmiyor imiş insanın özü
Varlık hırsı ile doluysa gözü
Çıkar için kendin öğenin sözü 
Bana dokundukça saza sarıldım

Arayıp gezdikçe derdime çare
Bölünür yüreğim bin pare pare
Melhem diye elim açtığım yare 
Deyişler yazdıkça saza sarıldım

Bazen kucakladım bazen yaslandım
Kimi zaman coştum çaldım uslandım
Haksızı gördükçe ona hırslandım
Bu gönlüm azdıkça saza sarıldım

Saz sevgisi girmiş tüm benliğime
Gürani Doğan'ım anlatam kime
Yaşamın kahrından gelip içime
Sızılar sızdıkça saza sarıldım


Denk Olsun

İnsanlara kabul ettir kendini
Ayağın başına denk olsun yani
Helalı haramı seçmesini bil
Ekmeğin aşına denk olsun yani

Sevgiyle dolarsa kalp denen oda
Güzellik var tat var aşkı sevdada
Havayı hevese yelme dünyada
Yaşantın işine denk olsun yani

Yardım et çevrene biraz fayda ver
Beyin denen şeyi akıl ile ör
Bilimle ilgilen gerçekleri gör
Hayalın düşüne denk olsun yani

Gürani Doğan'ım insanlık kalsın
Düzen ver kendine el örnek alsın
Doğruluk güzellik mirasın olsun
Yavrular peşine denk olsun yani


Doğru Söyler

Dostun dosta aşk ateşi
Kül ise kül doğru söyler
Sevginin görünen eşi 
Gül ise gül doğru söyler

Aşk ise bağrını yakan
Dil yoluyla dışa çıkan
Gönülden gönüle akan
Sel ise sel doğru söyler

Ölmez gerçek aşka yanan
Aşka sevgiye inanan
Dostça kardeşçe uzanan
El ise el doğru söyler

Aşıktır aşk alıp satan
Mayasına aşkı katan
Aşkı türküyle anlatan
Tel ise tel doğru söyler

Aşkın gömleğini giyen
İçten sevgiden söyleyen
Gönülden vicdandan diyen
Dil ise dil doğru söyler

Gürani Doğan ver değer
Aşık olan aşkı över
Sevgi ırmak gönül eğer
Göl ise göl doğru söyler


Müşteriler Var

Gül satarım alan yoktur
Çalıya müşteriler var
Sevgi anlatan sevilmez
Suluya müşteriler var

Kadir kıymet bilinmiyor
Dosta doğru gelinmiyor
Canlı alim sevilmiyor
Ölüye müşteriler var

Gürani Doğan da haktır
Ama akıl muhakkaktır
Akıllıya ilgi yoktur
Deliye müşteriler var


Zoruma Gider

Aşkı sevdasına yandığım Dilber
Bana yüzün astı zoruma gider
Ne mektubu gelir nede bir haber
Selamını kesti zoruma gider

O idi gönlümde olan sahibi
Dertlerimin ilaç saran tabibi
Ayrılık rüzgarı sam yeli gibi
Aramızda esti zoruma gider

Kul idim köleydim ben ona ezel
Gürani Doğan'ın gönlüne özel
Derdinden dertlere düştüğüm güzel
Konuşmadan küstü zoruma gider


Bu Evde

Kadınım sen olmayınca
Perişanız biz bu evde
Duruyor teller parmaklar
Çalınmıyor saz bu evde

Ev sanki dağda bir kovuk
Yemek tatsız çorba soğuk
Yüzler yıkık sesler boğuk
İnan her yer buz bu evde

Anasız civciv misali
Perişan bizlerin hali
Masa dolap sen gideli
Katmer katmer toz bu evde

Sensiz bizi rahat sanma
Gelip gittiğime kanma
Ne olursun hastalanma
Salın salın gez bu evde

Bunlar şaka değil inan
Vücudu gezdirir ya bu can
Sensiz bu Gürani Doğan
Sanki kirli bez bu evde
  Geride Kaldı

Avrupalı olduk köyü unuttuk
Dara düştüğümüz geride kaldı
Tarlada bahçede sarı sıcakta
Ayran içtiğimiz geride kaldı 

Gölge yapar idik kuru dallardan
Zalim kullar anlamazdı hallerden
Diz boyu karlardan çamur yollardan
Gelip geçtiğimiz geride kaldı

Gün boyu tarlada kendimizi yorup
Feleğe kahredip çıkar yol sorup
Hocaya dedeye dermana varıp
Dertler deştiğimiz geride kaldı

Mevla neler eder bak neler etti
Nice perişanlık günümüz bitti
Hayali anısı silindi gitti
Köyden göçtüğümüz geride kaldı

Gürani der sanki uyandık düşten
Ayrıldık dostlardan kardeşten eşten
Ağustosta ırgatlıkta güneşten
Yanıp piştiğimiz geride kaldı


Bağlı

Dedem gitmiş Babam gitmiş ben varım
Dün dünün ardında dün düne bağlı
Bir vücuttan başka beden oluşur
Can canın ardında can cana bağlı 

Kaç adam geçmiştir milyonca sene
Her kula dün gibi geliyor gene
Böl seneyi aya ayları güne
Gün günün ardında gün güne bağlı

Kin silah iledir sevgide gülle
Adam adam olur akılla dille
Kamil kamil ile ehil ehille
Cin cinin ardında cin cine bağlı

Alimlik ariflik kendin bilişte
Allah de insan de dünya de işte
Evren düzenin de düzgün dönüşte
Kim kimin ardında kim kime bağlı

İnsan özelliği ile dolmazsan
Gürani Doğan'ım aşkı bulmazsan
Sevgiyi dostluğu öne almazsan
Kin kinin ardında kin kine bağlı


Suçu Yok

Başında dert bela yalan dünyada
Hay etti araya daldı suçu yok
Bilmiyor bir çile böyle başında
Sebepsiz sarardı soldu suçu yok

Çok alay eyledi elin alıyla
Kimseye hayırı yoktu halıyla
Zengin oldu fitne fesat yoluyla
Mazlumun malını aldı suçu yok

Kimde para görse diyor bana mı
Çaldı varlığımı üzdü anamı
Evimden eleğim damdan danamı
Ahırdan atımı çaldı suçu yok

Yaptığı herşeyi güzelce saklı
Yanına uğrasan feryatlı ahlı
Gündüz külahlıdır gece silahlı
Zorla el evinde kaldı suçu yok

Bu Gürani Doğan der feryadından
Onda iman vicdan kuru odundan
Korkar olduk gece gündüz adından
İçimize ateş saldı suçu yok


Önemli Değil

İnsanın rengine bakma
Derisi önemli değil 
Gönlüne bak fikrine bak
Gerisi önemli değil

İnsandır evrenin süsü
Akıl bağlayan köprüsü
Cahil kişinin ölüsü
Dirisi önemli değil

Her şeye açık düşünce
İnsanı hakkı deşince
İkisi bir birleşince
Birisi önemli değil

Özünle benze insana
Suçu Gürani Doğan'a
Birkaç kamil yeter sana
Sürüsü önemli değil


Sürüklenip Gidiyorum

Yalan dünyanın çarkında
Sürüklenip gidiyorum
Olmasam dahi farkında
Sürüklenip gidiyorum

Yuvarlanan kapak gibi
Uçurumda toprak gibi
Yel önünde yaprak gibi
Sürüklenip gidiyorum

Sevapta şerde vebalde
Her gün başka başka halde
Feleğin çizdiği yolda
Sürüklenip gidiyorum

Seçemem düşü hayali
Herkesin ben gibi hali
Boşlukta bir toz misali
Sürüklenip gidiyorum

Gürani Doğan'ın bağrı
Bazen sevinç bazen ağrı
Hedefim ecele doğru
Sürüklenip gidiyorum


Sılaya

Aramızda sıra sıra dağlar var
Ha deyince varılmıyor sılaya
Her günbatımında basıyor efkar 
Ha deyince varılmıyor sılaya

Tütüyor burnuma dostun her biri
Ankara değil ki varda gel geri
Yurt oldu batası Alman elleri
Ha deyince varılmıyor sılaya

Yar olmazsa saran olmaz derdini
Bilemezsin karlı dağlar ardını
Bu Gürani Doğan özler yurdunu 
Ha deyince varılmıyor sılaya


 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]