ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
        Gurbetî
    
Gurbeti  Yaz gününde nara düştüm
  Gülistanda hara düştüm
  Hal bilmeyen yara düştüm
  Ben, zamansız misafirim yalan dünyada


          Gurbetî bıktım aymazdan
          İnsanı insan saymazdan
          Kulun hakkıyla doymazdan
          Ben, zamansız misafirim yalan dünyada


    Asıl adı Bilal Çamlık olan Aşık Gurbetî, 6.9.1958’de İsmail ve Selver Çamlık’ın dördüncü çocuğu olarak Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Soğukpınar(Mamaş) köyünde doğdu. İki yaşında iken Pozantı’ya(Adana), altı yaşında iken Ankara’ya geldi. Enstrüman ile ilk tanışması altı yaşında mandolinle oldu. 12 yaşında iken büyük ablasının ünlü halk ozanı Mahmut Erdal’dan Ankara’da satın aldığı siyah tekneli cura sazla bağlama çalmaya başladı. Bağlamada düzen tutturmayı Güray Taptık Hoca’dan ve mahalle berberi Şenkayalı Vural’dan öğrendi. Aynı mahallede (Balkiraz Mahallesi-Ankara) oturduğu Neşet Ertaş’tan manevi katkı ve teşvik gördü, ilham aldı (1968-75).

İlk, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1977‘de Dil ve Tarih –Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Üniversite öğrencisi iken, Alman Akademi Değişim Hizmeti(DAAD) bursuyla Trier Üniversitesi’nde derslere katıldı. “Dillerin Ortaya Çıkışıyla İlgili Teoriler” konulu lisans teziyle 1981 yılında Ankara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.

Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1982 yılında yukarıda anılan kuruluşun(DAAD) bursuyla Bremen’de Germanistler seminerine katıldı. Yazıbirimbilim(Grafemik) alanında yüksek lisansını, 1981 yılında asistan olarak görev yaptığı Selçuk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nde (1981-83) tamamladı. Vatani görevini, 1986-87 yıllarında tercüman asteğmen olarak Ankara’da yerine getirdi. Bilal Çamlık’ın, “Almanya’daki Yabancıların (Türk’lerin) Entegrasyonu” konulu Doktora çalışması ise tez aşamasındadır.

1987 yılında Dışişleri Bakanlığı’nın açtığı sınavını kazanarak Dışişleri Bakanlığı’na geçti. 1989 yılında Ataşe olarak Arnavutluk’un başkenti Tiran’a gitti. Sonra Almanya (Berlin), Beyaz Rusya(Minsk), yeniden Almanya’da(Nürnberg) Ataşelik görevlerini sürdürdü. 2000 yılında Merkez görev için Ankara’ya döndü ve bir yıl sonra yeniden Arnavutluk’taki Türk Büyükelçiliği’ne Ataşe olarak atandı. Üzerinde altı yıl çalıştığı Arnavutça-Türkçe Karşılaştırmalı Dilbilgisi kitabını 1996 yılında Ankara’da yayımladı.

1996 yılında atandığı Beyaz Rusya’da ‘Minsk Devlet Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi Türkçe Bölümü’nde bir yıl süreyle (1997-1998) Türk Dili dersleri verdi ve öğrencileri ile birlikte, metodolojik olarak mevcutlardan oldukça farklı bir görünüm arz eden ve halen yayıma hazırlanan Rusça Dilbilgisi kitabını hazırladı. Minsk Devlet Radyosu’nda bağlamayı tanıttı ve birkaç türkü seslendirdi.

2001’de yeniden atandığı Arnavutluk’ta, İdari ve mali işlerin yanısıra kültürel işlerden de sorumlu ataşe olarak onlarca etkinliğe imza attı. Büyükelçi Murat Oğuz’un himayesinde İstanbul ve Tirana Ticaret Odaları tarafından Tiran’da iki kez karma fuar düzenlenmesine katkıda bulundu. 3 yıllık bir süre içinde Türkiye-Arnavutluk ticaret hacmi iki katına çıktı. Bilvesile bazı Türk firmalarının Arnavutluk’ta yerleşik düzene geçmesine ön ayak olundu.

2005 yılında ikinci kitabı olan ve Arnavutlara Türkçe öğretmeyi amaçlayan kitabı ‘Merhaba-Metoda e Mesimit te Gjuhes Turke’ (Infbotues 2005 Tirane, ISBN:9994371053) adlı eseri Tiran’da yayımlandı.

2007 yılında Dışişleri Bakanlığı İdare Müdürlüğü görevini müteakiben Londra’ya tayin oldu. 2008-2012 yıllarında Londra’daki Türk Başkonsolosluğu’nda Muavin Konsolos olarak yaptığı görevden sonra, Dışişleri Bakanlığı’nda merkez göreve atandı. 2014 yılında Muavin Konsolos olarak yeniden Almanya’ya tayin oldu.

İyi düzeyde Almanca ve Arnavutça, orta düzeyde İngilizce ve vasat düzeyde Rusça bilen Bilal Çamlık evlidir ve Duygu Çamlık Güngör adında bir kız, Dorukhan Barış Çamlık adında bir oğul ve Zeynep Duru Güngör isminde bir kız torun sahibidir.

SANATSAL ETKİNİKLERİ:
Amatörce yaptığı beste çalışmaları ilk kez 1990 yılında Tiran’da kabul gördü. Halen Paris’te orkestra şefi ve öğretim üyesi olarak çalışan Piyanist Genci Tuqiçi tarafından aranje edilen İNANMAM adlı yapıtı Arnavutluk Radyo Televizyon Kurumu Senfoni Orkestrası’nca icra edildi. Bilal Çamlık, bu şarkısını bağlamasıyla senfoni orkestrasına eşlik ederek Arnavutluk’un ünlü sanatçısı İrma Libohova ile birlikte yorumladı. Bu olay, yumuşama sürecine girmiş Arnavutluk rejiminin sanatsal ilk açılımı oldu. Zira Arnavutluk’un geleneksel kış festivalinde yıllarca hiç bir yabancı konuk yer almamıştı. Türk basınında da yer alan bu etkinlik (Hürriyet Gazetesi-27 Aralık 1991), dünya basınına da yansımıştır. Arnavut gazetelerinde birçok röportajı ve şiiri yayımlandı. Halk müziği tabanlı birkaç ezgisi çokseslendirilerek operada kuartetlerce çalındı. Bazı ezgileri piyanoya uyarlandı. Piyanoya uyarlanan yapıtı Roma Operası’nda Arnavut Piyanist Egland Hasa tarafından yorumlandı. Bir eseri yaylı sazlar kuvarteti tarafından Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da seslendirildi. 1992 ve 1993 bahar festivallerinde konuk besteci olarak yer aldı. “Yunus’a Atfen” adlı ezgisi, operaya uyarlandı , Prof. Hikmet Şimşek tarafından yönetilecek olan eser, Arnavutluk Opera sanatçılarının greve gitmeleri nedeniyle icra edilemedi. Hafif müzik dalındaki besteleri , Arnavutça sözlerle Arnavut medyasında halen yayınlanmaktadır.

Nürnberg’de müzik çevresiyle yakın ilişkide bulundu. TEMA VAKFI için söz ve müziği kendisine ait olan TEMA MARŞI’nı besteledi ve Nürnbergli özverili 28 kişiden oluşan Türk ve yabancı müzisyenlerle seslendirdiği bu marşı TEMA VAKFI’na armağan etti ve TEMA MARŞI CD’sini çıkardı. Aralarında Derdiyok Ali’nin de yer aldığı Nürnberg’li farklı kültürlerden gelen müzisyenler, sanatın barışçıl ortak dilinin bütünleştiriciliğini anlamlı bir doğa şarkısında bir kez daha kanıtlamıştır. Marş’ın ortaya çıkmasında; düzenleme, kayıt ve sanat yönetmenliğini başarı ile ve karşılıksız olarak üstlenen usta müzisyen Gökhan Sögüt’ün emeği ve özverisi, her türlü takdirin üzerindedir. Marş, Türk - Alman basını ve vatandaşlarca beğeniyle karşılandı ve ilk kez RTL-TV Bavyera kanalında bir söyleşi ile birlikte yayınlandı. Alman yerel basınında da olumlu tepki bulan TEMA MARŞI, vakfın marşı olarak halen Türkiye radyolarında ve TEMA etkinliklerinde kullanılmaktadır.

Arnavutluk televizyonlarında bağlamanın tanıtılması konusunda muhtelif programlara katıldı. Balkan müziği konulu panellerde Türk müziğinin Balkan müziğindeki yerini ele alan konuşmalar yaptı. Televizyon programlarında Buzuki’nin Türkiye’de ‘bozuk’ olarak adlandırılan ‘bağlama’dan geldiğini ve ‘mandolin’ ile ‘hibrit’ birleşimle bugünkü halini aldığını savunduğu tezi, Arnavutluk’ta yaşayan Yunan asıllı ve Arnavut müzikologlarca o güne kadar Balkanlarda yaygın olarak sunulmamış bir sav olarak kabul gördü. Ayrıca Bilal Çamlık’ın bu konudaki argümanları Arnavutluk halkı nezdinde ilgi ve takdir topladı.

Arnavutluk’un güzide halk müziği sanatçılarından Valbona Mema ile birlikte ‘Üsküdara Gider İken’ (ki bu yorum albümlerde yer aldı) adlı halk şarkısını Türkçe olarak TV ve halk konserlerinde seslendiren Bilal Çamlık, Durres sahilinde organize edilen açık hava konserinde, söz ve müziği kendisine ait olan ‘Petruşka’ adlı eserini “Sen gideli” adıyla Arnavutluk’un dünyaca tanınmış tenörü Kastriot Tusha ile birlikte okuyan tanınmış Türk soprano Nilgün Akkerman’a Arnavutluk Radyo Televizyonu Senfoni Orkestrası’yla birlikte bağlamasıyla eşlik etti (2004). Bu şarkı, daha sonra İrma Kurti tarafından ‘Mum ışığında’ (Nen Driten e Qirinjve) başlığıyla Arnavutçaya uyarlandı ve Kastriot Tusha tarafından son albümünde seslendirildi. Klibi de çekilen yapıt, televizyon ve radyolarda yayınlanmaktadır.

2005 yılında Arnavutluk’un Durres şehrinde antik tiyatroda gerçekleştirilen ve canlı yayınlanan Dünya Kainat Güzeli yarışmasının açılış eserine (Sherbelo) bağlama ile eşlik etti. Eser, Arnavutluk ve diasporasında büyük yankı uyandırdı ve Top Channel adlı televizyonda 3 ay süreyle sabah saat 08.00’de yayınlandı. Eserin icrasında ünlü Arnavut şarkıcılar Alexander Gjoka, Eranda Libohova, Redon Makashi ve Evis Mula ile sahne aldı.

‘Kısmet’ aldı fantezi eseri, İrma Libohova tarafından ‘Kismet’ başlığıyla Arnavutça sözlerle seslendirildi ve albüme alındı. Eserin alt yapı çalışmaları ise Selanik’te gerçekleştirildi. (Şarkının Arnavutça sözleri İrma Libohova tarafından yazılmıştır).

Gerek Arnavutluk gerekse Kosova ve Makedon sanatçıların stüdyo çalışmalarında onlarca Arnavutça yapıtına ve albüm çalışmasına bağlama ile eşlik etti. ‘Sevgi asla geliyorum demez’ adlı eserini Arnavutça ve Türkçe olarak mezzosporano Manjola Nalbani ile birlikte seslendirdi. Bu yapıt adı geçen sanatçının son albümünde yer aldı ve birçok televizyon kanalında müzik programlarında yayınlandı.

2007 yılında Dışişleri Bakanlığı Türk Halk Müziği Korosu’nu kurdu ve yönetti. Koronun şefliğini yurtdışı tayinine değin sürdürdü ve 2008 yılında Muavin Konsolos olarak Londra’ya atandı.

Londra Başkonsolosluğu’nda Muavin Konsolos olarak görev yaparken ilk sanatsal etkinliğini, ‘Kadın ve Psikoloji’ söyleşileri çerçevesinde yapılan bilimsel söyleşinin açılış ve kapanışında bağlamayla üç eser (Beyaz Giyme Toz Olur-Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım- Mavilim Mavişelim) seslendirdi. Böylece, Kıta Avrupasında yaygın olan bir uygulama, İngiltere’deki bir Türk etkinliğinde de gerçekleştirilmiş oldu ve bu çalışma, yerel basında yer buldu.

Bilal Çamlık, Britanya Türk Kadınları Derneği’nin (BTKD) 14 Ocak 2011 tarihinde düzenlediği “Aşık Veysel’i Anma Gecesi”nde, BTKD üyeleriyle birlikte Veysel Baba’nın 10 türküsünü bağlamasıyla yorumladı. Yerel basında geniş ölçüde yer alan etkinlik, Veysel’e hasret kalmış Türk izleyicilerinin yüreklerini ve ruhlarını okşarken, kültür zenginliğimizin farklı bir boyutunu gurbet elde yaşamanın gururuyla insanlarımız bir araya geldi. Gecede, BTKD üyeleri Veysel’in sonsuza intikal edecek olan eserlerini yürekten ve en derin duygularla okudular. Bu suretle gece, aynı zamanda güzel bir şiir ziyafetine de dönüştü.

2010 yılında, usta sanatçı Güler Duman, “Türküler Dile Geldi” albümünde Gurbeti’nin ‘Zalim Ayrılık’ adlı hicaz (garip ayağı) türküsünü yorumlamıştır.

Gurbeti’nin Güler Duman ile yolu bir Alman rock grubunun İstanbul adlı çalışmasında yeniden kesişmiştir. Terry Hoax adlı Alman rock grubunun 2011 yılında çıkardığı son albümü ‘Serious’’da seslendirdiği İstanbul adlı şarkının uygarlık kenti olan İstanbul’un tanıtılmasına sanatsal bir katkı olan Türkçe bölümünün sözlerini Gurbeti yazmıştır. Aynı bölümü halk müziğimizin seçkin sanatçısı Güler Duman yorumlamıştır.

Almanya’da müzik çalışmalarını sürdüren Çelikler adlı Türk Grubu, Aşık Gurbeti’nin ‘Sevgi Asla Geliyorum Demez’ adlı şarkısını son albümlerinde başarı ile seslendirmiştir.

Bilal Çamlık, binlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek günümüze ulaşan halk kültürümüzün tanınması-tanıtılması ve bir sonraki kuşaklara aktarılması katkısını, ömrünün yarısından çoğunu geçirdiği gurbetten ve aslında bu dünyanın bizatihi kendisinin GURBET olduğunu düşündüğünden dolayı seçtiği GURBETî mahlasıyla sürdürmektedir.

SANAT ANLAYIŞI: Serbest ölçülerle de şiir yazan GURBETî, Atatürk ilkeleri ile yetişmiş ; her türlü insanın her türlü manevi inancına, bu inanç, topluma, devletin genel yapısına ve uzun vadede insanlığa zarar vermediği sürece saygı duyan; insanın davranış sınırını yasalar ve teamüllerle çizilmiş ve asgari rahatsız etmemek biçiminde algılayan; sevgide limit tanımayan, özde bütün varlıkların iyi olduğuna inanan, yanlış eğitim ve öğretimin insan genetiğine işleyerek toplumları dejenere ettiğini düşünen; iki sınırsız olgu olarak Tanrı’yı ve sevgiyi gören ve bunu yalnız insanda değil, aynı zamanda her nesnede, her varlıkta hisseden; sanatı, insanın mayasından sancılı ve duygusal bir doğum, doğuran kişiyi de sanatçı olarak adlandıran, doğayı ve insanı çelişkili uyum içinde gören ve yazdığı dizelerinde; sevgi, barış, içtenlik, hakta denge ve doğayı işleyen çağdaş bir halk ozanıdır. Sanat yaşamına yapıtlarından hiçbir maddi kazanç sağlamadan tevazu ölçülerinde bir gönül adamı olarak devam etmektedir.

ESERLERİ:
1- Arnavutça – Türkçe Karşılaştırmalı Dilbilgisi, Kılıçarslan Matbaası, Ankara, 1996
2- TEMA MARŞI CD’Sİ , MÜ-SA Stüdyoları, Nürnberg, 2000(TEMA’ya armağan)
3- ‘Merhaba-Metoda e Mesimit te Gjuhes Turke’ (Ingbotues 2005 Tirane, ISBN:9994371053)

[email protected] [email protected]

Tema Marşı (Kısa tanıtım)


Eserlerinden bazıları:

DİYEMEM

Ehli iman olmak her kula haktır
Sana hakikati görme diyemem
Riyadan arınıp safi gelirsen
İnsan meclisine girme diyemem

Gurbetî kainat mekana sığmaz
Boş olan başaklar boynunu eğmez
Toz düşmeden suya ağaca değmez
Her zerreye değer verme diyemem
Tiran, 8.5.2002


BANA DEĞER

Gül dalında ince diken
Yara değmez bana değer
Dağa yağmur yağar iken
Kara değmez bana değer

Altın tasa uymaz sergen
Ayağa uzanmaz yorgan
Kamile takılmaz urgan
Dara değmez bana değer

Cahil heran önde yürür
Ergin bir kenarda durur
Gurbetî mızrabın' vurur
Tara değmez bana değer
Tiran, 02.02.2002


İNSAN OLMAK

Vermeyle azalmaz malı hünkarın
Muhtaca vermeye erinir gider 
Doyar mı doymaz mı bilmez ki karın
Yoksul avaz etmez sürünür gider

Özünde var kayırmak, riya bir beden
Yorulmaz doldurur hakkım demeden
Durur mu hiç bulduğunu yemeden
İnsan kisvesine bürünür gider

Gurbetî maksat üç gün dünyada
Güzel olsun gerek var mı feryada
Balık sanar aslın' yüzer deryada
Dünya hayal olur görünür gider
Tiran, 5.11.2001


YARALIYIM DOST

Değme tabip değme onmaz,
Yaralarım azar bugün
İlaç almaz, merhem tutmaz
Yürekten kan sızar bugün
Yaralıyım dost

Yar uzakta, sılam nerde?
Alıştı bu can kederde
Çare yok mu ki bu derde
Gönül çölde tozar bugün
Yaralıyım dost

Gurbetî solgundur gülden
Beter oldum ben bülbülden
Birşey gelmiyor ki elden
Kalem kara yazar bugün 
Yaralıyım dost
Tiran, 26.10.2001



TEMA MARŞI

Bulut ve yağmur, 
Yağmur ve toprak,
Toprak ve ağaç,
Türkiye Çöl Olmasın

Doğa ve insan,
İnsan ve sevgi,
Sevenler ayrılmasın

Türkiye çöl olmasın
Sevenler ayrılmasın
Güneş ve yaprak,
Yaprak ve hava,

Hava ve hayat,
Türkiye Çöl Olmasın

Doğa ve insan,
İnsan ve sevgi,
Sevenler ayrılmasın

Türkiye çöl olmasın
Sevenler ayrılmasın
Nürnberg, 2.5.1999


NESİNE KANAYIM

Kuzgun şahin olmuş göze bakıyor
Nesine kanayım ben bu dünyanın
Can pazara düşmüş söze bakıyor
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Su katmışlar fukaranın aşına
Açılmadık dert kalmamış başına
Göz dikmişler beş kuruşluk işine
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Sevdim desen inanmıyor sevgili
Aldığımız nefes bile vergili
Göstersene bir tek kişi görgülü
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Emek dibe vurmuş borsa gidiyor
Cenneti yok etmiş Mars’a gidiyor
Eni sonu meçhul harsa gidiyor
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Armut ağacında elma bitiyor
Akbabalar bülbül gibi ötüyor
Canım desen cananına batıyor
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Ekmek ilaç pahasına yeniyor
Bilim ilaç diye bizi deniyor
Yağmur değil sanki tufan iniyor
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Siyaset sokuldu camiye ceme
Zincir bağlanıyor her bir heceme
Aydınlık mı düşmez oldu geceme
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Dualar edildi çözüm olmadı
Şikayet edecek makam kalmadı
Eziyet sürüyor vade dolmadı
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Anlayana sivrisinek saz gelir
Muhannete bir verdiği yüz gelir
Yeşili tükenmiş işte güz gelir
Nesine kanayım ben bu dünyanın

Yoksulu hak almaz olmuş emekten
Varsılı tat almıyor ki yemekten
Gurbeti’ye gına geldi demekten
Nesine kanayım ben bu dünyanın
Tiran, 20.08.2002

 
  ZAMANSIZ MİSAFİR

Yaz gününde nara düştüm
Gülistanda hara düştüm
Hal bilmeyen yara düştüm
Ben, zamansız misafirim yalan dünyada

Alan gördüm, talan gördüm
Yetim hakkı çalan gördüm
Boşa namaz kılan gördüm
Ben, zamansız misafirim yalan dünyada

Gurbetî bıktım aymazdan
İnsanı insan saymazdan
Kulun hakkıyla doymazdan
Ben, zamansız misafirim yalan dünyada
Nürnberg, 26.10.1999


ZALİM AYRILIK

Garip sıla diye yanar
Göz yaş değil sanki pınar
Yaradan onu mu sınar
Ayrılık oy , ayrılık
Zalim oy, zulüm oy, ölüm oy ayrılık

Nefes almaz ciğer yanık
Gökyüzünde turna tanık
Toprak yerli ben mi konuk
Ayrılık oy , ayrılık
Zalim oy, zulüm oy, ölüm oy ayrılık

Gurbetî yanardağ oldum
Cehennemde yer mi buldum
Oysa, ben de sana kuldum
Ayrılık oy , ayrılık
Zalim oy, zulüm oy , ölüm oy ayrılık
Beter oy, yeter oy , biter oy ayrılık
Nürnberg, 5.11.2000


ŞAHBALAM

Seni men sözlerine ganarak sevmişem
Seni men gözlerine yanarak sevmişem, 
Şahbalam

Şirin gözlüm, 
Melek yüzlüm,
Yahşi sözlüm,
Şahbalam

Seni men her kimseden gıymatlı tutmuşam
Seni men her şeyinle özüme gatmışam,
Şahbalam

Şiren gözlüm,
Melek yüzlüm,
Yahşi sözlüm,
Şahbalam
Nürnberg, 5.11.1998


İSTANBUL BÜYÜK BALIK

Sahillerde balık tutar insanlar,
Kimi ekmek peşinde, kimi de neşesinde

İstanbul büyük balık, yutar insanı yutar
Seçtikleri arasında benim yavuklum da var

İskelede vapur bekler yolcular,
Kimi iş telaşında, kimi çarkı başında

İstanbul büyük balık, yutar insanı yutar 
Seçtikleri arasında benim yavuklum da var

Kovalarla su taşıyor kadınlar,
Çocuklar aç açıkta, oynuyor oracıkta

İstanbul büyük balık, yutar insanı yutar
Seçtikleri arasında benim yavuklum da var
Nürnberg, 5.6.1999


OLAMADIM

Yüklendim varlığım yollara düştüm
Bir nebzecik olsun yol alamadım
Belime bağladım cevherden zincir
İnsanın sevdiği kul olamadım

Yürüdüm yavaşça yoksul solumda
İnciler elmaslar vardı kolumda
İpek halı döşeliydi yolumda
Yerlere serilen çul olamadım

Gurbetî demedim amana koştum
İnsan sevgisiyle yandım tutuştum
Hakkın varlığıyla zorları aştım
Benden gayrısına el olamadım
Minsk, 6.9.1998


GÜLENE SOR

Gurbetin acısını
Bilene sor bilene
Sılanın kokusunu
Alana sor alana

Yerli sürer hoş sefa
Elden olur mu vefa
Saçın başın bin defa
Yolana sor yolana

Artık kaldım ben biyar
Yaş genç gönül ihtiyar
Zulüm oldu bu diyar
Gelene sor gelene

Gurbeti’yim yarem var
Mekan oldu ahuzar
Görünüşüm bahtiyar
Gülene sor gülene
Tiran,19.08.2002

 



 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]