ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
      Aşık Özeri

Aşık ÖzeriUnutma sevdiğim beni hatırla
Kuşların sesini duyduğun zaman
Bildir ahvalini üç beş satırla
Sevgini kağıda yaydığın zaman

     Özeri olmuşum içmeden ayyaş
     Kader terse dönse edilir mi baş
     Aksın gözlerinden iki damla yaş
     Başını yastığa koyduğun zaman


    20 Nisan 1938'de Yusufeli'nin Zor (şimdiki adı Esenyaka) köyünde doğdu. Asıl adı Ahmet Özer'dir. İlkokulu köyünde okudu. İlkokula devam ederken, bir yandan da Kuran ve Arapça okuyup yazmayı öğrendi.

Aşıklık geleneğinin yaygın olduğu bir çevrede, Huzuri, Zuhuri, Fahri, İzhari gibi birçok aşık çıkaran köyde yetişti. Ancak özellikle Aşık Huzuri'den etkilendi. Huzuri Baba öldüğü zaman Aşık Özeri henüz 13 yaşında olmasına karşın hem o zamana dek hem de sonraki yıllarda Huzuri'nin şiiri ve tavrından çok şey öğrendi.

Şiir yazmaya 19 yaşında başladı. Askerden döndükten sonra o döneme dek yazdığı şiirleri basılması için verdiği matbaadan bir daha geri alamadı. Ancak bu şiirler hiçbir zaman basılmadı ve akılda kalanların dışındakiler yitip gitti.

Yaşamı, küçük yaşlardan itibaren gurbette geçti. 1973 yılında Almanya'ya gitti. 3 yıl sonra döndü. 1981 yılında ise gittiği Libya'da 2 yıl kaldı.

Yaşamında Efkari, İzhari, Pervani gibi birçok aşıkla tanışıp dostluk kurdu. Bazılarıyla karşılaşmalar da yapan Aşık Özeri, Aşık Huzuri'de simgeleşen geleneğin yaşayan son önemli temsilcilerinden biridir.

Başta sevgi ve toplumsal taşlamalar olmak üzere, gezdiği gördüğü ve ilginç bulduğu her konuyu işleyen Aşık Özeri, halk şiirinin tüm türlerinde örnekler vermektedir.

Aşık Özeri'nin şiirlerinin bir bölümü ve yaşamına ilişkin bir araştırma, Cemil Aytekin tarafından "Yusufelili Özeri", (1997) adıyla yayımlandı.

Aşık Özeri, 13 Eylül 2011 tarihinde aramızdan ayrıldı...

Bekir Karadeniz

Gör Beni

Bir mektup yazmadın ey kanlı zalim
Yaman dertte meraktayım gör beni
Yaradan mevlaya ayandır halim
Anayurttan ıraktayım gör beni

Bağımda hazan var güller talanda
Ecel gelip kapımızı çalanda
Dostlar beni omuzuna alanda
Bindim cansız buraktayım gör beni

Efkarımdan hasta oldum yatarım
Baykuş gibi viranede öterim
Kumaş idim şimdi çuldan beterim
Keten oldum taraktayım gör beni

Ecel düşmüş Özeri'nin peşine
Dereler yolverir gözüm yaşına
Uzanınca musallanın taşına
Artık en son duraktayım gör beni


Çiçekler

Dağların yıldığı çobanın dostu
Müjdeliyor ilkbaharı çiçekler
Kulağıma gelen ne güzel sesti
Sizden bal toplarken arı çiçekler

Toplamış güzeller göğsüne takmış
Kudret-i ilahi ne güzel bakmış
Kimisi açılmış boynunu bükmüş
Hatırladım nazlı yari çiçekler

Üstünüzden seher yelidir esen
Görünce yokolur kederin tasan
Çimen halı olmuş verince desen
Al yeşil mor mavi sarı çiçekler

Malım yok ki dost yoluna adiyem
Özeri'yim yar sorarsa ne diyem
Candan başka yoktur yare hediyem
Götüreyim sizden bari çiçekler


Gel Yeter

Sevdiceğim sen bu elden gideli
Menekşeler boyun büktü gel yeter
Sen bizden ayrıldın üç yıl vadeli
Aradan yedi yıl çıktı gel yeter

Geri döndü senin ile gidenler
Kör olsun gurbeti icat edenler
Kurumaya durdu körpe fidanlar
Dallar gazelini döktü gel yeter

Eller güler Özeri'nin yası var
Üç günlük dünyada kimin nesi var
Alemin bağında bülbül sesi var
Bizim bağa duman çöktü gel yeter


Ağlattı Beni

Kara bahtım kem kaderim
Yandırdı ağlattı beni
Şekvaya kime giderim
Kandırdı ağlattı beni

Durmuş bakar taş başından
Yavru ceylanın peşinden
Ateşimi gözyaşından
Söndürdü ağlattı beni

Özeri döndüm deliye
Aşkım geldi pahalıya
Gül diye kuru çalıya
Kondurdu ağlattı beni
  Şimdi

Gurbetteyim elim varmaz sılaya
Bize mesken oldu buralar şimdi
Gönül mü dayanır böyle çileye
Depreşti sızlıyor yaralar şimdi

Koçyiğit gurbete gider koşarak
Nice nice karlı dağlar aşarak
Hasret yaşı yüreğimden coşarak
Gözümün önünde dereler şimdi

Özeri'ye düştü gurbet tapusu
Saysam bitmez dertlerimin hepisi
Gönlüme kapandı sıla kapısı
Ecel kapımızı aralar şimdi


Kalmadı

Moralden neşeden bahsetme dostum
Gülmeye münasip yüzüm kalmadı
Unumu eledim eleği astım
Artık bu dünyada gözüm kalmadı

Bağım hazan oldu bülbülüm ötmez
Savurduğum taşlar hedefi tutmaz
Sessizce yanarım dumanım tütmez
Bir avuç külüm var közüm kalmadı

Düşman güler nazım geçmez dostuma
Talih cellat olmuş vurur postuma
Problemler hızla gelir üstüme
Hesabı şaşırdım çözüm kalmadı

Fidan gibi bir yamaca dikildim
Dostlarımdan darbe yedim yıkıldım
Özeri'yim sustum yana çekildim
Gayrı söyleyecek sözüm kalmadı


Sevgi

Seven alır sevilmenin tadını
Toplumlar arası mizandır sevgi
Sevgi hamurundan almış adını
Mevladan kullara ihsandır sevgi

Sevgi seli aksa toprak taş erir
Sevgi tohumundan sevgi yeşerir
Sevmeyi bilenler işi başarır
Zoru başarmada imkandır sevgi

Sevgiden saygıdan doğar istikrar
Özeri sevenler görür itibar
Sevilmeye muhtaç bunca varlıklar
İlimdir izzettir irfandır sevgi


Sevdiğim

Unutma sevdiğim beni hatırla
Kuşların sesini duyduğun zaman
Bildir ahvalini üç beş satırla
Sevgini kağıda yaydığın zaman

Ben çekerim ayrılığın çilesin
Kambur felek bize yaptı hilesin
Yaşayamam beni öldü bilesin
Verdiğin ikrardan caydığın zaman

Özeri olmuşum içmeden ayyaş
Kader terse dönse edilir mi baş
Aksın gözlerinden iki damla yaş
Başını yastığa koyduğun zaman


 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]