ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
        TURABİ (TÜRABİ)
    
     Gel gönül gidelim aşk ellerine 
     Maksudun yar ise bir tane yeter 
     Fikreyle kıldığın amellerine 
     Heva-yı çerh ile efsane yeter 





Türabi sen özün payimal eyle
Hak yolunda yüzün payimal eyle
Şu fani dünyada bir hayal eyle
Geçen geçti gelen nişane yeter

    
    Yaşantısı hakkında elde yeterli bilgi yoksa da; 1849'da Hacı Bektaş Tekkesi postunda oturduğunu ve 1868 yılında öldüğünü gösteren belgeler vardır. Bir şiirinde asıl adının Ali olduğunu söyler:

Mahlasım derler Türabi, namım el- hac Ali.
Doğduğu yerde kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklar Ankara'lı, Yanya'lı ve Koniçeli olduğunu belirtiyorlarsa da, aynı mahlas ile yazan birkaç ozanın bulunduğu sanılıyor. Divanı basılmıştır (1294/1878). Divandaki şiirlerin çoğu aruzla yazılmıştır. Heceyle olanlar da halk geleneği işlenmiştir; divan edebiyatı örnekleri pek başarılı değil. Koşuk düzeni acemicedir. Yine de Türabi, Bektaşilerin değerli ozanlarındandır. Daha çok divan şairi Fuzuli'nin etkisinde kalmıştır. (C. Öztelli ).

    On dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir Bektaşi ozanı olarak bilinen Türabi bir Bektaşi ulusu Yanbolu'lu Hacı Türabi Dede-Baba olarak tanınır. Çorum'lu Seyyid Hasan Hüsnü Dede- Baba'nın 1849'da ölümü üzerine, Hacı Bektaş dergahı postuna oturur. 19 yıl meşihat ettikten sonra, 1868'de ölür. Hacı Bektaş türbesinin girişinde sol yanda bulunan tümsek üzerinde gömülüdür.

    Bektaşi tarikatında Türabi mahlaslı yedi ozan gelip geçmiştir. Fatih dönemi erenlerinden Türabi Baba, sonra Afyon'lu Türabi Baba, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ve Koniça'da gömülü bulunan Yanya'lı Türabi Baba, yirminci yüzyılda yaşayan Kumluca'lı Türabi Baba, Girit'li Mustafa Türabi Baba, Süleyman Türabi Baba ve Kula'lı Mehmet Türabi Baba. (T. Koca)

    Prof. M. Fuat Köprülü, İkdam gazetesinde yayınlanan bir yazısında; Türabi mahlaslı şiirlerin, hangi Türabi'ye ait olabileceğini belirleyememiş. Ankara'lı bir Türabi'den söz etmiştir. Sadettin Nüzhet Ergun, Üniversite kitaplığı memuru Sabri beyden şu bilgiyi aktardığını yazar. Nereli olduğu bilinmeyen ve yaşam hikayesi hakkında bilgimiz olmayan Türabi'ye ait Üniversite kitaplığında bir divan bulunmaktadır. Bu divanın 240. sayfasında kendisinin Pir evi dedikleri Kırşehir dergahının Babası iken, 1868'de öldüğü yazılıdır. Bu divan yaklaşık 2800 beyitten oluşmaktadır. İçinde: 1 Münacaat, 331 gazel, 1 Tarih, 1 Naat, 2 Mersiye, 1 Sakiname, 3 Terciibend ve terkibibend, 5 Müseddes. 5 Muhammes, 20 Murabba, 23 Koşma bulunmaktadır. Bu divan harf sırasına göre dizilmiştir. Türabi, Kul Turab, Turab mahlaslarını kullanır.

    Nerede ve ne zaman doğduğu, kimin oğlu olduğu ve yaşamı konusunda bilgi yok. Abdülbaki Gölpınarlı Yanbolu'lu olduğunu belirtiyorsa da kaynak göstermiyor (AleviBektaşi Nefesleri, s: 19 ). Hacı Bektaştaki Pir evinde postnişin olduğu (1849-1850) ve orada öldüğü biliniyor.

    Atilla Özkırımlı Alevilik- Bektaşilik Edebiyatı adlı yapıtında; Halk şairleri arasında büyük bir ün kazanmış olan Türabi, daha çok aruzla ve divan geleneğine bağlı şiirler yazmıştır. Fuzuli'yi izlemeye çalışan bu tür şiirlerinin dışında heyecanla yazdığı nefesler, Bektaşi edebiyatının ortak özelliklerini taşır. 1868 yılında vefat ettiği biliniyor.
Divanının eksik bir basımı yapıldı (1877) diyor. Çankırı'lı Aşık Ali Rıza bir şiirinde ondan sevgi ve saygıyla söz eder.

Ali Rıza enginlerden enginim
Sermayem yok ama gayet zenginim 
Hacı Türabi'den elim var benim
Türab ol ey gönül engine gel gel

Acaba bu Türabi Çankırı yakınlarında türbesi bulunan Türabi mi?
Rahmetli Turgut Koca Türabi hakkında ayrıca şu açıklamayı da yapar: "Amerikan dergahının babası olan Recep Ferdi Baba'nın bana yolladığı (İslam Tasavvufu ve Bektaşilik) adındaki Arnavutça kitabında, Türabi mahlaslı şiirlerin yazarını, Hacı Bektaş postnişini Hacı Ali Türabi olarak göstermektedir. Bektaşilik geleneğinde de bu böyledir.

    Şimdi, Sadeddin Nüzhet Ergun'un, Sabri beyin ve Recep Ferdi Baba'nın belirlediği bu olguya biz de katılır, Türabi mahlaslı nefesleri yazan şairin, Yanbolu'lu Hacı Ali Türabi Baba olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hacı Ali Türabi Baba'nın bir divanı da Ankara Kütüphanesindedir. Al 3/26 numarada kayıtlıdır. Yine Ali Emiri kitapları arasında 656 numaralı dergide iki destanı vardır.'' 

    Şiirlerinde akıcı, sıcak, çekici, duru ve yalın bir dil kullanmıştır. Tarikatın tüm güzellikleriyle, inceliklerini büyük bir başarı ve ustalıkla şiirlerine yansıtmıştır. Din dışı sevgiyi bazı şiirlerinde derinlemesine ve vurgulayarak işlemiştir. Hz. Ali ve ehlibeytine duyduğu derin sevgi ve bağlılığı her an dile getirmeyi bilmiş, Hacı Bektaş Veli'nin ulu ve yetkin kişiliğinden saygıyla ve huşu içinde söz etmiştir. Tüm şiirleri toplanıp yayınlanmıştır. Aruz ve hece ölçülerini kullanmıştır. Şiirlerinden kendisini her yönden yetiştirdiği, derin bilgi sahibi olduğu, yaşama iyimser ve umut dolu bir anlayışla baktığı, Bektaşi felsefesini tüm incelikleriyle yaşayıp uyguladığı anlaşılmaktadır.

Türabi haline şükreyle herdem 
Rıza-yı Hak gözet olagör ebsem 
Surette zillette görünürse adem 
Manada, Huda'da nimet bizimdir



Eserlerinden bazıları:

1
Dedim dilber senin aslın nereli 
Konya tarafında Bor dedi bana 
Dedim aşkın ile sinem bereli 
Dermanı bulunmaz çor dedi bana 

Dedim zülfün eyle boynuma zencir 
Dedi var yıkıl git hey ihtiyar pir 
Dedim talim edip ol sen muabbir 
Bir rüya görmüşüm yor dedi bana 

Dedim ruhun ahmer yoksa al mıdır
Dedi servi kaddim hub nihal midir
Dedim şirin lebin söyle bal mıdır
Şirin değil biraz şor dedi bana

Dedim bir busecik in'am edip ver
Dedi hışma gelip bu herif ne der
Dedim hem yanımda birdir simü zer
Derviş fakir sefil hor dedi bana

Dedim kemendimdir giyusu telin
Dedi Türabi çek sen benden elin
Dedim seyreyleyim gerdanda halin
İşte gözün görmez kör dedi bana


2
Seyid Ali Sultan himmet eyledi
Açıldı meydana çırağ uyandı 
Münkirlerin özü gözü bağlandı
Şulesinden Sersem Ali Baba'nın 

Taştı Kevseri bol Kızıl Deliden 
Kanmıştır aşıklar Kalubeliden 
Harici şaşırdı darbı Ali'den 
Dehşetinden Sersem Ali Baba'nın 

Mümine ezelden verildi murat
Gerçek aşık olanların gönlü şat
Sultanın elinden Yezitler feryat 
Dehşetinden Sersem Ali Baba'nın

Zahide sen şöyle gezme bihaber
Riya kaplamıştır seni serteser
Bülbüllerin zar ü efganı biter
Dehşetinden Sersem Ali Baba'nın

Sadhezar Yezid'e olsun lanetler
Müminlere daim olsun rahmetler
Türabi' ye in'am olsun himmetler 
Dehşetinden Sersem Ali Baba'nın


3
Erenler serveri gerçekler piri 
Hünkar Hacı Bektaş erleriyiz biz 
Balım Sultan Abdal Musa şahımız 
Seyid Ali Sultan gülleriyiz biz 

Kaygusuz Sultan'dır bir serdarımız 
Kara donlu candır türbedarımız 
Kanber Ali Sultan şehsüvarımız 
Necef deryasının güheriyiz biz 

Sarı İsmail Hacım Sultan ulumuz
Şah-ı Horasan'a çıkar yolumuz
Muhammed Ali'den kokar gülümüz
On iki tarikatın serveriyiz biz

Türabi üçlerin birisi oldu
Yedilerle kırklar meclise güldü
Horasan erleri azmedip geldi
Muhammed Ali'nin kullarıyız biz


4
Salma dil gemisin engine aşık 
Erenler aşkına payan bulunmaz 
Her yerde keşfetme sakın hakayik 
Anı fehmeyliyen bir can bulunmaz 

Arifin halini tarif ne hacet 
Efsane sözlerden eyle feragat
Kande göster bana sahip keramet 
Ali çoktur Şahımerdan bulunmaz

Muhtefi oldular alemde erler
Kıymetsiz olmuştur ilmü hünerler
Her kime sorarsan arifiz derler
Benden özge baktım nadan bulunmaz


Türabi cihanda olduk serseri
Fehmeden kalmamış dürrü gevheri
Kimsenin kimseden yoktur haberi
Böyle acaip seyran bulunmaz

  5
Bir şah ki hükmünde olmazsa muhkem 
Dağıtır askeri han üste gider 
İşinin tedbirin bilmeyen adem
Şaşınr tedbiri yan üste gider 

Hakikatsiz adem ne bilir kıymet
Deratı devlette bulunmaz kudret
Bir mert ki namerde ederse hürmet
Zayi olur emek, nan üste gider

Varıp boyun eğme namert payine
Mevla gazap eder kalbi haine
Akıllı Türabi uyma laine
Şaşırtır tedbirin can üste gider


6
Adem, huri şu dünyaya gelmeden 
Muhammed Ali'nin nurun gördün mü 
Hak nasibin almış kudret eliyle 
Hünkar Hacı Bektaş Piri gördün mü 

Şu dünyayı hamur edip yuğuran 
Dokuz baba dört anayı doğuran 
Hitabı Elestte bize çağıran 
Can içinde canan yarı gördün mü 

Gel gidelim Seyit Ali izine
Yüz sürelim ayağının tozuna
Kırklar meydanında pir niyazına
Dara Mansur olan eri gördün mü

Men'aref sırrına sırdaş kandedir
Senden sana yakın yoldaş kandedir
Yol gösteren sana kardaş kandedir
Ol şahı alamet Çarı gördün mü

Türabi Baba'nın dilde imanı
On iki imam on yedidir erkanı
Mihrabü minberde Seb'ulmesani
Cemalinde pirin varı gördün mü


7
Gel gönül gidelim aşk ellerine 
Maksudun yar ise bir tane yeter 
Fikreyle kıldığın amellerine 
Heva-yı çerh ile efsane yeter 

Meyl-i dünya için gel olma bed-nam 
Kim aldı felekten muradınca kam 
Ölüm var mı yok mu ahir-i encam 
Vakit geçirmeğe virane yeter 

Beyhude işlerin terkeyle mutlak
Küllü men aleyha fan dedi Hak
Cihan baki değil hikmetine bak 
Bu bir söz arife bahane yeter

Türabi sen özün payimal eyle
Hak yolunda yüzün payimal eyle
Şu fani dünyada bir hayal eyle
Geçen geçti gelen nişane yeter


8
Şah-ı Merdanın kulları 
Hacı Bektaş'ın gülleri 
İlm- i ledün bülbülleri

Kemer beste miyan beste 
Gül destedir Bektaşiler 

Her seher açılır meydan 
Sürerler ayn-ı cem erkan 
Ta ezel ahdiyle peyman

Kemer beste miyan beste 
Gül destedir Bektaşiler 

Elif okurlar ötürü 
Pazar ederler götürü 
Yaradan Haktan ötürü 

Kemer beste miyan beste 
Gül destedir Bektaşiler 

Sekahüm Rabbihüm derler
Şeraben tahur içerler
Sır için serden geçerler

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Aşk-ı Allah kıblegahım
Vechullahtır secdegahım
Gönlümdedir beytullahım

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler

Türabi' nin sözü haktır
İster dinle ister bak dur
Gönlümde garazım yoktur

Kemer beste miyan beste
Gül destedir Bektaşiler




 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]