ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara
tavsiye edin
muhabbet

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

      Halk Müziğimizde Anonimlik Ve Beste Meselesi          

                                      Halil Atılgan

     
    Halk müziğimizi meydana getiren türkülerimiz toplumumuzun aynası­dır. Bu aynaya baktığımızda, toplumumuzun acısı, sevinci, kederi, aşkı, gurbeti vb. unsurları rahatlıkla görülebilir. Hasılı toplumumuzun duygu ve düşüncesinin dile gelme aracıdır türküler.

Türkülerimiz; kaynağından çıktığı gibi kalmamış, halkın dilinde ve telinde nakış işlenerek, özümlenerek, yorumlanarak yeni boyutlar kazan­mış, çeşitli değişikliklere uğrayarak ferdiliklerini kaybetmişler, derleyiciler aracılığıyla da bizlere ulaşmışlardır.

Türkülerimizin bu zaman dilimi içerisinde uğradığı değişiklikler ''folklorik oluşum'' (anonim olma) dediğimiz evreyi meydana getirir. Folklorik oluşumunun meydana gelmesini sağlayan en önemli faktör de o zamanda iletişim araçlarının olmayışı, iletişimin dil ve tel aracılığıyla gerçekleşmiş olmasıdır. İşte bu özellik ferdi olan türkülerimizin anonim olmasını sağla­mış, anonimlik ilkesi de türkülerimizin vazgeçilmez unsuru olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisinin 6. cildinin 1482. say­fasında, Sn. Nida Tüfekçi'nin hazırlamış olduğu bölümde Halk Müziğinin özellikleri şu şekilde sıralanmış :

1-Sahibinin bilinmemesi

2-Halk tarafından benimsenip onun ifadesine bürünmüş olması                      
3-Kulaktan kulağa verilmek suretiyle hayatını sürdürmesi

4-Gelenek haline gelmesi

5-Zaman içerisinde derin bir geçmişi olması

6-Halkın ortak malı olması

7-Mekan içinde yaygın olması

8-Yöresel dil ve müzik özelliklerini bünyesinde taşıması
9-İddiasız olması

10-Kişisel yapım olmaması

       Bu tespitler anonim olan türkülerimizin kıstasları. Demek oluyor ki, türkülerimiz. yukarıda belirtilen özelliklere sahip olması gerek. Aksi tak­dirde, bu özellikleri taşımayan ezgileri türkü olarak kabul edilmeyecektir.

Şimdiye kadar çeşitli türkülerimiz bu özellikleri taşıyarak çalınmış, söylenmiş ve TRT repertuarına girmiştir.

     Ama şimdi bu kural ihlal edilmiş. Kuralın ihlal olması çağın getirdiği yeniliklerden ve "son sistem" iletişim araçlarından kaynaklanmaktadır.

1985 yılında, Senem Matbaası tarafından yayımlanan 4 ciltlik Müzik Ansiklopedisinin Halk Müziği Bölümünde (2. cilt. s. 577) konuyla ilgili şu bilgiler yer almaktadır. "Halk Müziği toplumların bütün boyutlarıyla hayatından kaynaklanan, duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile geti­ren, ait oldukları toplumların kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir'' diyerek devam edilmekte.

"Hugo Riemann halk müziğini üçe ayırıyor;

1-Ezgisi ve sözleri kimin tarafından yapıldığı belli olmayanlar

2-Birçok neden ve saiklerle halk tarafından benimsenmiş halk şarkısı ifadesi taşıyanlar

     3 -Melodik ve armonik bünyesi kolayca anlaşılan ve popüler bir ada taşıyan ezgiler

     Moser'e göre; Halkın ortak malı olan şarkı ve melodiler halk türküsüdür.

     Fransız Michelle Brenne Halk türküsünü; Halk tarafından benimse­nen, kulaktan kulağa verilmek suretiyle yayılan ezgiler olarak tanımlar.

     İngiliz Prat; Köylü arasından çıkıp gelenek haline gelen ezgiler halk türküsüdür demektedir.

     İngiliz Bireniers; Halkın ortak malı olan, en basit. düz ve yalın şarkı­lardır ve yapanı belli değildir, tanımını kullanır.

Halk müziğinin en belirgin niteliği anonim olmasıdır. Bu ürünler söyleyeni bilinmediği için halkın ortak malı olarak kalmıştır ve folklor değeri ağır basar .

Dolayısıyla halk müziği; Müzik bilimcilerin araştırma alanında olduğu ölçüde, folklorcuların da araştırma alanına girer'' denilmektedir.

Türkülerin anonim olma evresindeki iletişim araçlarının etkisini yı1lar önce tespit eden Cahit Öztelli Hocamız, ''Evlerinin önü'' kitabında (Özgür Yayıncılık, 1983 11, Baskı, s. 195) "Yayılmada bugünkü durumda düne oranla şaşırtıcı ölçüde değişme ve ilerleme vardır. Radyo, televiz­yon, gramofon, teyp gibi teknik ve ileri araçlar yayılmayı son kertede ile­ri götürmüşlerdir .Bir türkü en kısa zaman içinde yurdun en uzak yerle­rinde, dağda koyunlarını otlatan çobana varıncaya dek yayılmaktadır.

Bu hızlı yayılma bir bakıma iyi olmadı denilebilir. Toplumlar sanat isteklerini adı geçen teknik araçlarla sağladıkları için yeni türküler pek az çıkıyor .Değişmeler hemen hemen olmuyor. Bir merkezden yayıldıkları için de donmuş olarak kalıyor'' demektedir.

Cahit Öztelli Hoca'nın yıllar önce türkülerin anonim olma konusun­da tespit ettiği tehlike günümüzde de gücünü bütün haşmetiyle göstermiş, yeni doğan bir türkünün anonim olma öze1liğini yok etmiştir .Zira kibrit kutusu büyüklüğündeki teyp cihazları, TV , radyo ve uydu yayınlan bin­lerce kilometre uzaklıktaki yerleşim merkezlerine ulaşmaktadır.Türkü ya­pımcıları ve yakımcıları da bu teknolojiden oldukça etkilenmiş, yakılan ve yapılan bir türkü hemen teyplere kaydedilerek, kaynağından kasete aktarılarak yaşatılması sağlanmıştır. Herhangi bir konuyla ilgili yakılan türkü anonim olmadan bize ulaşmaya başlamıştır. Çağın teknolojik ko­nudaki gelişmesi, iletişimin dil ve tel aracılığıyla olmayışı, türkülerdeki anonim olma özelliğini ortadan kaldırmış, dolayısıyla anonim türkü üreti­mi de durmuştur.

Anonim türkü üretiminin durduğunu tespit eden ilgililer bu ihtiyacı "beste'' ezgilerle karşılamaya başlamışlar , türkü karakterindeki "beste'' ez­giler anonimmiş gibi gösterilerek TRT Kurulundan geçirilmiş ve de halka sunulmuştur. Bu şekilde anonim olmayan ezgilere meşruluk kazandırılmış, dolayısıyla bir aldatmaca döneminin de başlaması sağlanmıştır. Bu aldat­macayı tespit eden Yalçın Tura ''Türk Müziğinin Meseleleri'' kitabının 47. sayfasında aynen şöyle demektedir. ''ne yazık ki, bilhassa 1940'lardan sonra bu iddia (Türk Musikisinin sadece halk musikisinden ibaret olduğu iddiası) böl ve hükmet görüşünün ajanları ve yardakçıları tarafından bol bol işlenerek masum zihinler bulandırılmış ve suni bir halk musikisi icra'ı bilhassa radyonun da yardımıyla yaygınlaştırılarak yeni ve ayrı tür haline getirilmiştir. Halkı musiki zevki üzerinde son derece menfi tesirler yapan bu cereyan giderek çözülmesi müşkül bir mesele halinde gelişmiştir. Folklor malzemesi ile ciddi sanat mahsül arasındaki fark gözden kaybe­dilmiş, giderek tükenen repertuar, yeni bestelerin derlemeymişçesine su­nulmasıyla şişirilmeye çalışılmış, hatta bestekarı bilinen, dış kaynaklı bir takım yeni "mahnıların" Kars folklorundan örnekler yutturmacasıyla radyo mikrofonlarına getirilmiş, Kolhoz kahramanı Süreyya için bestelenmiş şarkı, Doğu Anadolu türküsü yapılmak istenmiştir''.

Şimdi yapılanın da bundan farkı yok. Kaynağı ve yapımcısı belli olan türküler anonim diye repertuardan geçirilip vatandaşa sunulmaktadır. Bu konuyla ilgili tespit ettiğim bazı türküler;

1. Türkü :

VARIP NEYLEMELİ SILAYI GAYRI TRT Müz. Dai. Nota Yayınları

THM Repertuar Sıra No : 1190

İnceleme Tarihi                   : 26.12.1975

Yöresi                   : Adana

Kimden Alındığı                   : İboş Ağa

Derleyen                   : Kenan Şele

Derleme Tarihi                   : 3.3. 1 971

Notaya Alan                   : Tuğrul Şan

(Ek 1. Nota)

Bu şekliyle repertuar kurulundan geçen Varıp Neylemeli Sılayı Gay­rı türküsü. 1989 senesinin Kasım ayında kayıp ettiğimiz Adana'nın Halk Müziğine emeği geçen çok samimi dostum rahmetli diş doktoru Çetin Ünal Özülkü'ye aittir. Türküyü 1971 yılında ben notaya almıştım. 8/4'lük olarak notaya aldığım türkü Adana'nın Mahalli Halk Müziği Sa­natçıları tarafından çeşitli yerlerde çalınıp söylendi, Ayrıca 1975 yılında Adana Halk Eğitim Merkezi Halk Müziği Korosunda Kazım Sanrı (Şim­di Adana Napoli Gömlekleri Mağazası sahibi) tarafından öğrencilere öğretildi. Aynı türkü Çukurova Radyosunun mahalli sanatçıları tarafından da defalarca (Ümit Öcal) çalınıp okundu. Yukarıda dipnotlarıyla verilen Varıp Neylemeli Sılayı Gayrı türküsü TRT repertuar kurulundan geçerek Türkiye Radyo ve Televizyonlarından Adana türküsü diye yayınlanmaya başlayınca. rahmetli Çetin Özülkü, zannediyorum 1984 yılında TRT Ge­nel Müdürlüğüne yazdığı bir yazıyla türkünün anonim olmadığını, kendi­sinin bestesi olduğunu ve telif hakkı ödenmesini istedi. TRT rahmetlinin bu yazısı üstüne türküyü yayından kaldırdı ve telif hakkı vb. herhangi bir ödeme yapmadı.

II. Türkü :

AHU GÖZLÜM TUT ELİMDEN

TRT Müz. Dai. Nota Yayınları

THM Repertuar Sıra No : 2693

İnceleme Tarihi                   : 18.3.1985

Yöresi                   : Çukurova

Kimden Alındığı                   : Osman Feymani

Derleyen                   : Ankara Devlet Konservatuarı

Derleme Tarihi                   : ­------

Notaya Alan                   : Ali Can

III. Türkü :

ÖLÜM Y AKAMDAN DUTMA GİT

TRT Müz. Dai. Nota Yayınlan

THM Repertuar Sıra No : 2675

İnceleme Tarihi                   : 18.3.1985

Y öresi                   : Çukurova

Kimden Alındığı                   : Osman Feymani

Derleyen                   : Ankara Devlet Konservatuarı

Notaya Alan                   : Ali Canlı

Ben 1987 yılında Mersin Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu 1. Mersin Milli Kültür ve Eği­tim Sempozyumu münasebetiyle, Aşık Feymani, Hayatı-Şiirleri ve Türküleri adlı bir tebliğ sunmuştum. Ayrıca Feymani'yle ilgili kitap hazır­lığım münasebetiyle Feymani'yi uzun uzun dinledim. Şiirlerini, hayatını, türkülerini kaydettim. Kaydettiğim türkülerin arasında "Ahu Gözlüm Tut Elimden ve Ölüm Yakamdan Dutma Git'', adlı türküleri de vardı. Fey­mani'yle sohbetim esnasında bu türkülerin nasıl yakıldığını, türkülerin müziğinin kendisine ait olup olmadığını sorduğumda "söz ve müzik bana aittir. Daha önce yazmış olduğun şiirlerime irticali (doğaçlama) yaptığım müzikleri uygulayarak banta kaydettim. Kayda giren müzik hem kalıcı oldu, hem de unutulmadı''. Yani ortaya çıkan türkü formundaki ezgiler bütün özellikleriyle size ait, bunu mu söylemek istiyorsunuz? dediğimde başını sallayarak beni onayladı. "TRT Repertuarına giren türkülerim de böyledir. Yani benim bestemdir. Anonim değildir", Diyerek türkülerinin kendisine ait olduğunu ifade etti. (Bu türküler, Feymani'nin bana özel çalıp okuduğu kasette mevcutur, dinletilebilir).

Feymani'nin Ahu Gözlüm Tut Elimden adlı türküsü bir hayli popüler oldu. Feymani'nin bu türküsünün popülaritesi TV'de yayınlanan bir programa konu oldu. Feymani programda popüler olan türküsünün kendisine ait olduğunu, nasıl meydana geldiğini de kısaca anlattı.

IV. Türkü :

İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR

TRT Müz. Dai. Nota Yayınlan

THM Repertuar Sıra No : 2692

İnceleme Tarihi                   : 18.3.1985

Yöresi                   : Çukurova

Kimden Alındığı                   : Eyüp Tadil

Derleyen                   : Ankara Devlet Konservatuarı

Derleme Tarihi                   : ------

Notaya Alan                   : Ali Can

 

Örnek IV. Türküde kaynak kişi olarak gösterilen Eyup Tadil Ada­na'nın Feke ilçesinin köyünden olup, Aşık Eyyubi olarak bilinen genç bir halk ozanımızdır .

Aşık Ayyubi adı geçen türküyü (IV. örnek) çeşitli programlarında "kendi bestem'' diye anons ederek çalıp söylemiştir. Konuya olan ilgim münasebetiyle bu anonsu defalarca duymuşumdur.

Sözleri Karacaoğlan'a ait olan bu türkünün müziği ise (bestesi) Aşık Eyyubi'nindir.

V. Türkü :

AŞIKLAOA OLAN EFKAR

TRT Müz. Oai. Nota Yayınlan

THM Repertuar Sıra No : 2129

İnceleme Tarihi                   : 24.10.1982

Y öresi                   : Sivas Kangal/Minare Köyü

Kimden Alındığı                   : Muhlis Akarsu

Derleyen                   : Nida Tüfekçi

Derleme Tarihi                   :

Notaya Alan                   : Nida Tüfekçi

VI. Türkü :

SİYAH PERÇEMİNİ DÖKMÜŞ YÜZÜNE

TRT Müz. Dai, Nota Yayınlan

THM Repertuar Sıra No : 2748

inceleme Tarihi                   : 31,10.1985

Y öresi                   : Erzincan/Tercan

Kimden Alındığı                   : Aşık Davut Sulari

Derleyen                   : TRT

Notaya Alan                   : Erkan Sürmen

 

 

V. Örnek olarak verdiğim ''Aşıklarda Olan Efkar'' türküsü Davut Sulari tarafından okunan ve TRT arşivindeki ''Dost Bağından Bir Gonca Gül' türküsünün sözleri değiştirilmiş bir kopyesidir.

Son dörtlüğünden Müslümi'ye ait olduğunu anladığımız "Aşıklarda olan Efkar" türküsünün notasının dip notunda aynen şöyle denilmektedir. " Deyişi bu ezgi ile Tercanlı Aşık Davut Sulari de dost Bağından Bir Gonca Gül sözleri ile okumuş. Radyo arşivinde mevcuttur. Bu sözler kendi deyişidir. Saz bölümleri Davut Sulari'nin çalışından yazılmıştır''.

Sonuç olarak türkünün müziği ve sözleri Aşık Davut Sulari'ye ait olup; Müslümi tarafından bir başka sözle lanse edilmiş ve radyo reper­tuarına da o şekilde geçmiştir. Şunu ifade etmek istiyorum ki bu türküde kaynak ve yapımcısı belli olduğu halde anonim ezgiler grubu içerisin­de kendini bulmuştur.

Örnek olarak verdiğimiz (VI. türkü) yapımcısı belli türkülerden biri de ''Siyah Perçemini Dökmüş Yüzüne'' TRT arşivlerine ölmeden önce Davut Sulari tarafından çalınıp söylenen bu türkü Erkan Sürmen tarafın­dan repertuara kazandırılmış, Belkıs Akkale tarafından da banta okun­muş ve de epeyi popüler olmuş bir ezgidir. Aslında bu türkü de sahibi belli olup da repertuara giren, anonimlik evresini geçirmeden bize ulaşan türkülerimizden biridir. Türkü sözüyle, müziğiyle Davut Sulari'ye aittir.

Keşke mümkün olsa da rahmetli Aşık Davut Sulari mezarından kalksa gelse de TRT yetkililerine Çetin Özülkü'nün dediği gibi ''Bu türkünün söz ve müziği bana aittir, ya bana telif hakkımı verin ya da ya­yından kaldırın'' dese; kaynak kişisi Davut Sulari olarak bilinen bütün türküler ''Varıp Neylemeli Sılayı Gayrı'' türküsü gibi muhakkak yayından kaldırılacaktır. Dikkat edilecek olursa Davut Sulari'nin yaklaşık bütün ça­lıp okuduğu kendine ait türküleri öldükten sonra notaya alınıp repertuar kurulundan geçmiştir. ''Davut Sulari'nin ölmeden önce anonim olmayan türküleri, ölümünden sonra mı anonim oldu?'' diye istemiyerek düşünesi geliyor insanın.

 

VII. Türkü :

CAN ÖZÜMDEN BESMELEYİ ÇEKİNCE

TRT Müz. Dai. Nota Yayınları

THM Repertuar Sıra No : 3130

İnceleme Tarihi                   : ------

yöresi                   : Orta Anadolu

Kimden Alındığı                   : Ekrem Çelebi

Derleyen                   : Can Etili -Erol Parlak

Derleme Tarihi                   : ------

Notaya Alan                   : Can Etili

Bu türkünün sözleri Kahramanmaraş ilinin Elbistan İlçesinin Cela kasabasından şair Sayın Abdurrahim Karakoç'a (Şiir, Karakoç'un ''Dosta Doğru'' kitabında Bayram Bilge Toker'e izafeten ''İkinin Biri'' adı altında 7 dörtlük olarak yayınlanmış) bestesi ise Kırşehirli mahalli sanatçı Ekrem Çelebi'ye aittir. Ekrem Çelebi'nin ilk yayınladığı bantlarından "Sultanım'' türküsünü hatırlayacaksınız. Banttan sonra aynı türkü radyo repertuarına geçti ve günün en sevilen türküleri arasında yerini aldı. Ekrem Çelebi Karakoç'un "Mektup Derken Şiir Oldu Bak Gene'', "Doktor Benim Derdim Bambaşka Bir Dert'' diye başlayan şiirlerini bozlak formunda, "Sultanım'' (İkinin Biri) Şiirini ise kırık hava tarzında bestelemiştir (istenil­diği takdirde adı geçen türküler banttan dinletilebilir). Adı geçen besteler şimdi çalınıp söylenmekte ve de tutulmaktadır. Ama anonim değildir. Türkünün sözleri Abdurrahim Karakoç'a, müziği ise Ekrem Çelebi'ye ait­tir (her iki sanatçı da sağ olup Ankara'da ikamet etmektedirler).

VIII. Türkü :

KANADIM DEYDİ SEVDAYA (Oy Tabip)

TRT Müz. Dai. Nota Yayınlan

THM Repertuar Sıra No : 2855

İnceleme Tarihi                   : 31.10.1986

y öresi                   : K. Maraş

Kimden Alındığı                   : ------

Derleyen : ------

Derleme Tarihi                   : ------

Notaya Alan                   : Nazmiye Özgül

 

Bu türkü de Aşık Mahsuni'ye aittir. Aşık Mahsuni'ye ait olduğunu vurgulayan üçüncü söz :

Yan Mahsuni sine sine

Düştüm güzeller içine

Bugün bana noldu yine

Kendim kendim seçemedim

diye devam etmektedir.

 

1970'li yıllarda adı geçen türkü Aşık Mahsuni tarafından plağa okunmuş plakta söz ve müziğin Mahsuni'ye ait olduğu, eserin kopye edi­lemeyeceği açıkça belirtilmiş.

Ama maalesef repertuar kurulundan geçen ''Kanadım Deydi Sevda­ya'' türküsünde yöresinden başka Mahsuni'yi hatırlatan hiç bir emarenin olmayışı dikkate değer bir konudur.

Ayrıca türküyü kimin hangi kaynaktan derlediği de belli değil. Peki hiç bir kaynağı olmayan bu türkü nasıl ortaya çıkmıştır? Notası nasıl ya­zılmıştır? Notası yazılırken hangi ses bantından yararlanılmış? Yöresi nasıl tespit edilmiştir? soruları, repertuar kurulundaki yetkililerimizin hiç mi aklına gelmedi?

Bu sorulara cevap bulamayınca türkünün gaipten geldiğine neredeyse inanasım geliyor. Ama derleyici, türkünün kişiye ait olduğunu ifade eden bilgiler, vesikalar bulundursaydı türkü repertuar kurulundan ''beste'' türkü diye geçmeyecek, bizler de bu türküyü dinleyemeyecektik.

Görülüyor ki çağın getirdiği yenilikler anonim türkü üretimini dur­durmuş yerini beste türkülerin üretimine bırakmıştır. Halk müziğinde yıllardır devam eden beste ve anonim türkü kavgası modem iletişim araçları vasıtasıyla kendiliğinden çözümlenmiş, bizler istesek de istemesek de anonim türkülerin çıkmayacağı hükmüne vardırmıştır.

Anonim türkü üreten kitleyi bir fabrikaya benzetirsek, bu fabrikada anonim türkü üretilmiyor diye müessesenin kapısına kilit vurup kaderiyle baş başa bırakmak mı gerek? yoksa bütün imkanları kullanarak fabrikanın üretiminin devamını sağlamak mı? Sorusuna, zannediyorum hepiniz baş­ka kaynaklan da değerlendirerek üretimin devam etmesini istersiniz.

O halde anonim türküyü üreten halkımız beste türküleri de üretecek­tir. Halihazırda Türkiye'de uygulanan ve yapılan budur.

Benim bu düşüncelerimden anonim türkülere karşı olduğum imajı çıkarılmasın. Zira ben türkü hayranı birisiyim. Hele de anonim türkülere. Hiçbir müzik eğitimi olmayan halkımızın, türkülerdeki duygu, melodi ve usul zenginliğini gördükçe hayranlığım bir kat daha artmaktadır .

Amacım "beste'' olan türkülerin anonim olarak sunulması sonucun­da, ortaya çıkan aldatmacanın kalkmasıdır. "Beste'' türkü TRT repertua­rından geçmiyor, yayınlanmıyor. Ama kişi "beste'' türküye anonim prosedürü uygulayarak kuruldan geçmesini ve yayınlanmasını sağlıyor.

İşte "beste'' türkülerin kıstasları belirlenir, yozlaşmayı önleyecek ted­birler alınır, değerlendirmeler çok iyi yapılırsa, bu aldatmaca (anonim ol­mayan türkünün anonim diye sunulması) ortadan kalkacak, şarkılardaki gibi, Ahmed'in, Mehmed'in Ayşe'nin türküsü diye kayıtlara geçerek Rad­yo ve TV de çalınıp söylenecektir.

Dileriz ki bundan sonra yetkililerimiz bu konuya bir açıklık getirerek, gerekli tedbirleri alırlar ve bu aldatmacaya da son verirler . 

 

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]