ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
      DAMAK KUBBE

Öğr. Gör.  Şadan GÜVENİR (*)

       

         SANATTA ARAŞTIRMA VE BİLİNÇİN  ÖNEMİ

Leonardo da Vinci sanatçının görevinin, görünen dünyayı en tam, en yalın ve özenli bir biçimde bulgulamak olduğuna inanıyordu. Ona göre sanatın temeli kesintisiz bir araştırma olmalıydı. Gombrich “sanatın öyküsü” kitabında Leonardo da Vinci’yi böyle anlatmaktadır.

Vinci, iyi bir ressamdır ama çok iyi de anatomi bilgisine sahiptir. İyi bir müzisyen, bestecidir ve ilk gırtlak, ses tellerini inceleyip, çizendir. 1860’larda yaşayan Manuel  Garcia da iyi bir opera sanatçısı ve şan pedagogudur. Bunun yanında KBB laringoloji ve foniatride ses tellerine bakmak için halen kullanılan aynayı bulan kişidir.

Evet, bir bilginin bilincine ulaşmak, o bilginin kolay uygulanmasını ve gerçek öğrenmeyi sağlamaktadır. Böylece bilgi ve oluşan yapıt kalıcı olmaktadır. Bir ses sanatçısının, ses oluşum bilincinde olması da, yaptığı işi en iyi şekilde gerçekleştirmesini, en sağlıklı ve etkin sesi kullanmasını sağlamaktadır.

Onun için ses kullanımında bilinç oluşturacak, ilginç bir yaklaşımla yapılan araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşacağım.

ETKİN SES ELDE ETMEDE NEDEN DAMAK ÖNEMLİ?

Ses eğitiminde “sesi damağa yönlendir, sesi damağa al! Uyarılarını her ses eğitmeni sıkça kullanmaktadır. Peki “neden damak?, damaktaki etkin ses oluşumu nasıl?” gibi sorular ışığında ağız içinin yapısını düşünürsek, “damağın kubbemsiliği, sesin akustik oluşumunda nasıl bir etki yapmaktadır?”, ağız içindeki akustik oluşumu sağlayan yapı ile mimaride akustik dengeyi kurmak için yapılarda kullanılan unsurlar arasında benzerlikler var mıdır? En iyi akustiğe sahip yapı hangisidir? O yapıda kullanılan akustik yaklaşımlarla, damak yapısını karşılaştırabilir miyiz? En ideal akustik yapı formu nedir?

KUBBE

Evet, tüm yapı formaları arasında kubbe formu, sesin en çok çoğalmasını sağlayan yapıdır. Buna karşın bir çok ses odaklanmaları, ses tekrarları, yankılanma gibi riskleri de bulunmaktadır. Ancak bu riskler giderildiğinde, kubbe formu en ideal akustik yapı formudur. Bu form içinde ses, mekanı dolduran doygunluğa ulaşır ve burada ses önem kazanır.

          İŞİTSEL, GRAFİKSEL VE PEDAGOJİK AÇIDAN DAMAĞIN ÖNEMİ

Akustik çözümlere daha objektif yaklaşabilmek için, akustik mimariden Dr. Göksel Sezer ve KBB ses hastalıkları bölümünden de Dr. Tolga Kandoğan’ın destekleriyle bu çalışma yapıldı.

Öncelikle, “damak, etkin ses elde etmede önemli midir?” sorusu için 28 denek dinlendi. Damak düşünülmeden ve damağa yönlendirerek, söylenen şarkılar arasındaki işitsel fark duyuldu.

Damak düşündürmeden ve damağa yönlendirterek çıkartılan sesler aradaki ses formantlarındaki  fark istatistiksel olarak çıkartılıp grafiklendirildiğinde, özellikle ağız boşluğunun değişiminden etkilenen formatında artış gözlenmektedir. 

Ses eğitmenleri sesi damağa yönlendirmenin etkin ses oluşumunda önemine katılmaktadırlar. (Hatta şan pedagogu olan Madeleine Mansion “L’ Etude Du Chant” kitabında şarkı söylerken damak kullanılmayınca düz, derinliksiz sese neden olduğunu yazmaktadır.” 

Sonuç olarak damak gerdirilip, ses içine yönlendirilmesiyle etkin ses elde edilmektedir.

TOMOGRAFİ ÇEKİMİYLE DAMAKTAKİ AKUSTİK OLUŞUMUN GÖRÜNTÜLENMESİ

Peki, damağın, etkin ses oluşumuna yapısal etkisi nasıldır?

Ağız içini mekan gibi değerlendirebilmek için, alt-üst çene açımını aynı tutarak:

1. damak düşünülmeden :

          

2. damak gerdirilip sesi damağa yönlendirme pozisyonlarında çekilen tomografi çekimleri incelendiğinde sesi çoğaltan etkin akustikli bir ortam oluşturduğu gözlenmektedir.

          

Damak yapısının kubbe formuna  benzerliği artmaktadır. Damak gerdirme işlevinde damak yapısında sertleşme ve incelme olmasıyla sesin yansıma duvarı, ses dalgalarının buraya çarpıp en iyi şekilde yansımasını oluşturmaktadır. Yumuşak damağın incelmesiyle, ses dalgaları burun boşluğuna geçip, fazlasının burada emilip geri kalan ses dalgalarının yansımasıyla da akustik derinlik elde edilmektedir. Damak gerdirme işlevinde larinks daralmakta, aynı su  hortumunun  ucunu sıktığımızda suyun akış şiddetinin artması gibi, ses enerjisinin akış şiddeti de artmaktadır. Dilin aşağı doğru çökmesi, yumuşak damağın yukarı kalkması ile mekan hacmi artmakta ve sesin daha hacimli duyulması sağlanmaktadır. Aynı, mimaride kubbe formundaki ideal akustiği elde etmek için, yapılan düzenlemeler gibi.

MİMARİDE KUBBE  FORMUNDAKİ AKUSTİK YAKLAŞIMLARLA, DAMAKTAKİ AKUSTİK OLUŞUMUN KARŞILAŞTIRILMASI

1988 yılında yapılan Uluslararası Kubbe Sempozyumunda, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kubbe uzmanı, mühendis ve profesörler, aradan 400 yıl geçmesine rağmen uzmanları hayrete düşüren mükemmel mimari özelliklerde ve akustik dengenin en iyi uygulandığı yapıların ustası olarak Mimar Sinan’ı göstermektedir

Akustik dengeyi en iyi kurduğu Süleymaniye Camii, mimarideki tüm unsurları en titiz ve denge içerisinde taşımaktadır. Kubbe akustiği çözümleri, tasarım ve yapımı zamanın şartlarının çok ötesinde olduğu, günümüzde de izlenmektedir. “Sinan’ın yapıtlarının her taşının altında bilmeceler gizli olduğu söylenmektedir.” Bu akustik bilgilere nasıl ulaştığı da bilinememektedir. Gizemli akustik denge harikası Süleymaniye’deki akustik çözümler öğrenildikçe, bizleri daha da fazla heyecanlandırmaktadır.

Mimar Sinan akustik mimari için en ideal ve en riskli yapı olan kubbe formundaki akustik dengeyi nasıl kurmuştur?. (İnternetten “Mimar sitesinden” bu bilgilere rahatça ulaşabilirsiniz.) Bu bilgileri ağız içi ve damak yapısı ile karşılılaştırmalı olarak açıklarsak:

Sinan Süleymaniye Camiinin yapımında kubbedeki akustik duyumu denetlemek için nargile fokurdatmış ve kubbenin her bir köşesinden işçilerinin ellerindeki borularından nargilenin sesini duyup duymamasına göre, düzenlemeler yapmıştır.

İnsan yapısında direkt ses tellerinden çıkan ham ses, yani ses tellerinin üzerindeki yapıyı yok ettiğinizde duyulan ses nargiledeki gibidir. Periyodik bir ritimle akan ses dalgaları, derinliksiz ham ses şeklindedir. Nargileyi de ses kaynağı olarak düşünürsek aynı yapıda, ham sesi oluşturmaktadır. Ancak bu ham ses, üzerindeki yapılara göre şekillenmektedir. Kaynaktan çıkan ses, genişleyen küresel dalgalar halinde ilerler ve mekanın duvarlarına çarpar. Duvarlara çarpan ses dalgaları, mekanın formuna, duvarların emicilik yada yansıtıcılığına göre belirli doğrultuda değişik şekillerde yansır. Burada nargile ve ses telli bir ses kaynağı olarak benzerliği göze çarpmaktadır.

Sinan kubbede geçiş elemanı olarak kullandığı ana kubbenin yanlarındaki küçük kubbeler olan mukarnaslar, sesi dağıtarak yansımasını sağlamıştır. Böylece mukarnasların taşıyıcılık fonksiyonlarının yanı sıra, estetik ve akustik fonksiyonları da uyum içinde birleştirmiştir.

Ağız yapısına bakacak olursak ana kubbe damak, yan kubbe mukarnaslar da yanak boşluklarıdır. Bu yapı ana kubbeden yansıyan sesin iç mekana yayılarak tını süresini çoğaltır, tonların dolmasını sağlar. Yanakların yumuşak dokusu, fazla ses dalgalarına emici satıh oluşturmaktadır.

Mimar Sinan duvar ve kubbede kullanılan sıvalara kıtık denen, talaş ve keçe gibi organik maddeler ilave ederek hacimde homojen ses dağılımını sağlamış, ses enerji dönüşünü ses yutucu elemanlarla kontrol altına almıştır.

Kubbe sıvasının damak dokusuna benzerliği gibi ses yankılanmalarını engellemiştir.

Ses emicilik katsayısı, satıha çarpan ses dalgasının enerjisinin yüzde 30’u satıh tarafından emilmiş, yüzde 70’i yansımışsa, o satıhın emicilik katsayısı yüzde 30’dur. Örneğin, mermerin emicilik katsayısı yüzde 1, halının emicilik katsayısı yüzde 11’dir.

İnsan doğasında damak yapının ayarlanabilir olması da alçak ve yüksek frekanslara göre emicilik katsayısını ayarlayarak uygun şartlar sağlamaktadır.

Sinan iç ve dış kubbeler arasında iki-üç metreyi bulan boşluklar kullanmıştır. Bu, yaz-kış ayarlarında iç mekandaki hava sıcaklığını belli bir seviyede tutmasının yanında, mükemmel bir akustik de sağlamıştır.

Damak ve üzerindeki burun boşluğu gibi. Mimaride akustik hayaller denen, yansıma kanunlarına göre, yansıtıcı satıhın arkasında, hayal meydana gelmektedir. Yansıyan sesler buradan geliyormuş gibi yayılır. Bu da akustik zenginlik oluşturur ve sesin derinlik kazanmasını sağlar. Tomografi görüntüsünde anlattığımız gibi, ayrıca sesli vokaller ağız içine sessiz vokallerden özellikle “m, n” gibileri de ağız içi kapatılarak burun boşluğuna yönlendirilir. Böylece burun boşluğu, bazı vokaller için tını alanı oluşturmaktadır. “Can” kelimesinin tınlama alanlarını incelersek şöyle:

(c, a: ağız içinden, n: ağız içi dille kapandığı için burun boşluğundan akar)

Üst üste ve arada hava boşluğu bırakılarak oluşturulan kubbe bunlardan başka ses yalıtımı açısından da önem taşımaktadır. Sesin mekan dışına taşması önlenmekte, ses izolasyonu yaratmaktadır.

İnsan yapısındaki damak kubbesinin üzerindeki burun boşluğu ses dalgalarının beyin, göz sinirleri gibi hassas yapılara zarar vermesini de engellemiş olmaktadır. Düşünsenize 100-150 kişilik orkestranın üzerinde mikrofonsuz söyleyen opera sanatçısının ses gücünü! Rezonans uyumunda kadehi kıran sesin gücünün içeride yapabileceği tahribatın büyüklüğü de görülebilmektedir. Ses dalgalarının fazlası öncelikle burun boşluğunda, sonra sinüslerde emilerek yok edilmektedir. Sinüslerin bulunduğu yerler itibariyle ve koruyucu hava boşlukları özelliği bu görüşü doğrulamaktadır. Maksille Sinüs: gözlerle damak arasında, Alın Sinüsü: özellikle tiz frekanslarda beynin ön yüzeyini korumakta, Etmoid Sinüsler: gözlerin arkasında bulunan ana sinir uçlarını korumakta, Sifenoid Sinüsler: burun arka üstünde beyinciği korumaktadır. Son yapılan araştırmalarda, sinüslerin içine mikrofon yerleştirilmiş ve ses elde edilememiştir. Böylece sinüslerin koruyucu ve fazla ses dalgalarını sönüştüren yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır. Bizlere yıllarca söylenen “sinüsler tını bölgelerimizdir” savını da çürütmektedir.

Sinan ayrıca uygun akustik değerleri sağlamak amacıyla döşeme kaplaması olan halıyla, uygun bir akustik elde etmiştir.

Alt çeneyi kaplayan dil gibi. Özellikle alçak frekanslar için uygun zemin oluşturmaktadır.

Ayrıca zemin altında boşluk kullanarak, hem klimizasyonu, hem de zemin rezonatörünü sağlamıştır. Buradan oluşturulan hava akımı da kubbe içinde, ses dalgalarının düzenli dağılımını yapmıştır.

Mimar Sinan Süleymaniye Camiinin büyük kubbesinden yansıyan sesin meydana getireceği rahatsız edici büyümesine, kubbe yapısının güçlü tınlatıcı özelliğine ve kubbede oluşacak özel ses odaklanmalarına önlem olarak, kubbeye, köşelere ve eteklerine içi boş 50 cm boyunda 64 küp yerleştirmiştir.

32 diş sırasından oluşan yarım daire damak kubbemizin simetriği olacak diğer yarımı 32 diş sırasının toplamı olan 64 dişe tamamlayarak düşünürsek rezonatör küplerin benzerliği gibidir.

Uyarıcı ses enerjisinin etkisiyle titreşim yapan sisteme rezonatör denir. Rezonatöre uyarıcı titreşim olan ses enerjisi ile belli bir uyuma girmesi, olayına da rezonans denir.

Kaynağından çıkan ham ses, yapının etkileşimiyle sesin rengini oluşturur.

Sinan’ın, kullanıldığı küplerle etkin ses rengini elde etmeyi amaçlamışdır. Çıkan sesin fazlası emilmeli ve oluşan ses yankılanmamalıdır. Kubbenin bir yerindeki küçücük bir fısıltı 40-50  m. mesafeden kubbenin diğer yanından açıklıkla işitilir. Hatta kubbeyi birkaç kez döner. Bundan dolayı ses büyüteci kubbe, eteklerindeki küplerle, ses dalgalarının üst üste binip kargaşa oluşturmamasını, emilmesini ve geri kalan sesin en etkin şekilde düzenli, anlaşılır bir şekilde çoğalmasını sağlamaktadır.

Yüksek frekansın yarattığı fazla ses dalgaları, gerek burun boşluğunda, gerek sinüslerde, gerek ağzın iç yapısında, gerekse damak kubbesinin bitimindeki diş-dudak arasında azaltılırken; damak kubbesinin iç yüzeyinden ve dişlerin iç yüzeyinden, geri kalan ses dalgaları, belli bir rezonans uyumla yansımaktadır. Böylece etkin parlaklıkta ses duyumu sağlanmaktadır.

              

   

SANAT ESERLERİNDE DOĞANIN ÖZ ALINMASI SONUCUNDA ELDE EDİLEN BAŞARI

Doğadan esinlenerek yapılan, tüm sanat eserleri kalıcı olmuştur. Doğaya duyulan saygı ve uyum o sanat eserinin etkinliğini sağlamaktadır. Yapılanın doğasına inebilmek, o işin bilincini uyandıracağından, kalıcı ve en kısa sürede eğitimi de sağlamaktadır.

M.Ö. 90-20’de yaşamış Romalı Marcus Vitruvius Pollio “Mimarlık Üzerine On kitabı”nda insan bedeninin formundan elde ettiği ideal orantıyı öz almıştır.

1450’lerde Leon Battista Alberti’nin “Yapı Sanatı Üzerine” adlı kitabında da Vitruvius’dan etkilendiği görülmüştür. Rönesans dönemi sanatçılarından Leonardo da Vinci ve Mimar Sinan’da eski uygarlığın bilgeliğini sürdürerek insan vücudunun ideal orantısına bağlı kalarak yapıtlarını oluşturdukları bilinmektedir.

Ses eğitim açısından büyük önem taşıyan damaktaki akustik oluşum ile kubbe yapımında ideal akustik elde etmedeki uygulamalar ilginç bir şekilde benzeşmektedir. Doğaya büyük saygı duyan ve izleyen Yüce Sinan’ın özellikle kalfalık eseri olan Süleymaniye’deki akustik yaklaşımları damak ve ağız içindeki yapılara olan büyük benzerliği de ilgi çekmektedir.

Sinan’ın Süleymaniye’si doğanın bir uzantısı gibi yükselmektedir. Arazi uyumuna gösterilen büyük duyarlık, geçen yüzyıllar, depremler ve yeryüzü olayları bile kendi uzantısıymış gibi o yapıtları korumaktadır. İstanbul görüntüsü, belleklerimizde Süleymaniye ile bütünleşmektedir.

                     

Sesimizle dünya sevgisine katkıda bulunmak dileğiyle….


(*) D.E.Ü. Buca Eğitim Fak.Müzik Eğt.A.B.D. İzmir
(*) [email protected]

KAYNAKLAR

  • Mansion, Madeleine, (1947), “L’ Etude Du Chant” Librairie Hachette. S.A., Buenos Aires.
  • Baytin, Tulü, (1963), “Binalarda Akustik Tedbirler” İstanbul Teknik Üniversitesi Matbaası, İstanbul.
  • Cevanşir, Behbut, Gürel, Güzin, (1982), “Foniatri” İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul
  • Gombrich, E.H., (1992), “Sanatın Öyküsü”, Remzi Kitabevi Yayınları, (Çev. Cömert, B.), İstanbul
  • Vitruvius, (1998) “Mimarlık Üzerine On Kitap” Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı Yayınları, YEM Yayın, İstanbul.
  • M. Rath, Leland (2000), “Mimarlığın Öyküsü” Kabalcı Yayınevi, İstanbul
  • White, Michael, (2000) “Leonardo İlk Bilgin” İnkilap Kitabevi, İstanbul
  • Zeren, Ayhan, (2003) “Müzik Fiziği” Pan Yayıncılık, İstanbul.
  • Güvenir, Sadan (2004) “Ses Yapısal ve İçsel Bilincin Oluşturulması” Atadost Matbaa, İzmir.

 

Not:
Bu makale "Öğr. Gör. Şadan Güvenir ve Dr. Tolga Kandoğan"  tarafından
"28.Türk Ulusal Otorinolarengoloji ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresinde" sunulmuştur.

 


 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]