ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 


    
GAZİANTEP’DE ABDALLIK GELENEĞİ VE ASLAN SAZCI

Savaş EKİCİ*
 

    
“Türküz Türkler yoldaşımız
Hesaba gelmez yaşımız
Nerde olsa savaşırız
Türküz türkü çağırırız”
Diyen Aşık VEYSEL Veya;
“Ben halkım hey!
Feleğin sillesini çok yemişim.
Kalem vermemişler elime
Diyeceklerimi türkülerle demişim.”

Diyen Şadan Gökovalı, türkünün ne demek olduğunu aslında çok güzel ifade etmişlerdir. Gönül bardağını taşıran son damladır aslında türkü. Türk milleti duygu ve düşüncelerini, güncel hayatı, toplumsal olayları kısacası yaşadığı ve kendisini duygulandıran her olayı türkülerle anlatmıştır. Bu nedenle; türkülere sadece bir müzik türü gibi bakmak ve düşünmek sadece çok küçük bir özelliğini anlamak ve görmek demektir. “Bir türküden fazlasıdır söylenen, Mızrap tele değdiği zaman” Diyen ozanın da anlattığı gibi; Türk’e ait anlamına gelen türkü; bir müzik türü olmasının çok ötesinde bir takım özelliklere sahiptir. Bu nedenle türküleri gerek anlamak ve özellikle icra edebilmek için müzikal yeterlilikle birlikte yöre kültürü, halk edebiyatı, halk dansları, halkın yaşantısı, yöre ağızları, yörelerin sosyolojik ve tarihsel yapısı, yöresel çalgı ve icra biçimleri gibi birçok konuyu da çok iyi bilmek gereklidir. Türkülerin gerek saz ve gerekse ses icralarının yapılabilmesi için; ne nota ne de söz ile anlatılamayan bu müzikal ifadelerin mutlaka bilinmesi gereklidir. Aslına bakılırsa başarılı bir icranın sırrı da zaten burada gizlidir. Bu sırra erebilmek için ise; mutlaka mahalli sanatçıların dinlenmesi, halk danslarının izlenmesi hatta müzik icra ortamının görülerek o ruhun hissedilmesi gereklidir. Bu ise öğretilemez veya anlatılamaz ancak kaynaktan direk görerek veya dinleyerek öğrenilir.

Türk müzik kültürünün veya geleneğinin aktarımında, repertuarın bu güne taşınmasında tanınmasında, mahalli sanatçılar oldukça önemlidir. Yöre müzik icralarının eğitim ve öğretiminde özellikle Türk müziğinde usta çırak ilişkisi oldukça önem taşımaktadır. Her ne kadar bu icralar nota ile tespit edilse bile bu duygu ve icraların öğretilebilmesi için bu mahalli sanatçıların icralarının yukarıda da anlatıldığı gibi mutlaka dinlenmesi veya izlenmesi gereklidir.

Gaziantep yöresi halk müziğine kaynaklık etmiş önemli mahalli sanatçılardan birisi de özellikle “Şavo Garibi(Güzeli)” ve “Bey Beyrek” adlı barak havalarındaki usta icrası ile bilinen Aslan Sazcı’dır. Barak havalarının önemli icracılarından olan Sazcı, 1936 yılında Kilis’te doğmuştur. Okula hiç gitmemiş fakat askerde okuma yazma öğrenmiştir. Gaziantep veya Kilis yöresinde “Abdal veya Aşiret” adı ile bilinen ve erkek akrabalarının hemen hemen hepsi müzisyen olan abdal geleneği içerisinde kendisini yetiştirmiştir. Zira çalgı çalmayı ve bildiği türküleri o da babasından öğrenmiştir. Sazcı’nın yedi oğlunun hepsi de davul, zurna, bağlama, gibi yöre çalgılarını icra etmekte ve dolayısı ile yine geleneksel olarak abdallık geleneğini devam ettirmektedirler.

Yörede daha çok abdal veya aşiret adı ile bilinen mahalli sanatçılar; bu ezgileri ve çalgıları çalmayı dedelerinden ve babalarından öğrendiklerini, sülalelerindeki insanların hemen hemen hepsinin eskiden beri çalgı ile uğraştıklarını veya çaldıklarını, bu geleneğin babadan oğula aktarılarak günümüze kadar geldiğini bize anlatmışlardır. Eskiden bölgede “abdal” diye adlandırılan müzisyenlerin bir çadırda oturduğunu ve geçimlerini düğünlerden aldıkları “Şaba veya Şabaş1” denilen ücretle sağladıklarını, diğer bütün ihtiyaçları ise köylüler tarafından karşılandığını yörede yaptığımız araştırma çalışmalarımız sırasında öğrenmiştik. Bunun ile birlikte daha önceleri her aşiretin kendi bünyesinde bir müzisyen (abdal) gurubu bulundurduğu ve bu müzisyenlerin diğer aşiretlerin düğünlerine gitmedikleri de tespitlerimiz arasındadır. Yakın bir zamana kadar ise; Gaziantep’teki yerli ailelerin düğünlerine giden veya gidecek abdalların belli olduğunu, abdalların bu aileleri tanıdığı ve ailenin düğünlerini takip ettiğini düğün olacağı zaman bunların düğünlerine gittiğini yörede yaptığımız derleme ve araştırma çalışmalarımız sırasında öğrendik. Görüldüğü üzere bu gelenekler hayatın veya çağın durumuna göre eskiden aşiret iken günümüzde aileye indergenerek, şekil değiştirerek devam etmektedir.

Gaziantep halkı düğün ve eğlencelerinde günümüz yaşama biçiminin getirmiş olduğu salon düğünlerini de tercih etmekle birlikte geleneksel motifleri bu tarzın içerisinde ustalıkla kullanabilmektedir. Zira bu eğlencelerde, gerek gelinin çeyizini alma veya gerekse düğüne gelen misafirlerin karşılanması aşamasında davul ve zurna çalan abdallar mutlaka bir şekilde yer almaktadır. Fakat bu eğlencelerde abdalların şaba denilen bahşişleri almak için dansın haricinde çeşitli hareketler yapmaları, hoplayıp zıplamaları hatta yerlere yatmaları zaman zaman bize, İslamiyet’ten önceki şaman, kam, baksı adı ile bilinen büyücü saz şairlerinin ayin törenlerini hatırlatmıştır.

Gaziantep abdallarının en çok kullandığı çalgı yukarıda da belirtildiği gibi davul ve zurnadır. Zurnanın gümüşlü olması ise görselliğin ötesinde ayrı bir anlam ifade etmektedir. Zira zurnaların gümüşletilmesi çok eski bir gelenektir. Zurnanın gümüşletilmesi ise çalgıcının kendisi tarafından değil, icrasını beğenen düğün sahibi veya toplumun ileri gelenleri tarafından yaptırılmaktadır. Bunun ile birlikte zurnanın gümüşletilmesi ve bir abdalın gümüşlü zurna sayısı abdal açısından önemli bir mertebedir. Abdal ise günümüz magazin medyası gibi zurnasını gümüşleten kişinin reklamını her gittiği düğünde ve ortamda yapmaktadır.

Aslan Sazcı’da babasından ve dedesinden öğrenmiş olduğu türküleri düğün ortamlarında ve köy odalarında icra ederek ve yöresel müzisyenlerle meşk ederek kendisini geliştirmiştir. Fakat babası keman çaldığı halde kendisi daha çok bağlama ve cümbüş eşliğinde türkü söylemeyi tercih etmiştir. Barak bölgesinde söylenen türküler genellikle uzun hava formunda olduğu için Sazcı’nın icra ettiği eserler de daha çok yörede yaygın olarak bilinen uzun havalardır. Sazcı Gaziantep barak bölgesinden Kilis, Hatay, Kırıkhan, Reyhanlı ve Adana’ya kadar olan bölge içerisindeki düğünlere gitmiştir. Daha önceki çalışmalarımızda da belirttiğimiz gibi; Gaziantep’te başta “Gezer Aşireti” olmak üzere Hatay ve Kırıkhan bölgesindeki yine soyadları “Gezer” olan ve diğer birçok abdal aşireti birbirleri ile akrabadırlar. Bunun ile birlikte Gaziantep’teki abdal aşiretinin aynı zamanda Orta Anadolu’daki abdallar ile aynı soydan geldiğini de söylemek mümkündür.2 Sazcı’nın da Gaziantep’ten Kırıkhan’a kadar olan bölge içerisindeki bu düğün ve eğlencelere gitmesinin sebebi barak müzik kültürünün bu bölge içerisinde hakim veya baskın olması ile birlikte, bu bölge içerisindeki abdalların akraba olması, icra ve üslûp benzerliğinden dolayı olduğunu söylemek mümkündür.

Aslan Sazcı, 1994 yılında gök kubbede hoş bir seda bırakarak Gaziantep’te ölmüştür. Fakat toplumun yetiştirmiş olduğu bu değerleri bilmek, tanımak, tanıtmak, belgelemek ve icralarını günümüz teknolojisi ile arşivlemek yeri geldiğinde bunları kullanarak yeni biçimler oluşturmak kültür millet ilişkisi bağlamında önem taşımaktadır.


KAYNAK KİŞİLER
Adı Soyadı                  Doğum Yeri ve Tarihi             Eğitimi              Mesleği
Tevfik KARALAR         Gaziantep-1974                    İlkokul Terk      Müzisyen
Ramazan Karalar        Gaziantep-1976                    İlkokul Terk      Müzisyen
Reşit BULUT              Gaziantep-1973                    Ortaokul Mez.  Müzisyen
Mustafa BÜKRÜK        Kırıkhan-1950                       Okula Gitmemiş Müzisyen
Soner GEZER             Kırıkhan-1990                       Okula Gitmemiş Müzisyen
Ali SANCAK               Kırıkhan-1954                       Okula Gitmemiş Müzisyen
Kenan GEZER            Kırıkhan                               Okula Gitmemiş Müzisyen
Hasan GEZER            Kırıkhan                               Okula Gitmemiş Müzisyen
Halil GEZER               Kırıkhan                               Okula Gitmemiş Müzisyen
Hacı ÇİÇEK               Adıyaman-1952                     İlkokul Mezunu Müzisyen
Battal SAZCI            Kilis-1974                             Okula Gitmemiş Müzisyen
Hacı SAZCI              Kilis-1969                             Okula Gitmemiş Müzisyen
Nazım SAZCI            Kilis-1972                             Okula Gitmemiş Müzisyen
Hacı BULUR              Oğuzeli-1967                         İlkokul Mezunu Müzisyen



1) Bahşiş anlamına gelen bu ifade Azerbaycan’da da kullanılmaktadır.
2) Daha geniş bilgi için; “Savaş EKİCİ; .“Gaziantep’li Şerif Akbağ ve Kırşehir’li Muharrem Ertaş’ın İskan İcrası Bağlamında Barak ve Bozlak Havaları Üzerine Bir Değerlendirme” Kültür ve Turizm Bakanlığı, VII.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongre Bildirisi, Gaziantep, 2006.” Esere bakınız.



*) Gaziantep Üniversitesi, Türk Müziği Devlet Konservatuarı, Sanatçı Öğretim Elemanı.
 

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]