ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
Hiçbir Değer Sahipsiz Değildir

Bekir Karadeniz-Orhan Bahçıvan
 

     Duyguların dile gelmesi, değişik biçimlerde ifade edilmesi insanın insan olmasıyla aynı zamana denk düşüyor olmalı. Doğumdan ölüme geçen sürede yaşanan, düşünülen, hissedilen, bazı zaman tasavvurları zorlayan duygu yoğunlukları, insan bedeninin kaldıramayacağı denli genişleyince dışa vurmakta ve çeşitli boyutlarda belirmektedir. Bazen bir sevdanın derinliği ve insana kattığı güç, hesapsızca herşeye karşı koymaya dönüşmekte, bazen yontulan bir heykele aşık olmaya, bazen gurbetin ya da ölümün yol açtığı bir ayrılığın müthiş acısıyla insanın kavramakta güçlük çekebileceği denli gelişmeler yaşanmaktadır.

Tüm bu duyguların yalnızca bilinçte değil, insan bedeninde de iflah olmaz tahribatlara neden olduğu, bilinmeyen zamanlardan bugüne taşınan anlatılarla, destanlarla da günlük yaşamın ayrılmaz parçaları olmayı sürdürmeleri çoğu zaman inanılır gibi gelmemektedir.

Bir sevincin insanı uçma noktasına getirdiği, ilgili kişiye göre en »kötü« olana bile sevgiyle yaklaşmaya neden olan sevincin kaynağı belki her boyutuyla anlaşılamamaktadır başkalarınca. Ancak binlerce yılın insan belleğine, yeteneğine ve duygusuna kattığı müthiş birikimin ustalığı ve estetiğiyle geliştirdiği yaratıcılığı nedeniyle, bu duygu yoğunluğunu en küçük bir ayrıntıyı bile atlamadan soyutlayabilmesi gerçek sanat olmalı herhalde. »Tutun uşaklar tutun, Şimdi havalanirem« (Urfa türküsü) dizelerinde dahiyane anlatılan sevgi ve coşku yoğunluğu kimbilir kaç insanın duygularına doğrudan tercüman olmuştur. Ya da »Ya bir kanat ver ya da kuş eyle, Uçup gidem dost bağında talan var« (Sümmani) dizelerinde olduğu gibi en olmayacak şeye bile kesintisiz bir umutla sarılmanın inancı, yaşama bağlanmanın gerekçesi olmamış mıdır çoğu zaman.

Binlerce yıllık geçmişi olan türkülerin, halk şiirinin yaratıcıları tüm bunları yaşadıklarından dolayı böyle ifade etmişlerdir. Yoksa durup dururken acıklı bir türkü tutturmanın, içli bir şiir yazmanın olanaksızlığı ortadadır.

Bu duygu yoğunluğunu tüm estetiği ve ustalığıyla geçmişten geleceğe taşıyan birçok isimsiz (bir boyutuyla sahipsiz) insanları içten bir sevgi ile anmaktan öte yapacak çok şey kalmamakta geriye. Belki onlar bu duyguları artık hissetmeyecek, bundan dolayı tatlı bir gülümsemeyle memnuniyetlerini belli edemeyecekler ama gelecek kuşaklara aktarılacak değerlere sahip çıkmanın önemiyle bunun ne denli anlamlı olduğunu unutmamak gerek.

İşte bu noktada insana saygının gereği olarak, bize bu mirası bırakanların kendilerine artık bir »yarar« sağlamayacak da olsa, haklarını »teslim« etmek üzerine çağrı gündeme gelmekte.

Önceki yüzyılın başlarından itibaren insanlar »pazarda iş yapabilecek« herşeyi sahiplenmeye başladı. Bu durum, Türkiye’de bazı ülkelere göre daha geç gündeme gelmiş olsa bile aynı yoğunlukla sürmektedir. Kuşkusuz insanın kendine ait olana sahip çıkması hakkının bir eleştirisi söz konusu değildir burada. Tam karşıtı olarak, insanın kendine ait olmayana sahip çıkmasıyla ilişkilendirilmesi gereken şeyler üzerinde yoğunlaşmaktır aslolan. İnsan onuru, kendi hakkına sahip çıkmak kadar başkasının hakkına saygı göstermek, gerektiğinde aynı içtenlikle başkalarını da savunabilmekle yücelecektir.

Başkalarına ait olan şiir ya da türkülere ya doğrudan ya da bazı değiştirmelerle sahip çıkan ve bunu artık günümüz koşullarında bir gelir kaynağına dönüştürenlerin bu davranışlarından vazgeçmeleri ve bunları sahiplerine iade etmeleri gerekmektedir. Kendini savunabilecek, hakkına sahip çıkabilecek durumda olmayanların (örneğin önceki zamanlarda yaşamış insanların) eserlerini ise kamuya geri vermek ve elde edilen gelirleri de kamuya malolmuş bir kültür kurumuna ulaştırmaları en doğru yaklaşım olurdu.

Bundan dolayı, herhangi bir biçimde, herhangi bir nedenle, ya da herhangi bir niyetle başkalarına kaydedilen türkülerin, şiirlerin (yaşayan ya da yaşamayan) sahiplerine iade edilmesi yönünde bir kampanyaya çağırmaktayım.

Tarihi doğru aktarmanın gelecek kuşaklara yapılabilecek en büyük iyiliklerden ve görevlerden biri olduğu kadar, her boyutta emeğe saygının da aynı anlamda büyük bir görev olduğunu düşünen herkes için yapacak birşeyler olacaktır. Bazen bir türküde ya da destanda geçen bir dizeyle bile tarihe ilişkin önemli ipuçlarının gündeme geldiği düşünüldüğünde bu daha da önem kazanmaktadır.

Başkalarının sahiplendiği ya da yanlışlıkla başkalarına maledilen binlerce yıllık bu birikim ve kültür mirası örnekleri üzerine çalışma yapan, bu tür yanılgıları aydınlığa kavuşturmaya yönelik araştırma yapan birçok insanın bu konuda önemli veriler toparladıkları bilinmektedir. Bu çalışmaların sonuçları süreç içinde değişik biçimlerde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bilginin paylaşımı, doğru davranışı da destekleyecektir.

Bir süre sonra elimizde bulunan bu tür örnekleri kamuoyu ile paylaşamaya başlayacağız. Gerektiğinde simgesel davalarla da bunun üzerine gideceğiz.

»Sahipsiz« olanların sahipsiz olmadığını anlamayı ve anlatmayı başarabildiğimiz günlere.


Bekir Karadeniz & Orhan Bahçıvan


 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]