ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
Kars'ta Aşk Şöleni: Âşıklar Bayramı

Zeynep Oral
 

     Kars'ta kızgın bir güneş var, güneş âşık... Kenti çepeçevre saran yüksek dağlar karla kaplı, kar âşık... Akşama doğru güneş iyice alçaldığında, ortaya yayılan kızıllıkta, Hitit, Huri, Urartu, Kimmer, Gregoryen, İskit, Sasani, Bizans, Selçuk ve Osmanlı'dan esen bir rüzgâr Kars Kalesi'ni okşuyor, rüzgâr âşık, bulutlar âşık...

Nereye baksam aşk ve âşıkları görmem boşuna değil. Gönlümün gözleri, yalnız onları görüyor, onları dinliyor, onları duyuyor...
Kars'ta, Birinci Türkiye Âşıklar Bayramı var! (Yaşam sürprizlerle dolu: Bir gün önce İstanbul'da Vladimir Ashkenazy 'nin sihirli piyanosunu dinliyordum, bu akşam Kars'ta Anadolu'nun tüm birikimini omuzlamış türküleri dinlemeye doyamıyorum.)

Ülkenin her köşesinden (her köşesi demem laf gelişi değil, tam 81 ilden) gelmiş 190 halk ozanı yani, ''Âşıklar'' , Kars'ta birbiriyle yarışıyor; türküleri, atışmaları, sazı, sözü, eleştiriyi, cinası, taşlamayı, hüneri, dil ve akıl çabukluğunu gönül ve can yoldaşlığını yarıştırıyor. Evet, bu bir yarışma ama bence daha çok bir paylaşma... 16. Yüzyıl'dan bu yana süre gelen sözlü şiir geleneğinin ''Âşıklığın'' paylaşılması...

Bugüne dek bu yarışma, yani Âşıklar Atışması Konya'da yapılırmış, en fazla 50 Âşık katılırmış. Şimdi ilk kez Kars'ta yapılmasını, çok büyük bir organizasyonla titiz seçimlerle böylesi büyük bir katılım sağlanmasını, buralılar, ''Âşıklar yuvaya döndü'' , ''40 yıllık düş gerçekleşti'' diye sevinçle karşılıyor ve Kars Kültür Merkezi'nin salonunu hınca hınç dolduruyor...

Âşıklar Bayramı, yörenin en usta sanatçısı, herkesin sevgilisi, çok kısa bir süre önce 66 yaşında hayata gözlerini yuman Âşık Murat Çobanoğlu'nun adını taşıyor. Zaten şölen de onun mezarını ziyaretimizle başladı. Tüm Âşıklar ellerinde bir karanfil, omuzlarında sazlarıyla gelmişlerdi. Murat Çobanoğlu gibi Devlet Sanatçısı olan yine Karslı Âşık Şeref Taşlıova'yı dinlerken gözyaşlarını tutamıyorlardı.

Bu görkemli olayın mimarı, Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu. Onun isabetli deyişiyle ''Âşıklık, bu sözlü edebiyat, halkın içinde mayalanır; toplum bilinciyle bilenir; kültürümüzün toplumsal dinamiğini oluşturur...''

Yarışmayı izlerken, bu sözlerin gerçekliğini daha iyi anlıyorum. Güncel, sıradan bir olaydan destansı epik konulara uzanan çok geniş bir yelpazeye yayılıyor atışmalar. Şikâyet, eleştiri bol, ama başkaldırı, direniş daha da bol! Sahne ve salon birlikte soluk alıp veriyor. (Daha önce izlediğim opera ya da klasik müzik yarışmalarında, jüriyi etkilememek için izleyicilerin alkışlaması yasaktı, burada serbest!)

İlk kez böyle bir yarışmaya tanıklık ediyorum. Çok ilginç! Kafkas Üniversitesi, Karadeniz Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden, araştırmacılardan, müzik uzmanlarından oluşan jüri de sahnede. Yarışmacılar iki iki sahneye çıkıp birbirine rakip oluyor. Yarışmaya katılan 190 ozanın en genci 13, en yaşlısı 80 yaşında. Ve sıkı durun: 190 yarışmacı içinde bir tek kadın var: ( ''Bir tek'' denmez ama vurgulamak için söylüyorum:) Âşık Sarıcakız . Eskişehir doğumlu ama İstanbul'dan katılıyor. (Ayrıntılar, dönüşümde.) En çok sayıda katılım Erzurum'dan...

Yarışma on bir ayrı dalda. Kolay iş değil: Örneğin ''İrticalen Divan Dalında'', jüri üyesi bir dize veriyor, (buna ''ayak vermek'' deniyor) sahnedeki iki yarışmacı o dizeye uygun doğaçlama yapıp hem kafiyeyi tutturacaklar, hem divanı (13 heceyi) tutturacak; hem anlamlı olacak, hem de sazlarıyla aynı ölçüyü tutturacaklar, bir dörtlük biri, bir dörtlük öteki, sırayla... ''Cinaslı Tecnis dalında'' : Dörtlü koşmanın arasına yedi heceli cinas yerleştirme, kelime oyunu yapmak zorundalar. Hele bir ''Leb Deymez -dudak değmez- Dalı'' var ki, hayret bir şey: İki dudak birbirine değmeyecek.. yani kimi sözcükler, harfler (örneğin, b, m, p vs.'li sözler) kullanılmadan söylenecek ne söylenecekse... 'Kaçamak' yapılmasın diye iki dudak arasına bir toplu iğne ya da kürdan yerleştiriliyor. O nedenle yalnız ses, söz ve saz marifeti değil; akıl, zekâ, çabukluk gerektiren bir yarışma dedim başlarken...

Yarışma bu akşam sona eriyor. Ben bir gün önce Kars Sanat Merkezi'nde kurulmuş basın odasında bu yazıyı yazarken yukarıda alkış kıyamet kopuyor. Aklım orada, Âşıklarda...
En iyisi bu yazıyı Âşık mı değil mi bilmem ama, Karslı bir ozanın Kağızmanlı Sadık Miskini 'nin ''Paydos'' şiiriyle bitireyim:

''Aşkın kâfiri oldum, dine imana paydos
Dost yüzünü gül bildim, bağa bağbana paydos
Kendimin efendisi, kendimin kölesiyim
Eylemem kula kulluk şaha sultana paydos.''


Bunca başarılı Aşıklar Bayramına emeği geçen herkesi kutluyorum.

 


Kaynak:
Cumhuriyet Gazetesi
8 Mayıs 2005
 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]