ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara
tavsiye edin
muhabbet

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
KİZİROĞLU TÜRKÜSÜ KİMİN ESERİDİR?

Mehmet GÖKALP


   Son günlerde Grup Laçin ve Grup Ayna'nın kasete aldığı, Murat Çobanoğlu'nun 1971'de altın plak ödülü ile tanıttığı ''KİZİROĞLU MUSTAFA BEY'' türküsü dillerden düşmez oldu.

Murat Çobanoğlu, Prof. Ahmet Caferoğlu'nun ''Doğu illerimiz Ağızlarından derlemeler'' adlı eserindeki bilgilere göre Çıldırlı Aşık Şenlik'in çırağı, GÜLİSTAN ÇOBANLAR'ın oğludur. Kendisi, Şenlik'in Latif Şah, Salman Bey, Sevdakar adlı hikayelerini ve şiirlerini kahvelerde okumuş, aşıklık geleneğini de devam ettirerek oğlu Murat'ı da aşık yapmıştır. Yani (Usta malı satan, ehl-i dil aşıklar) zümresindendir ve Kiziroğlu türküsü ve hikayesi onun değil Selim ilçesinin Ağyar köyünden Dursun (Cevlani) Kılıç'a aittir. Şöyle ki:

1948'de Erzurum Halkevinde Yusufelili Aşık Huzuri, Posoflu Hudami ve Dursun Cevlani. Edebiyat öğretmenimiz Cevat Dursunoğlu'nun düzenlediği ''AŞIKLAR ŞÖLENİ''nde ''Kiziroğlu'' türküsünü okumuş ve bu satırların yazarı dahil şimdi merkez valisi Sarıkamışlı BURHAN ÇAKAR, Tekirdağ vali yardımcısı Selahattin ALPDOĞAN, öğretmen Ferit ATAGÜN, Eskişehir'de Ziraat Fakültesi Dekanı Battal KUŞHAN bu türküyü dinleyen şahitlerdir.

Ankara Radyosunda 1949 yılında bir konser veren Dursun Cevlani'nin ''Kiziroğlu Mustafa Bey'' türküsünü rahmetli müzisyen Muzaffer SARISÖZEN notaya almış. ''Kiziroğlu solağı, çeşitlemesi'' adı altında edebiyat öğretmeni Nejat BİRDOĞAN, 1988'de Özgür Yayınevince yayınlanan ''NOTALARIMIZLA TÜRKÜLERİMİZ'' adlı, lüks baskılı eserde (sh. 218-219) yer vermiştir.

Kiziroğlu Mustafa Bey hikayesini üniversitede öğrenci iken 1954 yılında Kars'da Kazım Karabekir caddesindeki bir kahvede Dursun Cevlani'den bizzat derlemiş (20 bin TL. de telif hakkı vererek) Şubat 1958'de Türk Folklor Araştırmaları Dergisinin 103. sayısında yayınlamıştık. Daha sonra Sefili mahlaslı rahmetli babam'dan ''Kiziroğlu ve Köroğlu'' hikayesini derlemiş yine aynı dergide, Ekim 1972'de 279. sayıda yayınlamıştık.

Bütün bu belgeler Kiziroğlu Türküsü ve hikayesinin daha önce üç Köroğlu koçaklaması besteleyen merhum DURSUN CEVLANİ KILIÇ'a ait olduğunu göstermektedir. Murat Çobanoğlu eserin meşhur olmasında baş amildir, ama eser ona ait değildir. Öğretmen İBRAHİM ARSLANOĞLU. 5 Haziran 1982 ila 7 Haziran 1982 tarihleri arasında Bolu valiliğince yapılan ''KÖROĞLU SEMİNERİ''ne katılmış ve çok dikkate değer bir bildiri sunmuştur.

İbrahim Arslanoğlu ki Türk Folkloru dergisini 92 sayı yayınlamıştır. Kiziroğlu'nun aslen Malatya, Arapkir kazasından olduğunu Başbakanlık MÜHİMME DEFTERİNDEKİ kayıtlara ve belgelere göre ortaya koymaktadır. Köroğlu'nun namı Bolu Kültür müsteşarı Kemal Gökçe'nin semineri açılışında beyan ettiği gibi:
''Orta Asya'ya, Azarbeycan'a, Kars'a Gaziantep'e, Kahramanmaraş'a, Sivas'a mal eden görüşler ortaya çıkmıştır. Keza Kiziroğlu Mustafa Beyi de Kars'ın KİZİR köyünden olduğu iddia ediliyor ise de Başbakanlık mühimme defterlerindeki kayıtlar, onun Celali isyanlarına 250 bin kişilik bir grupla katıldığını ve Köroğlu'na rakip çıkmak için Bolu'ya geldiğini, yakalanması için saraydan 25 Nisan 1588'de, birinci ferman, 21 Eylül 1588'de ikinci ferman, 25 Mayıs 1589'da üçüncü ferman çıktığını belgelerle ortaya koymuş bulunmaktadır. (İ. Arslanoğlu, Türk Folkloru Derg. Sayı. 76 Kasım 1985).


KİZİROĞLU'NA ÇIKARTILAN FERMANLARDAN BİRİNCİSİ 

Ferman ola ki:
''Mukaddema Arapkir Sancağı Ömer Beye hüküm ki.
''Malatya ve Divriği ve Arapkir kadıları südde-i, sadettime (huzuruma) mektup gönderip, zikrolunan sancaklar birbirine muttasıl (bitişik) olup livayi Arapkir'de (Arapkir ilinde) Geziroğlu denmekle ma'ruf (tanınmış) Mustafa nam reis-i eşkiya (eşkiya başkanı) iki yüz elli miktarı kahr (aşan) ekrad (kürtler) taifesini (topluluğunu) emedip (toplayıp) sancak beylerini ve zuema (ziratçı, köylü) ve erbab-ı yimar (arazi sahiplerini) tevcccül ettikleri vilayeti hali kılup (illeri boşaltıp) Diyarbakır ve Erzurum ve Sivas ve Halep ve Maraş uburlarında ebnayi sebile katl (çoluk çocuğu öldürme) ve erbabın ve emvallerini (mal ve mülklerini) nahb ü garet (yağma ve gasp) reaya berayaya (halka ve çiftçilere) salgun salup ve ehl-ü iyallerin (zilelerin) bu makule (bu şekilde) zulm ü teaddidinin zülum ve yolsuzluğun) nihayeti yoktur...

''Mezkür baramzade üç dört sene... olalı vilayetten nice kimseler cela-yı vatan etmişlerdir. İllerden göç etmişler senin için sabıka (eski) Arapkir Sancağı beyi olup Malatya'nın kadimi (eski) ocağı erlerinden olup, vilayetin her veçhile ehl-i vukufu (bilirkişileri) ve bu makuleleri (isyancıları) ele geçirmeye kaadirdir, deyu arz ettikleri acilden (tezelden) bu sene, sen Malatya ve Divriği ve Arapkir Sancaklar muhafazasına kalmanı en edüp buyurdum ki:

Vusul buldukta (oraya varsıkta) bu sene sen Malatya ve Divriği ve Arapkir Sancakları muhafazasına kalmanı eğer zikir olunan... gayr yarar her ile veçhile mümkün ve mutasavver (tasarlanmış) ise asla ve kat'a (kesin olarak) mecal (fırsat) vermeyüp, muhafa-i sipagiler (atlı süvariler) lazım gelür ise eminleriyle varup, ele getürüp (yakalayıp) kahr ü şenaatları şer ile sabit olub mücrim olanların (zülüm ve alçaklıkları kanunla sabit olan suçluların) haklarından gelüp, südde-i saadetime (huzurlu kapıma, sarayıma) sicilleri ile arz eyleyesin (Bilgi veresin). Bilcümle bab-ı muhafazada bir veçhile mucidd ve mukdim olasın ki (Onları koruma getirmede dikkatli olasın ki) eyyan-i adaletinde (adaletli günlerinde) reaya ve beraya (halka ve köylülere) şer ve şurundan (köylüklerinden) emin olup (güven duyup) duayı devam-ı ömr ü saltanatın, ecl'i, yesine (sultanlığın diri ayakta kalmasına) an samimül bal müdavemet işgalli olanlar.''
(Başbakanlık arşivi Mühimme Defteri no/64 Sıra: 581)

Bu fermandan başka, Kiziroğlu yanındaki 250 kişinin yakalanması için 3 ferman daha çıkmış, ancak zeki ve kurnaz bir adam olan Kiziroğlu, Malatya'dan Kars'a, oradan Erzurum ve Sivas'a, (Divriğiye) ve sonunda Bolu'ya gelip Köroğluna katılmak suretiyle boynunu ipten kurtarmıştır. Çeşitli söylentileri vardır: Karslı Muhsin Köktür, Kağızmanlı Nejat Birdoğan hoca, babam merhum Mevlüt Gökalp, Erzurumlu Aşık Miktad ve Dursun Cevlani değişik şekilde Kiziroğlunu hikaye ediyorlar.

Bütün bu hikayelerden çıkardığımız sonuç.
Yukarıda arz ettiğimiz gibi Kiziroğlu'nun devamlı olarak Osmanlı Devlet-zabıta kuvvetlerinin takibinde olması ve canını kurtarmak için kaçıp ilden ile gezerek Bolu'ya, Köroğlu'nun yanına gelmesidir. Alapaça Kır'at, Köroğlu'nun Kıratından daha iyi koşmakta, hendek atlamakta ve Köroğlu'nu yerden fırlatıp çaya atınca, Köroğlu onun yanına AYVAZ'ı katıp Doğuya. insan dili bilen kuş (papağan) almaya gönderir, ancak bir soygun sonucu yakalanırlar. Bağdat'ta idam edilecekleri zaman Köroğlu haber alıp Küse Kenan, Deli Hoylu ve Demircioğlu ile Bağdat'a gidip onu ve Ayvaz'ı ipten kurtarır.

Değerli edebiyat tarihçimiz Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu'nun araştırmalarına göre Kiziroğlu'nun 27 kolu (hikaye türü) vardır.
1- İlk Boy (Kars, İstanbul, Dağıstan, gence İran).
2- Ayvaz (Comart Kasap) Kolu. (İstanbul)
3- Köse Kenan Kolu
4- Koçabey Kolu - (İstanbul rivayeti).
5- Demircioğlu (Lelevur kolu). (Merhum babam Sefili, Manisa rivayetini anlatmıştı ve Türk Folklor Arştırmaları Dergisi'nde yayınlandı.)
6- Halep Kolu (Demircioğlu kolu).
7- Kenan Bey Kolu (Temüroğlu).
8- Kocaarap kolu (Bugan, Mugan kolu).
9- Börekli Seyisi Kolu
10- Belhi (Bıyıklı) Yusuf Boyu (Buhara ve Mısır rivayeti).
11- Delikara Boyu.
12- Karakaytaz Boyu
13- Celali Mehmet Bey Boyu (Aydın).
14- Celali Bey Boyu (Halep rivayeti).
15- Gürcistan Kolu (Batum).
16- Dağıstan Kolu (Batum rivayeti).
17- Haydar Bey Kolu (Gürcistan).
18- Kiziroğlu Mustafa Bey Kolu (Kars, Göle ve Çamlıbel)
19- Tekaltı Boyu (İrevaıı, Mamaç Bezirgan'la).
20- Kayzer Kolu (İstanbul, Rize kolu).
21- Durnatel Kolu (Bağdat)
22- Kiziroğlu Mustafa Bey, Kırım kolu.
23- Telli Nigar Kolu (Erzurum).
24- Hasan Bey (Dağıstan)
25- Silistreli Hasan Paşa (Trakya rivayeti).
26- Bolu Bey, Ayvaz Kolu (İstanbul).
27- Dalda'la (Son kolu, Köroğlu'nun Bingöl'de mağarada Kırklara karışmasını anlatır. (M. Fahrettin Çelik, Halk Bilgisi Haberleri Dergisi, 1941, sayı:18,19)

Bunlardan başka Pertev Naili Boratav (Folklor ve Edebiyat) adlı eserinde Nevruz Bey, Melik Şah. Mehdi Han, Mukim Şah, Nedim Şah, Şah İsmail, Peri Kızı, Şehri ile Mehri, Şeyh oğlu Şah Abbas, Zakir ve Şeyh Sanan kollarını da saymaktadır ki toplam 40'a yakın Köroğlu varyantı (hikaye kolu) ortaya çıkıyor.

Kiziroğlu Mustafa Bey hikayesini Kars'ta 1954'de bir kahvede Aşık Dursun Cevlani Kılıç'tan derlemiş, Türk Folklor Araştırmaları Dergisinde Şubat 1958'de (sayı. 103'de) yayınladıktan sonra Ankara Radyosunda türkülü hikaye örneği örnek olarak 11 Eylül 1972'de ve 24 Mart 1982'de iki defa yayınlanmıştır ve Prof. Muhan Bali eksik yayınlandığı için bir tenkid yazısı yazmıştı. Bu yazı Türk Folklor Araştırmaları Dergisi'nde ve bizim Mahiri ile Mahitaban Hikayesi adlı eserde yayınlanmıştır. Köroğlu unutulmayacak bir kahramandır.

 



 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]