ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara
tavsiye edin
muhabbet

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 


    
“Müzik sanatı” ve Gerçekler...

Göktan AY*
 

    Yazılarımı takip edenler, müzik sanatının gelişmesinde, müzik öğretmenlerine önemli görevler düştüğünün altını çizdiğimi bilirler. Yine, müzik sanatına, batı-Türk müziği gibi bir ayrım getirmediğimi, kaliteli icra, kaliteli müzik olarak baktığımı da… Müziğin, mesleği olsun olmasın, her birey üzerinde olumlu etkiler yarattığı bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Ülkemizde maalesef, “sanat müziği” ile “popüler müzik”,”eğlence müziği” hep karıştırılmıştır. Son Fazıl Say olayında dahi, yazarlar siyasi olarak ikiye bölünmüş - Mevlana yılını kutlarız ama bir kişiyi bir sözü ile bitirmeyi severiz, kolayca ayrışırız, bu, en çok ve yaygın yaptığımız iştir- yazıları arasında “müzik sanatını” da alaya alan,gereksiz gören, aşağılayan yazarlar da görülmüştür. (1) Bunda, Bakanlıkların, TRT Kurumu’nun, Konservatuarların, müzisyenlerin, sanatçıların v.b. bu alanla uğraşanların az/çok kabahatleri vardır. Yıllardır, “programları sanat ve eğlence diye ikiye ayırın ve sunun” diye yazdık, çizdik, ama sadece TRT bunu yapmaya çalıştı, diğerleri hiç ciddiye almadı… Ülke insanı müzik sanatını, eğlence olarak görmeye başladı.

Maalesef, müzik öğretmeni yetiştiren kurumların, programları yukardan geliyor, uygulamalar zayıf kalıyor…

1/Müzik öğretmeni donanımlı olmazsa, bir çalgı çalmazsa, diğer müzik kültürleri hakkında bilgi veremezse, konserleri/yayınları takip edemezse, geliştirici seminerler yapılamazsa, müzik arşivi kuramamışsa;

2/Okullar idareleri; müziği gerekli görmezse, öğretmene, sadece İstiklal Marşı’nı okutan bir kişi olarak bakarsa, müzik odası kurmazsa, bir piyano almazsa “müzik sanatı” nasıl ilerleyecek, genç ve yetenekli beyinler nasıl geliştirilecektir….

Aşağıdaki liste müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Ama dikkat ederseniz başarı %60 civarındadır,- Neyse ki %50 oranında başarıda birleşme var- bu çok düşük bir orandır.YÖK, üniversitelerdeki müzik kurumlarını, sağlıklı bir şekilde, sanatçı/akademik öğretim elemanlarının katılımı ile yeniden ele almalıdır. Sadece, müzik kurumlarındaki lisansüstü ve doktora/sanatta yeterlik programlarına bakmak dahi bir fikir vermektedir. Yapılanma/programlar/dersler aşağıdan yukarıya doğru düşünülmelidir.(2)

ÖSYM yayımlamış olduğu 2007 Kamu Personel Seçme Sınavı Sonuçları Kitabına göre, 12 Branşta En Başarılı Üniversiteler şöyle belirlenmiş.(3)

 

MÜZİK ÖĞRETMENLİĞİ

Eğitim Bilimleri

Aday

Puan

Sıra

Gaziosmanpaşa Üniversitesi

49

69,71

1

Cumhuriyet Üniversitesi

59

68,76

2

İnönü Üniversitesi

182

67,71

3

Ondokuz Mayıs Üniversitesi

39

66,77

4

Muğla Üniversitesi

30

65,20

5

Selçuk Üniversitesi

102

64,81

6

Niğde Üniversitesi

76

63,39

7

Atatürk Üniversitesi

112

62,91

8

Uludağ Üniversitesi

154

62,14

9

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

56

62,03

10

Gazi Üniversitesi

108

61,59

11

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

80

61,45

12

Süleyman Demirel Üniversitesi

48

60,59

13

Pamukkale Üniversitesi

106

60,29

14

Karadeniz Teknik Üniversitesi

144

60,16

15

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

113

59,99

16

Balıkesir Üniversitesi

30

59,81

17

Harran Üniversitesi

69

59,26

18

Dokuz Eylül Üniversitesi

81

58,20

19

Marmara Üniversitesi

82

51,63

20

PROGRAM TOPLAMI

1720

62,22

 


    Sanatçı Fazıl Say sayesinde, müzik sanatının gündeme gelmesi ile, hareketlenme oldu ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) adına 2006 yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Adnan Gümüş’e hazırlatılan, il merkezlerindeki ilköğretim ve ortaöğretim müzik, resim ve diğer branş öğretmenleri ile öğrenci sayılarının karşılaştırmasını konu alan araştırmanın sonuçları, Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer’in tarafından kamuoyuna duyuruldu. Araştırmanın, Türkiye genelinde 7 bölgede, 30 il merkezinde bulunan 278 ilköğretim ve 207 ortaöğretim kurumunu kapsadığını ifade eden Dinçer, “son günlerde piyanist Fazıl Say’ın çıkışıyla gündeme gelen ve tartışmalara neden sanat eğitimi konusunun doğrudan sendikanın ilgi alanına girdiğini, tartışmalara, 2006 yılında yaptığımız bir araştırma sonuçları üzerinden katılmayı kendimiz için bir görev saydık. Çıkan sonuçlar Fazıl Say’ın haklı olduğunu göstermektedir.” dedi.

Yapılan araştırmaya göre; İlköğretimde toplam öğretmenlerin yüzde 1,34’ünü müzik, yüzde 2,08’ini resim; ortaöğretimde yüzde 0,97’sini müzik ve yüzde 1,90’ını resim; genel liselerde yüzde 1,79’unu müzik ve yüzde 3,08’ini resim öğretmenlerinin oluşturduğunu aktardı. “Bir müzik öğretmeni başına ilköğretimde 2.025 ve ortaöğretimde 1.883 öğrenci; bir resim öğretmeni başına ilköğretimde 1.262 ve ortaöğretimde 978 öğrenci düşmekte, “müzik ve resim öğretmenlerine okullarda çoğu kez ikinci sınıf öğretmen muamelesi yapılmaktadır”

Dinçer; “2007’de 40 bin öğretmen ataması gerçekleştirildiğini, bunun 1030’unun müzik, 825’inin Resim İş/Resim/ Güzel Sanatlar ve Grafik branşındandır, 2007’de atanan 1855 resim ve müzik öğretmeni, oranları değiştirmeye yetmeyecektir bu nedenle müzik, resim dersleri başta olmak üzere tüm derslerin maaş karşılığı 10 saate çekilmeli, güzel sanatlar liselerine atanacak eğitim yöneticileri, alan bilgisine sahip sanat eğitimcilerinden seçilmelidir.” dedi.

”…………Fazıl Say’ın, okullardaki müzik eğitimiyle ilgili sözleri, bakanlığı neden bu kadar kızdırdı bilmiyorum. Oysa bu sadece bugünün değil, benim öğrenciliğimin bile çok açık bir gerçeğiydi.

İlköğretimimi Ankara’da Maltepe Deneme İlkokulu ve Antalya’da Devrim İlkokulu’nda yaptım.

O beş sene boyunca gördüğüm müzik dersi sayısı 5’i bulmaz. Aynı şey beden eğitimi ve resim dersleri için de geçerliydi. O dersler için ayrılan saatlerde öğretmenimiz bize matematik problemleri çözdürürdü.

Lisedeki hayatım da farklı geçmedi. Ortaokulda zaten bütün sınıf yatılıydık, sadece müzik ve beden eğitiminde değil, boş derslerde bile matematik ödevi yapmaktan başka çaremiz yoktu. Doğru dürüst bir müzik eğitimini ancak lise son sınıfta gördüm, onda da öğretmenimiz bize Klasik Türk Müziği makamlarını öğretti ki ona bu nedenle şükran borçluyum!
Bizim eğitim sistemimiz beden eğitimini, müzik ve resim derslerini hiç önemsemedi.
Bugün de durumun farklı olduğunu sanmıyorum.

O zamanlar bunun farkında değildim ama şimdi görüyorum ki eğer eğitimin en başından itibaren müzik, resim ve beden eğitimi dersleri en az matematik kadar önemsenmiyorsa mezun olan öğrenciler mutlaka eksik kalıyor!”(4)


“Gecenin geç saatleri... Sessizlik içinde yükselen nameler:
"Ölürsem yazıktır sana kanmadan
Kolların boynumda halkalanmadan..."

Ardından bir başkası:
"Solsan da sararsan, gene gül pembe dehensin
Rabbin bana bir nimeti varsa o da sensin..."

Ve sonra bir tane daha:
"Şarkılar seni söyler dillerde name adın
Aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın..."

Bu muhteşem melodileri dinlerken tatlı bir uykuya dalıyorsunuz. Bir kâbusla uyanıyorsunuz: Sene 1934 ve Türk musikisi radyolarda yasaklanmış. Gerçi 8 ay sonra yasak kaldırılıyor ama, bugün hâlâ Bizans kültürünün katkısıyla oluşan Türk Klasik Musikisi'nden, üstelik "Batıcılık" adına vazgeçilmesinin mantığını anlayabilmiş değiliz.

Hatırlayalım: 1925 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'nın emriyle, Darülelhan'ın (Melodiler evi) Türk Musikisi şubesi kapatıldı; adı da konservatuar olarak değiştirildi. Tam 50 yıl Türkiye'deki konservatuarlarda sadece Klasik Batı müziği öğretildi. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ancak 1975 yılında kuruldu.

Ulus devlet yaratılırken, kültürel değerlerimizden acımasızca koparıldık. Bana "Hiç Kimsenin Cumhuriyeti" (Ütopya Yayınları) kitabını gönderen Kadir Cangızbay, eserinde, yaşanan yanlışları izah etmeye çalışıyor. Cangızbay tek tip insanın peşinde koşmanın sakıncasını bir benzetmeyle açıklamış: "...Diyelim ki patlıcanın, ancak patlıcan olarak sofraya getirilebildiği, sırf buna izin verildiği, bunun teşvik gördüğü bir yerde, hünkârbeğendinin hiçbir zaman varlık kazanamayacağı aydınlatıcı olacaktır."

Hünkârbeğendi, karnıyarık, imam bayıldı gibi farklı lezzetlerden tat almak yerine, mor bir patlıcanın faziletlerini öğrenmek mükellefiyetinde bırakıldığınızı düşünün!!!” (5)

Konu daha uzun süre gündemi teşkil edecektir, biz de yazacağız, önemli olan bu sayede, müzik sanatı ve kurumlarının/okullardaki uygulamaların , yeniden gözden geçirilmesi ve eksikliklerin giderilmesidir. “Bu ülke bizim, değerlerimizde”….”İnsanı kaybetmek kolaydır, kazanmak zordur…” diyerek, konu ile ilgili bakanlık açıklamasını da vermek istiyoruz.(6)


MEB BASIN AÇIKLAMASI

Piyanist Sayın Fazıl Say'ın, "Müzik ve resim derslerinin kaldırılmak istendiği" yönünde kamuoyuna yansıyan açıklamaları Bakanlığımız tarafından defaatle yalanlanmasına rağmen gerek TV programlarında gerekse de bazı yazarların köşelerinde aynı iddialar gerçekmiş gibi yorumlar yapılmakta, kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın geçen beş yıllık sürede söz konusu iddiaları doğrulayan bir tek teşebbüsü olmadığını bir kez daha vurguluyoruz.

Aksine geçen 5 yıllık süre içerisinde;

1 - Son beş yıl içinde 2 bin 140 yeni Müzik Öğretmeni göreve başlatılmıştır. Bu yeni atamalarla birlikte toplam öğretmen sayısı 6 bin 871'e çıkmıştır. Dolayısıyla mevcut öğretmenlerin üçte biri bu dönemde atanmıştır. Şu anda ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri müzik derslerini branş öğretmenleri tarafından almaktadır. Dersler boş geçmemektedir. Bunun yanında öğretmen atamaları için esas alınan KPSS puanları içerisinde en düşük puanla alınan branşların başında Müzik Öğretmenliği gelmektedir. Bir çok branşta taban puanlar 90'larda iken Müzik Öğretmenliği için taban puan son atamalarda 54 olarak gerçekleşmiştir.

2 - Bakanlık tarafından ilköğretim okullarında 1 olan müzik dersi saati 2'ye çıkarılmıştır. Bunun yanında Müzik Dersi Görsel Sanatlar Dersi ile ilişkilendirilmiştir. Bu sayede özellikle yeteneği olan öğrenciler, ilgi duydukları müzik aletleriyle yeteneklerini geliştirme fırsatı bulmuşlardır. Yeni hazırladığımız müfredatta da bu durum teşvik edilmektedir.

3 - Özellikle ihtisas gerektiren alanlarda yeni liselerin açılmasına önem vermiştir. Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri gibi yeni ortaöğretim kurumlarının hizmete sokulmasının yanında Güzel Sanatlar Liseleri'nin açılmasına öncelik verilmiştir. 2002'de 48 olan Güzel Sanatlar Lisesi'nin sayısı 54'e çıkarılmıştır. 2002'de 6 bin 491 olan öğrenci sayısı da 8 bin 262'ye yükseltilmiştir.

4 - Bilim ve sanat dallarında "bilim adamı" ve "sanatkar" olma potansiyeline sahip zeki ve yetenekli öğrencilerin en iyi şekilde yetiştirilmeleri amacıyla Bilim ve Sanat Merkezleri'nin açılmasına ağırlık verilmiştir. 2002'de 9 olan Bilim ve Sanat Merkezleri'nin sayısı 43'e çıkarılmıştır. Bazı öğrenciler buralarda bilimsel çalışma yaparken bazıları yetenekleri doğrultusunda müzik, resim ve güzel sanatların diğer dallarında eğitim alabiliyorlar, yeteneklerini geliştirebiliyorlar. Bakanlık öğrencileri bu yönde teşvik etmektedir.

5 - Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında öğrencilerimizin müzik ve sahne sanatları alanında etkinliklere katılımı konusunda protokol imzalanmıştır. Söz konusu protokol çerçevesinde öğrencilerimizin sanatsal ve kültürel etkinliklere katılmaları teşvik edilmekte ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yöndeki potansiyelinden yararlanılmaktadır.

6 - Daha önce Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'ndan dolayı (OKS) gözardı edilen Müzik, Resim ve Beden Eğitimi gibi derslerin etkinliği artırılmıştır. Söz konusu dersler yeni uygulamaya konulan Seviye Belirleme Sınavı ile ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla öğrencilerin derslere aktif katılımları sağlanmıştır.

7 - Bakanlığımız, Sayın Fazıl Say'a üç ayrı ders kitabında örnek ve başarılı bir insan olarak yer verilmiştir. 12. Sınıf Almanca Öğrenci Çalışma Kitabı'nda Sayın Say ile yapılan röportaja yer veriliyor. 9 ve 11. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitapları'nda dünyanın en iyi 500 müzisyeni arasında anılıyor. Ayrıca müzik kariyerinden övgüyle bahsediliyor.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Millî Eğitim Bakanlığı, Sayın Fazıl Say'ın iddialarının aksine sanat eğitimine özel bir önem vermektedir.

Kaldı ki, Bakanlığımız yeni Fazıl Say'ların yetişmesi için büyük gayret göstermektedir. Sayın Bakanımız Doç. Dr. Hüseyin Çelik, bütün İl Millî Eğitim Müdürlerine yetenekli öğrencilerin keşfedilmesi, desteklenmesi ve sahip çıkılması yönünde talimat vermiştir.

Sayın Say'a dava açılması meselesi de yanlış bir şekilde değerlendirilmektedir. Bakanlık olarak amacımız Sayın Say'ın ceza alması değil, Yargı tarafından gerçeğin ortaya çıkarılması idi. Nitekim yapıcı tartışmalarla konu anlaşıldığından dava açma işinden vazgeçilmiştir. Ayrıca Sayın Say'a eleştirilerinden dolayı değil; doğru olmayan bir beyanda bulunarak bakanlığı töhmet altında bıraktığı için dava açılmak istenmiştir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.   Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği




(1) Ülkemizdeki Lisansüstü ve sanatta yeterlik/doktora programları ile ilgili karşılaştırmalı bir çalışma tarafımdan yapılmış, ancak henüz sunulmamış/yayınlanmamıştır.
(2) 29.12.2007 , Memurlar.net
(3) Fazıl Say konusuna, henüz görüşler/eleştiriler/değerlendirmeler devam ettiği için, sular durulduktan sonra bir yazımızla değineceğiz.
(4) Mehmet Y.Yılmaz, Müzik dersi ne zaman önemsendi ki?,Hürriyet, 20.12.2007
(5) Nazlı Ilıcak, Türk musikisi ve patlıcanın fazileti, Sabah, 26.11.2007
(6) Son yıllarda, MEB’da, “Güzel Sanatlar Eğitimi Genel Müdürlüğü” kurulması konusunda görüşmeler, toplantılar yapıldı, yazılar yazıldı,sonuç alınamadı, bizce konunun sağlıklı yürümesi için, tam zamanıdır.


*)Yard. Doç. Dr. İTÜ Türk Musikîsi Devlet Konservatuarı Öğretim üyesi.


 

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: turkuler@turkuler.com ICQ:57671828