|
Yazılarımı takip edenler, müzik sanatının gelişmesinde, müzik
öğretmenlerine önemli görevler düştüğünün altını çizdiğimi bilirler.
Yine, müzik sanatına, batı-Türk müziği gibi bir ayrım getirmediğimi,
kaliteli icra, kaliteli müzik olarak baktığımı da… Müziğin, mesleği
olsun olmasın, her birey üzerinde olumlu etkiler yarattığı bilimsel
olarak ispatlanmıştır.
Ülkemizde maalesef, “sanat müziği” ile “popüler müzik”,”eğlence
müziği” hep karıştırılmıştır. Son Fazıl Say olayında dahi, yazarlar
siyasi olarak ikiye bölünmüş - Mevlana yılını kutlarız ama bir
kişiyi bir sözü ile bitirmeyi severiz, kolayca ayrışırız, bu, en çok
ve yaygın yaptığımız iştir- yazıları arasında “müzik sanatını” da
alaya alan,gereksiz gören, aşağılayan yazarlar da görülmüştür. (1)
Bunda, Bakanlıkların, TRT Kurumu’nun, Konservatuarların,
müzisyenlerin, sanatçıların v.b. bu alanla uğraşanların az/çok
kabahatleri vardır. Yıllardır, “programları sanat ve eğlence diye
ikiye ayırın ve sunun” diye yazdık, çizdik, ama sadece TRT bunu
yapmaya çalıştı, diğerleri hiç ciddiye almadı… Ülke insanı müzik
sanatını, eğlence olarak görmeye başladı.
Maalesef, müzik öğretmeni yetiştiren kurumların, programları
yukardan geliyor, uygulamalar zayıf kalıyor…
1/Müzik öğretmeni donanımlı olmazsa, bir çalgı çalmazsa, diğer müzik
kültürleri hakkında bilgi veremezse, konserleri/yayınları takip
edemezse, geliştirici seminerler yapılamazsa, müzik arşivi
kuramamışsa;
2/Okullar idareleri; müziği gerekli görmezse, öğretmene, sadece
İstiklal Marşı’nı okutan bir kişi olarak bakarsa, müzik odası
kurmazsa, bir piyano almazsa “müzik sanatı” nasıl ilerleyecek, genç
ve yetenekli beyinler nasıl geliştirilecektir….
Aşağıdaki liste müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar arasındaki farkı
ortaya koymaktadır. Ama dikkat ederseniz başarı %60 civarındadır,-
Neyse ki %50 oranında başarıda birleşme var- bu çok düşük bir
orandır.YÖK, üniversitelerdeki müzik kurumlarını, sağlıklı bir
şekilde, sanatçı/akademik öğretim elemanlarının katılımı ile yeniden
ele almalıdır. Sadece, müzik kurumlarındaki lisansüstü ve
doktora/sanatta yeterlik programlarına bakmak dahi bir fikir
vermektedir. Yapılanma/programlar/dersler aşağıdan yukarıya doğru
düşünülmelidir.(2)
ÖSYM yayımlamış olduğu 2007 Kamu Personel Seçme Sınavı Sonuçları
Kitabına göre, 12 Branşta En Başarılı Üniversiteler şöyle
belirlenmiş.(3)
|
MÜZİK ÖĞRETMENLİĞİ |
Eğitim Bilimleri |
|
Aday |
Puan |
Sıra |
|
Gaziosmanpaşa Üniversitesi |
49 |
69,71 |
1 |
|
Cumhuriyet Üniversitesi |
59 |
68,76 |
2 |
|
İnönü Üniversitesi |
182 |
67,71 |
3 |
|
Ondokuz Mayıs Üniversitesi |
39 |
66,77 |
4 |
|
Muğla Üniversitesi |
30 |
65,20 |
5 |
|
Selçuk Üniversitesi |
102 |
64,81 |
6 |
|
Niğde Üniversitesi |
76 |
63,39 |
7 |
|
Atatürk Üniversitesi |
112 |
62,91 |
8 |
|
Uludağ Üniversitesi |
154 |
62,14 |
9 |
|
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi |
56 |
62,03 |
10 |
|
Gazi Üniversitesi |
108 |
61,59 |
11 |
|
Yüzüncü Yıl Üniversitesi |
80 |
61,45 |
12 |
|
Süleyman Demirel Üniversitesi |
48 |
60,59 |
13 |
|
Pamukkale Üniversitesi |
106 |
60,29 |
14 |
|
Karadeniz Teknik Üniversitesi |
144 |
60,16 |
15 |
|
Abant İzzet Baysal Üniversitesi |
113 |
59,99 |
16 |
|
Balıkesir Üniversitesi |
30 |
59,81 |
17 |
|
Harran Üniversitesi |
69 |
59,26 |
18 |
|
Dokuz Eylül Üniversitesi |
81 |
58,20 |
19 |
|
Marmara Üniversitesi |
82 |
51,63 |
20 |
|
PROGRAM TOPLAMI |
1720 |
62,22 |
|
Sanatçı Fazıl Say sayesinde, müzik sanatının gündeme gelmesi ile,
hareketlenme oldu ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
(Eğitim-Sen) adına 2006 yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Adnan Gümüş’e
hazırlatılan, il merkezlerindeki ilköğretim ve ortaöğretim müzik,
resim ve diğer branş öğretmenleri ile öğrenci sayılarının
karşılaştırmasını konu alan araştırmanın sonuçları, Eğitim-Sen Genel
Başkanı Alaaddin Dinçer’in tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Araştırmanın, Türkiye genelinde 7 bölgede, 30 il merkezinde bulunan
278 ilköğretim ve 207 ortaöğretim kurumunu kapsadığını ifade eden
Dinçer, “son günlerde piyanist Fazıl Say’ın çıkışıyla gündeme gelen
ve tartışmalara neden sanat eğitimi konusunun doğrudan sendikanın
ilgi alanına girdiğini, tartışmalara, 2006 yılında yaptığımız bir
araştırma sonuçları üzerinden katılmayı kendimiz için bir görev
saydık. Çıkan sonuçlar Fazıl Say’ın haklı olduğunu göstermektedir.”
dedi.
Yapılan araştırmaya göre; İlköğretimde toplam öğretmenlerin
yüzde
1,34’ünü müzik, yüzde 2,08’ini resim; ortaöğretimde yüzde 0,97’sini
müzik ve yüzde 1,90’ını resim; genel liselerde yüzde 1,79’unu müzik
ve yüzde 3,08’ini resim öğretmenlerinin oluşturduğunu aktardı. “Bir
müzik öğretmeni başına ilköğretimde 2.025 ve ortaöğretimde 1.883
öğrenci; bir resim öğretmeni başına ilköğretimde 1.262 ve
ortaöğretimde 978 öğrenci düşmekte, “müzik ve resim öğretmenlerine
okullarda çoğu kez ikinci sınıf öğretmen muamelesi yapılmaktadır”
Dinçer; “2007’de 40 bin öğretmen ataması gerçekleştirildiğini, bunun
1030’unun müzik, 825’inin Resim İş/Resim/ Güzel Sanatlar ve Grafik
branşındandır, 2007’de atanan 1855 resim ve müzik öğretmeni,
oranları değiştirmeye yetmeyecektir bu nedenle müzik, resim dersleri
başta olmak üzere tüm derslerin maaş karşılığı 10 saate çekilmeli,
güzel sanatlar liselerine atanacak eğitim yöneticileri, alan
bilgisine sahip sanat eğitimcilerinden seçilmelidir.” dedi.
”…………Fazıl Say’ın, okullardaki müzik eğitimiyle ilgili sözleri,
bakanlığı neden bu kadar kızdırdı bilmiyorum. Oysa bu sadece bugünün
değil, benim öğrenciliğimin bile çok açık bir gerçeğiydi.
İlköğretimimi Ankara’da Maltepe Deneme İlkokulu ve Antalya’da
Devrim
İlkokulu’nda yaptım.
O beş sene boyunca gördüğüm müzik dersi sayısı 5’i bulmaz. Aynı şey
beden eğitimi ve resim dersleri için de geçerliydi. O dersler için
ayrılan saatlerde öğretmenimiz bize matematik problemleri
çözdürürdü.
Lisedeki hayatım da farklı geçmedi. Ortaokulda zaten bütün sınıf
yatılıydık, sadece müzik ve beden eğitiminde değil, boş derslerde
bile matematik ödevi yapmaktan başka çaremiz yoktu.
Doğru dürüst bir müzik eğitimini ancak lise son sınıfta gördüm, onda
da öğretmenimiz bize Klasik Türk Müziği makamlarını öğretti ki ona
bu nedenle şükran borçluyum!
Bizim eğitim sistemimiz beden eğitimini, müzik ve resim derslerini
hiç önemsemedi.
Bugün de durumun farklı olduğunu sanmıyorum.
O zamanlar bunun farkında değildim ama şimdi görüyorum ki eğer
eğitimin en başından itibaren müzik, resim ve beden eğitimi dersleri
en az matematik kadar önemsenmiyorsa mezun olan öğrenciler mutlaka
eksik kalıyor!”(4)
“Gecenin geç saatleri... Sessizlik içinde yükselen nameler:
"Ölürsem yazıktır sana kanmadan
Kolların boynumda halkalanmadan..."
Ardından bir başkası:
"Solsan da sararsan, gene gül pembe dehensin
Rabbin bana bir nimeti varsa o da sensin..."
Ve sonra bir tane daha:
"Şarkılar seni söyler dillerde name adın
Aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın..."
Bu muhteşem melodileri dinlerken tatlı bir uykuya dalıyorsunuz. Bir
kâbusla uyanıyorsunuz: Sene 1934 ve Türk musikisi radyolarda
yasaklanmış. Gerçi 8 ay sonra yasak kaldırılıyor ama, bugün hâlâ
Bizans kültürünün katkısıyla oluşan Türk Klasik Musikisi'nden,
üstelik "Batıcılık" adına vazgeçilmesinin mantığını anlayabilmiş
değiliz.
Hatırlayalım: 1925 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'nın emriyle, Darülelhan'ın (Melodiler evi) Türk Musikisi şubesi kapatıldı; adı da
konservatuar olarak değiştirildi. Tam 50 yıl Türkiye'deki
konservatuarlarda sadece Klasik Batı müziği öğretildi. İstanbul Türk
Musikisi Devlet Konservatuarı ancak 1975 yılında kuruldu.
Ulus devlet yaratılırken, kültürel değerlerimizden acımasızca
koparıldık. Bana "Hiç Kimsenin Cumhuriyeti" (Ütopya Yayınları)
kitabını gönderen Kadir Cangızbay, eserinde, yaşanan yanlışları izah
etmeye çalışıyor. Cangızbay tek tip insanın peşinde koşmanın
sakıncasını bir benzetmeyle açıklamış: "...Diyelim ki patlıcanın,
ancak patlıcan olarak sofraya getirilebildiği, sırf buna izin
verildiği, bunun teşvik gördüğü bir yerde, hünkârbeğendinin hiçbir
zaman varlık kazanamayacağı aydınlatıcı olacaktır."
Hünkârbeğendi, karnıyarık, imam bayıldı gibi farklı lezzetlerden tat
almak yerine, mor bir patlıcanın faziletlerini öğrenmek
mükellefiyetinde bırakıldığınızı düşünün!!!” (5)
Konu daha uzun süre gündemi teşkil edecektir, biz de yazacağız,
önemli olan bu sayede, müzik sanatı ve kurumlarının/okullardaki
uygulamaların , yeniden gözden geçirilmesi ve eksikliklerin
giderilmesidir. “Bu ülke bizim, değerlerimizde”….”İnsanı kaybetmek
kolaydır, kazanmak zordur…” diyerek, konu ile ilgili bakanlık
açıklamasını da vermek istiyoruz.(6)
MEB BASIN AÇIKLAMASI
Piyanist Sayın Fazıl Say'ın, "Müzik ve resim derslerinin kaldırılmak
istendiği" yönünde kamuoyuna yansıyan açıklamaları Bakanlığımız
tarafından defaatle yalanlanmasına rağmen gerek TV programlarında
gerekse de bazı yazarların köşelerinde aynı iddialar gerçekmiş gibi
yorumlar yapılmakta, kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı'nın geçen beş yıllık sürede söz konusu
iddiaları doğrulayan bir tek teşebbüsü olmadığını bir kez daha
vurguluyoruz.
Aksine geçen 5 yıllık süre içerisinde;
1 - Son beş yıl içinde 2 bin 140 yeni Müzik Öğretmeni göreve
başlatılmıştır. Bu yeni atamalarla birlikte toplam öğretmen sayısı 6
bin 871'e çıkmıştır. Dolayısıyla mevcut öğretmenlerin üçte biri bu
dönemde atanmıştır. Şu anda ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri
müzik derslerini branş öğretmenleri tarafından almaktadır. Dersler
boş geçmemektedir. Bunun yanında öğretmen atamaları için esas alınan
KPSS puanları içerisinde en düşük puanla alınan branşların başında
Müzik Öğretmenliği gelmektedir. Bir çok branşta taban puanlar
90'larda iken Müzik Öğretmenliği için taban puan son atamalarda 54
olarak gerçekleşmiştir.
2 - Bakanlık tarafından ilköğretim okullarında 1 olan müzik dersi
saati 2'ye çıkarılmıştır. Bunun yanında Müzik Dersi Görsel Sanatlar
Dersi ile ilişkilendirilmiştir. Bu sayede özellikle yeteneği olan
öğrenciler, ilgi duydukları müzik aletleriyle yeteneklerini
geliştirme fırsatı bulmuşlardır. Yeni hazırladığımız müfredatta da
bu durum teşvik edilmektedir.
3 - Özellikle ihtisas gerektiren alanlarda yeni liselerin açılmasına
önem vermiştir. Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri gibi yeni
ortaöğretim kurumlarının hizmete sokulmasının yanında Güzel Sanatlar
Liseleri'nin açılmasına öncelik verilmiştir. 2002'de 48 olan Güzel
Sanatlar Lisesi'nin sayısı 54'e çıkarılmıştır. 2002'de 6 bin 491
olan öğrenci sayısı da 8 bin 262'ye yükseltilmiştir.
4 - Bilim ve sanat dallarında "bilim adamı" ve "sanatkar" olma
potansiyeline sahip zeki ve yetenekli öğrencilerin en iyi şekilde
yetiştirilmeleri amacıyla Bilim ve Sanat Merkezleri'nin açılmasına
ağırlık verilmiştir. 2002'de 9 olan Bilim ve Sanat Merkezleri'nin
sayısı 43'e çıkarılmıştır. Bazı öğrenciler buralarda bilimsel
çalışma yaparken bazıları yetenekleri doğrultusunda müzik, resim ve
güzel sanatların diğer dallarında eğitim alabiliyorlar,
yeteneklerini geliştirebiliyorlar. Bakanlık öğrencileri bu yönde
teşvik etmektedir.
5 - Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında
öğrencilerimizin müzik ve sahne sanatları alanında etkinliklere
katılımı konusunda protokol imzalanmıştır. Söz konusu protokol
çerçevesinde öğrencilerimizin sanatsal ve kültürel etkinliklere
katılmaları teşvik edilmekte ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
bu yöndeki potansiyelinden yararlanılmaktadır.
6 - Daha önce Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme
Sınavı'ndan dolayı (OKS) gözardı edilen Müzik, Resim ve Beden
Eğitimi gibi derslerin etkinliği artırılmıştır. Söz konusu dersler
yeni uygulamaya konulan Seviye Belirleme Sınavı ile
ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla öğrencilerin derslere aktif
katılımları sağlanmıştır.
7 - Bakanlığımız, Sayın Fazıl Say'a üç ayrı ders kitabında örnek ve
başarılı bir insan olarak yer verilmiştir. 12. Sınıf Almanca Öğrenci
Çalışma Kitabı'nda Sayın Say ile yapılan röportaja yer veriliyor. 9
ve 11. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitapları'nda dünyanın en iyi 500
müzisyeni arasında anılıyor. Ayrıca müzik kariyerinden övgüyle
bahsediliyor.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Millî Eğitim
Bakanlığı, Sayın Fazıl Say'ın iddialarının aksine sanat eğitimine
özel bir önem vermektedir.
Kaldı ki, Bakanlığımız yeni Fazıl Say'ların yetişmesi için büyük
gayret göstermektedir. Sayın Bakanımız Doç. Dr. Hüseyin Çelik, bütün
İl Millî Eğitim Müdürlerine yetenekli öğrencilerin keşfedilmesi,
desteklenmesi ve sahip çıkılması yönünde talimat vermiştir.
Sayın Say'a dava açılması meselesi de yanlış bir şekilde
değerlendirilmektedir. Bakanlık olarak amacımız Sayın Say'ın ceza
alması değil, Yargı tarafından gerçeğin ortaya çıkarılması idi.
Nitekim yapıcı tartışmalarla konu anlaşıldığından dava açma işinden
vazgeçilmiştir. Ayrıca Sayın Say'a eleştirilerinden dolayı değil;
doğru olmayan bir beyanda bulunarak bakanlığı töhmet altında
bıraktığı için dava açılmak istenmiştir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Basın ve Halkla İlişkiler
Müşavirliği
(1) Ülkemizdeki Lisansüstü ve sanatta
yeterlik/doktora programları ile ilgili karşılaştırmalı bir çalışma
tarafımdan yapılmış, ancak henüz sunulmamış/yayınlanmamıştır.
(2) 29.12.2007 , Memurlar.net
(3) Fazıl Say konusuna, henüz görüşler/eleştiriler/değerlendirmeler
devam ettiği için, sular durulduktan sonra bir yazımızla
değineceğiz.
(4) Mehmet Y.Yılmaz, Müzik dersi ne zaman önemsendi ki?,Hürriyet,
20.12.2007
(5) Nazlı Ilıcak, Türk musikisi ve patlıcanın fazileti, Sabah,
26.11.2007
(6) Son yıllarda, MEB’da, “Güzel Sanatlar Eğitimi Genel Müdürlüğü”
kurulması konusunda görüşmeler, toplantılar yapıldı, yazılar
yazıldı,sonuç alınamadı, bizce konunun sağlıklı yürümesi için, tam
zamanıdır.
*)Yard. Doç. Dr. İTÜ Türk
Musikîsi Devlet Konservatuarı Öğretim üyesi.
|