ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 


    
Ses Kayıt Stüdyosu Ortamında Bağlama Kaydı İçin Yaklaşımlar **

Kürşat TAYDAŞ*
 

    

Ses kaydetme ve geri çalabilme üzerine yapılan çalışmalar teknolojik süreç içerisinde devam etmiş 1950’li yıllarda ve manyetik bantlar üzerine yapılan ses kayıtları ile gerek kalite gerekse kayıt format ve teknikleri açısından büyük ilerlemeler sağlanmıştır. 1956 yılında Les Paul tarafından AMPEG firmasına yaptırılan 8 kanallı kayıt cihazı, kayıt sektöründe bir dönüm noktası olmuş ve bugün kullanılan çoğu sistemin temellerini oluşturmuştur.

     1970’li yıllarda 24 kanal kayıt yapabilen cihazlar kullanılmaya başlamış ve 1980 lere gelindiğinde ise, geliştirilen özel arabirimlerle birden fazla 24 kanallı kayıt cihazının birlikte çalışması sağlanmıştır. 1990’lı yıllarda ADAT ve DAT formatlarıyla dijital kayıt girişimleri başlamış, 2000’lerde ise manyetik bant temelli tüm sistemler bilgisayar destekli harddisk kayıtçılarına dönüşmüştür. Halen ses kayıt sektöründe analog kayıt ekipmanlarını tercih edenler bulunsa da çoğunluk dijital kayıt sistemleri ile çalışmaktadır.

     Türk Ses Kayıt Tarihçesine Bakış

     Tanzimat fermanı sonrasında yaşanan batılılaşma olgusu çerçevesinde yaşanan kültür sanat hareketlerindeki değişimler, İstanbul başta olmak üzere kentlerde sahne sanatlarının yaygınlaşmasını sağlamıştır.

     Fonograf 1895 yılında Sigmund Weinberg isimli Romen uyruklu bir Polonyalı tarafından İstanbul’a getirilmiş ve Wienberg, Türk ses kayıt tarihinin öncülerinden olmuştur. Hemen her yerde kayıt yapabilmeye olanak sağlayan fonograf, yapılan kaydı hemen dinlemeye imkan vermesiyle çok yaygın olarak kullanılmış, dönemin usta müzisyenleri çok sayıda fonograf kovanı kaydetmiştir. Fonografın bu derece yüksek ilgi gördüğü bir dönemde İstanbul’da halen özel bir ses kayıt stüdyosu bulunmamaktadır. (ÜNLÜ, 2000)

     1900 yılında gramofon kayıtları için Türkiye’ye yabancı teknisyenler gelmeye başlamıştır. Bununla ilgili olarak; 1904-1910 yılları arasında pek çok kayıt gerçekleştiren Alman teknisyen Tantris anılarında Türkçe kayıt yapmak için geldiklerini müzisyen sıkıntısı yaşamadıklarını ama gramofon hunisi önünde şarkı söyleyecek sanatçı bulmakta güçlük çektiğini, sanatçıların gramofon kaydına gavur işi diyerek olumlu bakmadıklarını dile getirmiştir. Ayrıca Tantris bu kayıtlarda Rum ve Yahudi kadınların yer aldığını Türk kadınların kayıtlarının yapılmasının ise mümkün olmadığını belirtmiştir. (ÜNLÜ, 2000)

     Fonograf ve gramofon ile yapılan kayıtlarda ses alıcı olarak bir huni kullanılmakta, bu nedenle kayıtlarda tiz ve gür sesler tercih edilmekteydi. Kayıtlar için yerleşim, nota sehpaları ve sesi engelleyecek her unsur dikkatle gözden geçiriliyor, daha çok soprano, tenor sesler ve keman-kornet gibi çalgılar tercih ediliyordu.

     1926 yılında Darü’l-Elhan heyetinin derleme çalışmalarında kullanılmak üzere bir kayıt aygıtı getirtilmiştir. Yurtiçi derleme gezilerinde bu aygıtla kayıtlar yapılmış ve halk türküleri derlenmiştir. Aygıtın ismi fonograf olarak telaffuz edilse de daha sonra yapılan araştırmalarla özel üretim gramofon kullanıldığı tespit edilmiştir (ÜNLÜ, 2000: 214-218).

     Gramofon kayıtlarındaki olumsuz koşulları ortadan kaldıran gelişme, 1924-1925 yıllarından sonra batıda ses kayıt stüdyolarında kullanılan amplifikatörler ve elektrikli mikrofonlar ile yaşandı. Bu gelişmenin Türk ses kayıtlarına yansıması ise 1930’lu yıllara dayanır.

     Radyo yayıncılığında canlı yayın tabir edilen yayınların sürekliliği, dinleyiciye anında ulaştırılması ve tekrarının mümkün olmaması gibi sorunlar bulunmaktaydı. Sadece taş plaklar ile yayınlanan klasik batı müziği yayınları sırasında teknisyenler ve sanatçılar dinlenme olanağı buluyordu. 1940’lı yıllardan sonra İstanbul Radyosunda plak kayıtlarının yanı sıra müzik kayıtlarında asetat band üzerine Teficord, röportaj kayıtlarına çelik teller üzerine Magnetofon ile ses kaydı yapılmaktaydı. Radyoda ses kayıt cihazlarını kullanan teknisyenlerden bazıları bu cihazların kullanımı ile ilgili eğitim almak üzere yurtdışına gönderilmiştir. (ÜNLÜ, 2000) Ancak bu eğitimler cihazların kullanımı çerçevesinde kalmış kayıt teknikleri konusunda özel bir çalışma yapılmamıştır.

     Günümüzde Türk ses kayıt camiası dünya ile entegre olmuş, en son çıkan donanımlar ve teknikler gerek özel sektörde gerekse devlet kurumlarında hızlı bir şekilde uygulanma noktasına gelmiştir.


SES KAYIT STÜDYOSU

     Ses Kayıt Stüdyosu, genel olarak ses kayıtlarının yapıldığı mekanlar olarak tarif edilir. Stüdyonun tam tanımını Durmaz şu şekilde yapmıştır: “Stüdyo : Ses, görüntü, müzik vs. kaydı yapmak, düzenlemek, üretim zincirini tamamlamak üzere düzenlenmiş, profesyonel ya yarı ya da ev tipi amaçlı kullanılan özel teknik ekipman ve akustik donanımlı oda.”(DURMAZ, 2009:323)
     Ses kayıt stüdyosu sesin doğru, kaliteli ve istenilen niteliklerde kaydedilmesi için gerekli akustik ölçümlerle tasarlanmış, gürültü izolasyonu sağlanmış farklı müzik türleri ve çalgı-vokal için özel bölümleri bulunan mekanlardır. Ses kayıt stüdyoları en az iki bölümden oluşur. Bunlar performansın gerçekleştirildiği performans alanı ve ses kaydının yapılarak dinleme ve miks aşamasının gerçekleştirildiği kontrol odasıdır. Performans odasındaki mikrofonlar, kontrol odasındaki kayıt cihazları üzerinden kontrol edilir ve müzisyenle iletişim talkback isimli dahili iletişim sistemiyle sağlanır.

     Ses kayıt stüdyoları amatör ve profesyonel stüdyolar olarak iki grupta incelenebilir:
Amatör ses kayıt stüdyoları

  1. Ev Stüdyosu : Bireysel kullanım amacıyla müzisyenlerin ev yada ofislerinin bir odasında oluşturulan küçük ölçekli stüdyolardır.
  2. Proje Stüdyoları : Bireysel yada grup kayıtları için kullanılan ev dışı basit mekanlarda oluşturulan stüdyolardır.

Profesyonel Ses Kayıt Stüdyoları :
  1. Temel / Basit Stüdyolar : Genellikle bir kontrol ve bir performans odasından oluşan bireysel kayıtların ve mikslerin yapıldığı stüdyolardır. Prodüksiyonun ileri aşamaları başka stüdyolarda yaptırılabilir.
  2.  Çok Amaçlı Stüdyolar : Birden fazla kontrol ve performans odası bulunan stüdyolardır. Kontrol odalarından biri kayıt için kullanılırken diğerleri miks ve  mastering işlemleri için kullanılabilir.
  3.  Stüdyo Kompleksleri :  Bünyesinde çok sayıda farklı amaç için tasarlamış stüdyolar barındıran kompleks yapılardır.


MİKROFONLAR

     Mikrofon akustik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren bir tür dönüştürücüdür. Ses kayıt zincirinde ilk halka olan mikrofonların ses alma özellikleri, ses kaynağına olan mesafe, vokal ya da enstrüman icracısından kaynaklı etkenler, stüdyonun akustik özellikleri gibi nedenlerle değişiklik gösterebilir. Bundan dolayı çeşitli yapısal özelliklerde mikrofonlar üretilmiştir. Hangi kayıt türünde ne tip mikrofon kullanılacağının belirlenmesi tecrübe gerektiren bir konudur. (HUBER ve RUNSTEIN, 2013)

Yapılarına ve çalışma prensiplerine göre mikrofonlar
     Ses kalitesi ve karakteri üzerinde değişik etkileri olan mikrofonlar çalışma prensipleri ve yapısal özellikleri bakımından farklı şekillerde üretilirler.

Dinamik mikrofonlar :
     Dinamik mikrofonlar akustik enerjinin elektrik enerjisine dönüşümünde elektromanyetik indüksiyonu kullanırlar. Dinamik mikrofonların diğer adı “moving coil” dir.

     İnce bir metal levhadan oluşan daire şeklinde bir diyafram ve yuvarlak bir mıknatısın etrafına oturtulmuş, diyaframa bağlı çok ince bir tel ile sarılmış bir bobbin bulunur. Diyafram, üzerine ses dalgaları çarptığında titreşmeye başlar.Bu titreşimler bobini mıknatıs kutuplarına doğru yaklaştırıp uzaklaştırarark bobinde ses şiddeti ve frekansına göre değişen bir elektrik akımı oluşturur. (ÖNEN, 2007:106)

Resim 2 Dinamik Mikrofonun iç yapısı  (HUBER & RUNSTEIN, 2013, s. 45)

     Dinamik mikrofonlar sağlam yapılı, küçük ve hafiftirler. Maliyetleri düşüktür, çalışmaları için harici bir güç kaynağına ihtiyaç duymazlar. Daha çok sahne performanslarında tercih edilirler.

Şeritli (Ribbon) Mikrofonlar :
     Çalışma prensibi olarak dinamik mikrofonlara çok benzeyen ribbon mikrofonlarda diyafram ve bobin sistemi yerine manyetik alan içinde hareket eden ince metal şerit bulunmaktadır.

     Güçlü manyetik alan içerisine yerleştirilmiş çok ince alüminyum bir şerit bulunur. Bu şerit üzerine ses dalgaları çarptığında titreşmeye başlar ve sesin şiddeti ve frekansına göre değişen bir elektrik akımı oluşturur. (ÖNEN, 2007:106)

     Ribbon mikrofonlar çok hassastırlar, darbelere karşı dayanıksız olan bu mikrofonlar, üst frekansların dışında oldukça temiz ve doğal sesler kaydederler.

Kondansatör (Condanser) Mikrofonlar :
     Kondansatör mikrofonlar kapasitif mikrofonlar olarak da adlandırılır. Elektrostatik prensiple çalışan bu mikrofonlar çalışmak için harici elektrik enerjsine ihtiyaç duyarlar.

     Kondansatör mikrofonun kapsülü içinde çok ince metal bir diyafram ve backplate adı verilen ikinci bir metal levha bulunur. Bu iki levha bir kapasitör olus¸turur. Kapasitör, içinde elektrik akımını tutabilen cihazdır. Diyafram üzerine ses dalgaları çarptıkça titreşir. Kapsüle yüklenen sabit elektrik akımının çıkışı diyaframın titreşimine göre değişir. Bu çıkış sinyali çok düşük olduğundan bir preamplifikatör aracılığıyla yükseltilir. (ÖNEN, 2007)

     Kondansatör mikrofonlar hassas ve kırılgan bir yapıya sahiptirler. Yüksek seviyeli ses kaynaklarında kullanıldığında aşırı yüklenme nedeniyle seste bozulma (distortion) ile karşılaşılır. Bu olumsuzluklarına rağmen çok yüksek bir frekans yanıtına sahip olan kondansatör mikrofonlar ses kayıt stüdyolarının en çok tercih ettiği mikrofon tipidir.

MİKROFONLARIN ÖZELLİKLERİ

Yönsel Özellikleri :
     Mikrofonların, hangi yönden gelen seslere karşı daha duyarlı olduğunu, yönsel özellikleri belirler (Directionality). Bu ses alma şekli anlamındaki "pick-up pattern" terimi ile ifade edilir. Pick-up pattern in grafiksel ifadesine ise "polar pattern" denilmektedir.

     Mikrofonlar üç farklı pick-up pattern ile üretilirler.

     1. Çok yönlü (Omnidirectional) : Bu mikrofonlar önden, arkadan ve yanlardan gelen seslere karşı duyarlıdır. Farklı kaynakları tek seferde kaydetmek için idealdirler. Her yönden gelen seslere duyarlı olduklarından tek bir ses kaynağı kaydetmek istenildiğinde, arka plan seslerini ve yüzey yansımalarını da kayda yansıtması bir dezavantaj oluşturur.

Resim 3 Omnidirectional Polar Pattern

     2. Tek Yönlü (Unidirectional) : Tek yönden gelen seslere karşı duyarlı olan bu mikrofonlar, arkadan gelen seslere çok az, yanlardan gelen seslere ise çok yönlü mikrofonlara oranla daha az duyarlıdır. Kalp şekline benzeyen polar patternleri nedeniyle cardioid olarak da anılırlar. Supercardioid ve hypercardioid olarak iki tipi daha bulunmaktadır.
Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Tam metin pics:cardioid.jpgMacintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Tam metin pics:Polar_pattern_supercardioid.pngMacintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Tam metin pics:Polar_pattern_hypercardioid.png
Resim 4 Cardioid, Supercardioid ve Hypercardioid Polar Pattern


     3. İki Yönlü (Bidirectional) : Bu mikrofonlar önden ve arkadan gelen seslere karşı duyarlıdırlar. Polar pattern şekil olarak 8 e benzediğinden figure of 8 olarak da adlandırılırlar. İki ayrı ses kaynağını aynı anda kaydederken kullanılan bu mikrofonlar,  yandan gelen seslere karşı daha az duyarlıdırlar. Bazı özel mikrofon tekniklerinde de ayrıca kullanılırlar.
Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Tam metin pics:figure8.jpg
Resim 5 Bidirectional Polar Pattern


Frekans tepkisi :
     Mikrofonların sesleri duyup üretebildiği frekans aralığı, frequency  range ya da frequency responce olarak adlandırılır. Bu aralık Hz cinsinden ifade edilen bir değerle başlar ve kHz değerinde biter. Bazı mikrofonlar duyabildikleri frekans aralığındaki tüm frekansları eşit değerde ve seviyede üretirler. Bu flat frequency responce olarak adlandırılır (ÖNEN, 2007).

     Flat frequency response, teoride mümkün olsa da  teknik olarak çok mümkün olmamaktadır.
Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Tam metin pics:shure_beta57a_2.gif
Resim 6 Shure Beta57 modeli için Frekans tepkisi grafiği

     Bazı mikrofonlar duyabildikleri aralık içindeki bazı frekansları daha yüksek veya düşük seviyelerde üretebilirler. Bir çok kayıt teknisyeni belirli frekanslara karşı farklı tepkiler veren mikrofonları tercih etmektedirler.

Geçiş Tepkisi (Transient Response) :
     Geçiş tepkisi, mikrofonun ses dalgalarına karşı ne kadar hızlı tepki verdiğinin ölçüsünü ifade eder.
     Standart bir ölçüm şekli ve birimi bulunmadığından  mikrofon üreticileri farklı birim ve değerler kullanırlar. Dinamik mikrofonların diyaframları büyük ve ağır olduğundan daha yavaş tepki verirken, ribbon ve kondansatör mikrofonların diyaframları hafif olması nedeniyle daha hızlı tepki verirler. Bu nedenle kondansatör ve ribbon mikrofonların sesleri daha detaylı ve temizdir (ÖNEN, 2007).

Hassasiyet (Sensitivity)
     Mikrofonun seviyesinin standart line seviyesine çıkarılabilmesi için gereken amplifikasyon değeri hassasiyet değerine göre belirlenir.     Hassasiyet, mikrofonun çıkış seviyesinin Volt/pa veya mVolt/Pa cinsinden ölçülen gücüdür(ÖNEN, 2007:116).
    

Maksimum Ses basınç Seviyesi (Max SPL-Maximum Sound Pressure Level) :
     Mikrofonun çıkış seviyesinin duyulabilir şekilde bozulduğu noktadan önceki en yüksek ses şiddeti seviyesidir. Genelde 1kHz de %0,5 bozulma, referans olarak kabul edilir.

     Dinamik mikrofonlar 140 dB ye kadar ses basınç seviyesine dayanabilirken şerit mikrofonlar hassas yapılarından dolayı yüksek ses basınç seviyelerinde zarar görebilirler. Kondansatör mikrofonların kapsülleri yüksek ses şiddeti seviyelerine karşı dayanıklıdır fakat kapsülün çıkış sinyali mkirofonun içindeki preamplifikatöre aşırı yüklenip bozulma yapabilir. Bunu önlemek için çoğu mikrofon sinyal gücünü azaltan attenuation pad adlı bir devreye sahiptir. Bu devre, mikrofonun üzerindeki bir anahtarla kontrol edilir. (ÖNEN, 2007).

Mikrofonlama teknikleri:
     Ses kaydının kalitesi, her ne kadar yapılacak kayda, kullanılan enstrüman veya vokalin özelliklerine göre mikrofon seçimi yapılması önemli olsa da mikrofonun yerleşimi en önemli unsurdur.

     Mikrofonun ses kaynağı ile olan mesafesine göre uzak ve yakın mikrofonlama olarak iki temel teknikten söz edilebilir.
Uzak Mikrofonlama : Ses kaynağı ile mikrofon arasında 1 metre ve üzeri mesafe olan durumlar uzak mikrofonlama olarak adlandırılır. Uzak mikrofonlama ayrıca ses kaynağının büyüklüğü ile de ilişkilidir. Mekan akustiğinin değerlendirilmesi gereken durumlarda, orkestra-koro gibi toplulukların kayıtlarında uzak mikrofonlama tercih edilir.
Yakın Mikrofonlama : Mikrofon ile ses kaynağı arasındaki mesafe 1 metreye kadar olan yerleşimler yakın mikrofonlama olarak kabul edilse de genellikle 2cm ile 30cm mesafede olacak şekilde uygulanır. Yakın mikrofonlamada ses kaynağı ile mikrofon arasındaki mesafe az olduğundan mikrofon kaynaktan direkt gelen sesleri duyar, mekan içindeki yansımalara fazla duyarlı değildir. Bu nedenle mekan akustiği uzak mikrofonlama kadar önem taşımaz. (ÖNEN, 2007)
Stereo mikrofonlama :  Bir ses kaynağının iki mikrofon ile kaydedilmesi için uygulanan teknikler stereo mikrofonlama teknikleri olarak adlandırılır. Dünya standartlarında kabul görmüş yedi stereo mikrofonlama tekniği bulunmaktadır.

  1. AB : İki mikrofonun arasında belli mesafe bırakılarak uygulanır
  2. XY : İki cardioid mikrofon diyaframları üst üste gelecek şekilde ses kaynağının önüne yerleştirilir. Aralarındaki açı 90-120 derece arasındadır.
  3. M-S : Orta ve yan anlamında Mid-side teriminin kısaltmasıdır. Bir cardioid ve bir bidirectional mikrofon ile uygulanır. Cardioid mikrofon karşıya bakarken altına yerleştirilen bidirectional mikrofonun diyaframı yanlara doğrudur.
  4. Blumlein : XY tekniği ile hemen hemen aynı olan bu tekniğin farkı kullanılan mikrofonların cardioid yerine bidirectional olmasıdır. Ortam sesi kayıtları için idealdir. İyi akustiğe sahip mekanlarda gerçekçi bir sonuç verir.
  5. ORTF : Office de Radio Television Francaise. Fransız TV radyo sistemlerinde kullanılan tekniktir. 110 derece açı ve 17 cm. mesafe ile uygulanır.
  6. NOS : Nederlandsche Omroep Stichting. 90 derece açıyla 30 cm. mesafeli iki mikrofonla uyulanır.
  7. DIN : Deutsches Institut für Normung. İki cardioid mikrofonun 90 derece açı ve aralarında 20 cm. mesafe olacak şekilde konumlandırılmasıyla uygulanır.


BATI MÜZİĞİ ÇALGILARINDA KAYIT TEKNİKLERİ

     Ses kaydının iyi olabilmesi için bir çok etken bulunmaktadır. Bunlar, kullanılan çalgının kalitesi, müzisyenin performansı, kullanılan mikrofonlar, mikrofonların yerleşimi, mekan akustiği, kayıt yapan kişinin hakimiyeti ve müzikal deneyimi şeklinde sıralanabilir.

     Batı müziğinde kullanılan bir çok çalgı için zaman içerisinde belirli bir kayıt literatürü oluşmuş, kayda başlangıç için bir takım referans noktaları tespit edilmiştir.
Banjo : Banjo kaydında doğal tonu ve dengeyi yakalamak için derinin ortasına doğru bir mikrofon 15-30cm mesafe ile yerleştirilir. Kondansatörlü mikrofonlar daha keskin ve detaylı ses alırken dinamik mikrofonlar temel sesleri kaydeder. İkinci mikrofon derinin tam ortasına değil de hafif bir açıyla yana doğru yerleştirilirse daha doğal bir ses elde edilir. Yakın mikrofonlamada, mikrofon derinin önünde ve aşağısında 15cm mesafe ile yerleştirilir. Mikrofon klavyenin sonu ile eşiğin hemen ortasına yerleştirilmelidir. İcracının baş seviyesinde 50-100 cm mesafeden yapılan mikrofonlama ise banjo için idealdir. (HUBER ve WILLIAMS, 1998)
My Passport:Gusbag:Tam metin pics:banjo.jpg
Resim 7 Banjo için mikrofon yerleşimleri

Akustik ve Klasik Gitar : Akustik ve klasik gitarlarda gövdede ve gitarın içindeki havadan kaynaklanan rezonans problemleri vardır. Gitarların ortasında bulunan delik bir bas hoparlör gibi çalışır. Bu delik bas sesleri güçlendirirken tiz sesler için problem oluşturur.Gitarın sesini daha iyi duyurmak için konserlerde bu kısımdan mikrofonlansa da hassas stüdyo kayıtlarında bu bölgeden mikrofon yerleşimi çok tercih edilmez. 15-60 cm mesafe ile klavye ve gövdenin birleşimine doğru bir mikrofon yerleşimi en iyi konumlardan biridir. Ton dengesinde bas isteği var ise mikrofon deliğe doğru açılandırılabilir. Yine tel ve parmak sesleri fazla ise mikrofonun yönü hafifçe ses deliğine çevrilebilir. 20-45 cm mesafeden eşiğin hemen üzerine yerleştirilen bir mikrofon parmakla çalınan naylon telli gitarlarda iyi sonuç verir ancak pena sesini de abartılı bir şekilde alabilir. Bunu önlemek için mikrofon ses deliğine doğru küçük bir açıyla yönlendirilir. (HUBER ve WILLIAMS, 1998)
My Passport:Gusbag:Tam metin pics:gtr.jpg
Resim 8 Gitar için mikrofon yerleşimleri

     Bu örnekler bağlama ailesine yakın olan çalgıları içerse de gerek klasik batı müziği gerekse popüler müziklerde kullanılan neredeyse tüm çalgıların kaydedilmeleri için oluşturulan literatur bir çok referans kitabında farklı bakış açılarıyla da olsa yer almaktadır.

     Türk müziği çalgılarında ise henüz böyle bir literatür oluşturulmamıştır ve yapılan deneysel çalışmalar ile bu konuda yazılan tezler oldukça az sayıdadır.


BAĞLAMA AİLESİ

     Bağlama ailesindeki çalgılar Türk halk çalgıları arasında en yaygın çalgılardır. Bu ailedeki çalgılar çeşitli boylarda ve farklı isimlerle bütün Türk dünyasında da yaygın olarak kulanılmaktadırlar. Bu aileye giren çalgılara ülkemizde bağlama, saz, divan sazı, meydan sazı, tambura, cura, oniki telli, çöğür, bozuk, ırızva, kopuz gibi isimler verilmektedir (SUN, ÖZBEK, TUĞCULAR, BAYRAKTAR, ve ÖNDER, 1989).

     Bağlama tekne, kapak ve sap olmak üzere üç bölümden oluşur. Halk arasında tekneye; gövde, kapağa; göğüs, sap bölümüne kol ve akort burgularına kulak denilerek insana benzetilmiştir (EKİCİ, 2006).

     Tekne genellikle dut, gürgen, ardıç, kestane ağaçlarından, sap ise limon, akgürgen, ardıç, ceviz gibi sert ağaçlardan yapılır. Kapak tahtasında sık dokulu ve iyi rezonansa sahip oldukları bilinen köknar, ladin ve çam ağaçları kullanılmaktadır.

     İkişerli ya da üçerli gruplar halinde üç grup tel bulunan bağlama ailesi çalgıları tezene ile çalınır. Tezene eskiden kiraz ağacı kabuğundan yapılmaktayken günümüzde plastik olanları tercih edilmektedir.

     Bağlama Türk Halk Müziği başta olmak üzere ülkemizdeki popüler müzikler dahil bir çok müzik türünde kullanılmaktadır.

     Bu çalışmanın uygulama sürecinde TRT ve Kültür Bakanlığı sanatçılarınca Kabul görmüş niteliklerde bir bağlama kullanılmıştır.
My Passport:Gusbag:Tam metin pics:baglama ailesi.jpg
Resim 9 Bağlama Ailesi


Uygulama Süreci:
     Ses kayıt dünyasında batı müziği çalgılarına has tekniklerin ve bu teknikleri kapsayan bir kayıt literatürünün bulunmasına karşın geleneksel çalgılarımız için bu alanda çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, “Türk Halk Müziği temel sazı olan bağlama için stüdyo ortamında mikrofon yerleşimi nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap olabilecek bir çalışma yapılmıştır.

     Uygulama profesyonel ölçekli tasarlanmış, ideal ses yalıtımı ve mekan akustiği sağlanmış olan Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Ses kayıt stüdyosunda yapılmıştır.

     Kayıtlar ses kayıt alanında kalitesiyle standart olmuş Neumann U87 mikrofon, Pro Tools HD-TDM kayıt sistemi ve Control24 kumanda masası ile gerçekleştirilmiştir.

     Mikrofon yerleşimi Pozisyon 1eşik, pozisyon 2  orta ve pozisyon 3 sap-gövde birleşimi olarak üç noktadan yapılmış ve seslendirilen bir ezgi kaydedilmiştir.

     Elde edilen kayıtların 3D frekans analizi Wavelab yazılımı ile yapılmış değerlendirme sonuçları grafiklerle birlikte sunulmuştur.

     Çalışma sonunda ulaşılan bulgular yukarıdaki kayıt şartları ile sınırlıdır. Kullanılan çalgı, mikrofon ve mekana göre sonuçlar değişiklik gösterebilir.

My Passport:Gusbag:Tam metin pics:neumann-u87-operation-manual-6-728.jpg
Resim 10 Neumann U87 Frekans Grafiği

1. Pozisyon Eşik:
     1. Pozisyonda eşik konumundan mikrofonlama yapılmıştır. Mikrofon yaklaşık 20 cm mesafe ile eşiğin karşısına yerleştirilmiştir. Mikrofon cardioid patterne ayarlanmış herhangi bir filtreleme yapılmamıştır.

My Passport:Gusbag:Pozisyon 1 esik-foto.JPG
Resim 11 Pozisyon 1 Eşik Mikrofonlama

Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:3d Frekans Grafikleri:Pozisyon 1 -esik-3D.jpg
Resim 12 Pozisyon 1 için 3D Frekans Grafiği

     Pozisyon 1 eşik mikrofonlaması ile alınan ses kaydının 3D frekans grafiği incelendiğinde frekans aralığının 115 Hz ile  4 kHz arasında olduğu görülmektedir. Bas seslerin bulunduğu Low frekans bölgesinde 150 Hz civarında yoğunluk görülürken 1 kHz ve üzerindeki frekansların giderek azalma eğiliminde olduğu görülmektedir.Orta frekanslarda belirginlik sözkonudur.

2. Pozisyon Orta Konum :
     2. Pozisyonda orta konumdan mikrofonlama yapılmıştır. Mikrofon yaklaşık 20 cm mesafe ile kapağın karşısına hafif bir açıyla yerleştirilmiştir. Mikrofon cardioid patterne ayarlanmış herhangi bir filtreleme yapılmamıştır.

Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Pozisyon 2 -orta-foto.jpg
Resim 13 Pozisyon 2 Orta Konum Mikrofonlama

    

Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:3d Frekans Grafikleri:Pozisyon 2 orta-3D.jpg
Resim 14 Pozisyon 2 için 3D Frekans Grafiği

     Pozisyon 2 orta konum mikrofonlaması ile alınan ses kaydının 3D frekans grafiği incelendiğinde frekans aralığının 80 Hz ile  8 kHz arasında olduğu görülmektedir. Bu frekans aralığı, yapılan kaydı oldukça tatmin edici bir seviyede duyurmaktadır. Bas seslerin bulunduğu Low frekans bölgesinde 100 Hz ile 300 Hz arasında yoğunluk görülmektedir. Tiz Frekans bölgesinde 6 kHz üzerindeki frekanslarda giderek azalan bir sinyal seviyesi tespit edilmiştir.

3. Pozisyon Sap-Gövde birleşimi :
     3. Pozisyonda sap ve gövde birleşimi hedeflenerek mikrofonlama yapılmıştır. Mikrofon yaklaşık 20 cm mesafe ile sap ve gövdenin birleşim noktasına doğru karşıdan hafif bir açıyla yerleştirilmiştir. Mikrofon cardioid patterne ayarlanmış herhangi bir filtreleme yapılmamıştır.

Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:Pozisyon 3 -sap-govde birlesimi-foto.JPG
Resim 15 Pozisyon 3 Sap ve Gövde Birleşiminden Mikrofonlama

Macintosh HD:Users:kursattaydas:Desktop:Gusbag:3d Frekans Grafikleri:Pozisyon 3 -sap-govde birlesimi-3D.jpg
Resim 16 Pozisyon 3 için 3D Frekans Grafiği
    
     Pozisyon 3 sap-gövde birleşimi mikrofonlaması ile alınan ses kaydının 3D frekans grafiği incelendiğinde frekans aralığının 100 Hz ile  3,5 kHz arasında olduğu görülmektedir.. Bas seslerin bulunduğu Low frekans bölgesinde 120 Hz ile 200 Hz arasında yoğunluk görülmektedir. Tiz Frekans bölgesinde 2 kHz civarında artış gözlemlenmiştir. Genel frekans tablosunda frekansların 250 Hz ile 2 kHz arasında yoğunluk gösterdiği tespit edilmiştir.


Değerlendirme sonuç ve öneriler:
     Yapılan çalışmanın sonucunda bağlamanın gerek frekans aralığının en doğru temsili, gerekse doğala yakın bir duyum etkisinin 2. pozisyon orta konumdan yapılan mikrofonlama ile elde edildiği tespit edilmiştir.

     Her ne kadar standart bir ortamda yapılsa da, bu çalışma sadece kullanılan ekipman ve bağlama ile ilgili değerleri sergilemektedir. Bir çok değişken bu sonuçlarda farklılık yaratabilir. Farklı boylarda ve farklı ağaçlardan üretilen bağlamalar, büyük ya da küçük diyaframlı mikrofon kullanımı, mikrofonların açısı bu değerlerde değişikliğe neden olabilir.

     Ancak bağlamanın yapısal özellikleri dikkate alınarak genel bir çerçeveden bakıldığında rezonansın yoğun olduğu ve frekans aralığını en geniş yansıtan bölgenin orta kısım olduğu ve buradan yapılan mikrofonlamaların diğer pozisyonlara göre daha doğal sonuçlar verdiği görülmektedir.

     Bundan sonra yapılacak çalışmalarda, bu değerlendirme ve önerilerin dikkate alınarak farklı kayıt senaryolarında, Türk Müziği çalgıları için başlangıç referans noktalarının tespit edilmesi geleneksel çalgılarımız için kayıt teknikleri literatürü oluşmasına katkı sağlayacaktır.
    
    

 

 

KAYNAKÇA

DURMAZ, S. (2009). Müzik Teknolojisi ve Audio Terimleri Sözlüğü. İstanbul, Türkiye: Cinius Yayınları.
SUN, M., ÖZBEK, M., TUĞCULAR, E., BAYRAKTAR, E., ve ÖNDER, B. (1989). Türk Hal Müziği Çalgı Bilgisi. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü.
EKİCİ, S. (2006). Bağlama Eğitimi Yöntem ve Teknikleri. Yurtrenkleri Yayınevi.
ÜNLÜ, C. (2000). Git Zaman Gel Zaman. İstanbul, Türkiye: Pan Yayıncılık.
HUBER, D. M., ve WILLIAMS, P. (1998). Professional Microphone Techniques. Artist Pro Series.
HUBER, D., ve RUNSTEIN, R. E. (2013). Modern Recording Techniques (8th ed.). Focal Press.
ÖNEN, U. (2007). Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri. Ankara, Türkiye: Çitlembik Yayınları.
RUMSEY, F., ve McCORMICK, T. (2009). Sound And Recording (6th ed.). Burlington, USA: Focal Press.




NOTLAR
1) Bugünkü, İ.T.Ü.Türk Musikisi Devlet Konservatuarı.
2) 12.05.2008 tarihinde, 45 yaşındaki Konya’lı müzisyen Ersin Ekentok ile yapılan özel görüşme.
3) Hangi yüzyıl olduğu eserin aslında belirtilmemiştir.
4) 4Bu konu ile ilgili daha geniş bilgi için; M.Öcal OĞUZ, “Aşık Makamları Üzerine Bir Değerlendirme”, Milli Folklor Dergisi, C.1, S.7,s.22 ve Süleyman ŞENEL,a.g.e.,s.372 makalesine bakınız.

*) Öğr.Gör. Kürşat TAYDAŞ, Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü, Sivas [email protected]
**) Bu çalışma daha önce; Uluslararası GUSBAG sempozyumunda (2015) bildiri olarak yayınlanmıştır.
 

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]