ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 


    
ŞANLIURFA KAHRAMANLIK TÜRKÜLERİ

Abuzer Akbıyık1
 

     Halk; duygularını, düşüncelerini, sevgisini, ızdırabını, ayrılığını, hasretini, coşkusunu, sevincini, kahramanlığını türkülere dökmüştür. Bir milletin türkülerine baktığınızda, o milletin en ince ayrıntılarına kadar bütün yaşantısını görürüsünüz.

Halkın gelenekleri-görenekleri, örfü-adeti, sevdiği-sevmediği, giyimi-kuşamı hep türkülere yansımıştır. Birkaç örnek vermek istersek; “Ayağında yemeni” türküsündeki geçen ve ayağa giyilen “yemeni” bir zaman sonra “”kundura” olur ve “Ayağında kundura” şeklinde türküye yansır. “Valalar takmış başına “ türküsündeki başa takılan örtü manasındaki “vala” kelimesi zaman içinde “eşarp” olur bir başka türküde “eşarbını yan bağlama” şeklinde dizelere dökülür. Türkülerde ulaşım aracı olarak gecen “at”, “deve” zaman içinde “otomobil” olur, “teyyare” olur. “Bir mektup yazdırdım Urfalı kızına” türküsünde geçen haberleşme aracı “mektup” zaman içinde, “telgraf”a dönüşür “bir tel çektim Mardin’den” türküsünde mısralara dökülür.

Türküler; doğa, aşk, tören, iş konularında yazıldığı gibi göçler, sürgünler sırasında yaşanan zorluklar, savaşlar da türkülerin konuları olmuştur Böylece türküler, birçok konuyu ve olayları bünyesinde barındırdığı için “Türküler; mensup olduğu milletin toplumsal hafızasıdır” diyebiliriz.

Halkımız tarih boyunca yaşadığı savaşları, savaşta çektiği acıları ve kahramanlıkları türkülere dökmüştür. Plevne savaşındaki Osman Paşa’nın kahramanlıkları “Tuna Nehri akmam diyor” türküsüne, Yemen’e gidip de dönmeyen askere yakılan ağıt “Burası Muş’tur yolu yokuştur, Giden gelmiyor acep ne iştir”, Gidenin dönmediği Yemen savaşının acı yüzü, Osmanlı dönemindeki zenginler için bedelli asker uygulaması, bedel veremeyen fakirlerin isyanı de yine “Yemen yolu çukurdandır/ Karavanam bakırdandır/ Zenginimiz bedel verir/ Askerimiz fakirdendir” türküsünde, Tarihin en zor ve en kanlı savaşı olan Çanakkale “Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni” türküsü ile dile getirilmiştir. 93’ Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Harbinde Sarıkamış’a giden yolda Allahuekber Dağları’nda, bir gecede ve tek kurşun atmadan donarak ölen 90.000 askerin acı öyküsü “Sarıkamış üstünde Kar, Kar altında Mehmedim yatar” sözleri ile türkülere dökülmüştür.

Urfalılar, Urfa kurtuluş savaşında büyük mücadeleler vermiş 11 Nisan 1920 tarihinde bir destan yazarak şehri düşman işgalinden kurtarmıştır. Düşmanın üstün silah gücü, kötü hava şartları ve maddi imkansızlıklar Urfalı kahramanları yıldırmamış, vatanını ve namusunu korumak için iman gücü ile düşmanı Urfa’dan atmışlardır. İşte bu kurtuluş mücadelesindeki kahramanlıklar da türkülere hoyratlara yansımıştır.

Urfa düzenli bir kuvvetle değil, “12 ler “ diye anılan Urfalı kahramanların önderliğinde şehir merkezi, kaza ve köylerden katılan aşiretlerle oluşturulan mahalli milis kuvvetlerle (çeteler) kendi kendini kurtarmıştır. Urfalıların kurtuluş savaşında gösterdikleri kahramanlıkları nedeniyle Büyük Millet Meclisi’nce Urfa'ya “Şanlı” unvanı verilmiştir.

1.Dünya savaşından sonra imzalanan Mondros Mütarekesiyle Urfa önce İngilizler (7 Mart 1919), İngilizlerin ayrılmasıyla da (31.10.1919) Urfa’yı Fransızlar işgal etmişlerdir. Fransızların Urfa'dan atılması için çok Urfalılar çok mücadele edilmiş birçok şehit vermiştir. Fransızların kuşatmasından sonra ilk büyük hücum 4 Mart 1920 günü Fransızların ellerinde bulunan Kürkçü Osman Efendi’nin evine, Şişkonun Damı’na ve Mahmut Nedim Konağı gibi mekanlara yapılmıştır. Bu hücum sırsında Fransız kuvvetleri iyi mevzilendiği için Urfalılar mazağallara gizlenmiş makineli tüfeklerin yaylım ateşi altında kalmışlardır. Bu baskın çok kanlı olmuş ve bu çarpışmalarda 82 Urfalı şehit olmuş ve birçoğu da yaralanmıştır. Bu olay üzerine aşağıdaki türkü söylenmiştir.

Şişkonun damından atlayamadım
Cabırhaman döküldü toplayamadım
Üçbeş Fransızı paklayamadım

 Vurmayın arkadaşlar ben yaralıyam
 El alem al geymiş ben yaralıyam


Urfa kurtuluşunun en önemli çarpışmalarından biri "Şebeke Mevkiinde" gögüs gögüse yapılan çarpışmadır. 11 Nisan 1920 sabah 4 sıralarında Şebeke Bogazı’nda2 şiddetli bir çatışmada birçok Urfalı şehit olmuş birçoğu da yaralanmıştır. Bu şavaşta Fransız kuvvetlerim etkisiz hale getirildi, Fransız kuvvetlerinin komutanı Binbaşı Hauger ve Yüzbaşı Sajous (Urfalıların diliyle Saco) olmak üzere Fransızlardan 296 kişi öldürülmüş, 67 kişi yaralanmış ve 140 kişi esir alınmıştır.

Düşman kuvvetlerini imha eden Urfalılar, Şehri düşman işgalinden kurtardıkları için sevinç gözyaşları içerisinde Urfa’ya dönerken duygularını şöyle dile getirmişlerdir;

Kolumu salladım toplar oynadı
Kara taş içinde çete kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı

 Di yeri yeri kumandanlar yeri
 Çetelerim gidiyor dönmüyor geri

Tılfındır hastahane karşıma karşı
Zalım Fransızın bomba atışı
Urfa Çetelerinin süngü takışı

 Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
 Çetelerim gidiyor dönmüyor geri


………………

Urfalı, mücadele azmini ve kutsal değerlerine bağlılığını bir hoyratta şöyle dile getirmiştir.

Harpten döndüm yurda ben
Oldum hurda hurda ben
Ben bir Türk çobanıyım
Koyun vermem kurda ben

 Ben ölüm, düşman kurşunundan ben ölüm
 Ay yıldızlı bayrak için ben ölüm
 Dumanlı dağlar, gülü bahçalı bağlar
 Şirin Urfam için ben ölüm


1 Abuzer Akbıyık: Folklor araştırmacısı-Yazar
2 Şebeke Boğazı: Şanlıurfa-Gaziantep yolu üzerinde Şanlıurfa’ya yaklaşık 5 km mesafede bulunan mevki


Not: Bu yazı 11.04.2006 tarihinde Şanlıurfa’da yayınlanan Bizim gazetede ve http://www.urfahaber.net ve http://www.abuzerakbiyik.com internet sitelerinde yayınlanmıştır.
 

 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]