ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara
tavsiye edin
muhabbet

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
Kemal Eroğlu İle Bağlama ve Şiirleri Üzerine Söyleşi

       
Bağlama yapımında hangi ağaçlar kullanılmalı veya siz ne kullanıyorsunuz?

Kemal Eroğlu Bugüne kadar birçok ağacı denedim, hepsinin ayrı tınısı,ayrı ses rengi ve ayrı işlenişi var. Bazı ağaçların dokusu yumuşak ama işlendikçe ses verebilecek özelliğinin olmadığını hem ben, hem de bağlama icracıları beğenmedik. Örneğin (kavak, ıhlamur, kiraz, ladin, köknar) gibi. Bazılarınınsa özgül ağırlıkları fazla, sert ve oldukçada zor işlenilen türden (palisandır, cocobolo, paoroxsa, vengi) gibi bunlara birde mahogoni (maun) ağacını ve ülkemizde de yetişen adına yörelere göre kelebek, akçaağaç, yer yerde taraklık denilen ağaçları da ekleyebilirim. Yukarıda saydığım yumuşak ve işlenişi kolay, özgül ağırlıkları hafif olan ağaçlara göre, sert ve işlenişi zor olan ağaçların sesleri daha uzun tınılı, bas karakterli ve de daha volümlü oldular. Bunun yanı sıra daha da uzun ömürlüdürler. Yalnız şunu da söylemeden geçmeyeyim bu ağaçların hemen hepsini müzik aletlerimizi yapmadan 5 yıl kuru bir ortamda bekletmeliyiz (azami 3 yıl) bu saydığım cinsler sadece bağlamanın teknesini yapmak için kullanılan ağaç türleridir. Ben uzun yıllardır sadece mahogoni (maun) ağacını tercih ediyorum. Kafamdaki sese ve tınıya sanki daha yakın gibi geliyor. Tabii bu işin duygusal yanı belki de. Bağlamanın sapında kullandığım ağaç genellikle gürgen. Bazen kayın. Kuru ve dik damarlıysa beyaz gürgen (karagürgen de deniyor) bu ağacı kuruttuktan ve damarları dik gelecek şekilde biçtikten sonra birde pres yaparak kullanıyorum. Yani bir bağlama sapı olabilecek ebatlardaki gürgen parçayı 2-3 bazen 4 parçaya bölerek, damarlarını birbirlerine ters açı çizdirecek şekilde yapıştırıp ondan sonra takıyorum. Bağlamanın göğüs de tabir ettiğimiz ses tablosunuysa ladin ağacından yapıyorum. Bana göre bağlamanın en önemli yeri belki de. Nedeniyse, hem iyi ses almak, hem de uzun yıllar deformasyonu önlemek. Bunun için iki önemli unsur vardır. Kuru olmasını sağlamaktan başka tabii. Birincisi damarlarının dik açıda olması, ikincisi damar sayısı ve damarlarının arasının aynı mesafede olmasına dikkat etmek. Yani damar konsantrasyonu. Buna birde yumuşak karakterli olanını eklersek en güzelini bulduk sayılır. Ladin dışında kullandığım ağaçlarda oldu zaman zaman. Libya kökenli sedir'le Kanada kökenli sedeer. Bazen de Polonya kökenli köknar. Ama tercih ettiğim ağaç Artvin yöresinde yetişen ladin ağacıdır. Finale gelince, bağlamanın ses tablosundaki eşiğini kelebek, üstteki eşiğiniyse ebinholds (abonoz) kullanıyorum. Düzen burgularınıysa sert ve gözeneksiz ağaçlardan tercih ediyorum. Buksbaun, palesandır, ebinholds, gibi.Kemal Eroğlu


Bağlama Nasıl Korunmalıdır?

Bağlamanın korunması için kuru bir oda sıcaklığı yeterlidir. Ancak, kuru ortam olmasının dışında akordunu bırakmadan, yatırmadan, asmadan ve güneş ve direk ısıdan da kollamak gereklidir. Bağlamanın dik durmasını sağlayacak şekilde durması, ömrünü uzatır. Zaman içinde kötü koşullarda deformasyona uğramış bağlamaları bu şekilde eski şekline de döndürebiliriz.


Son yıllarda türkülere ve bağlamaya yoğun ilgi var bunu neye bağlıyorsunuz?

Bunun birçok nedeni var ama, en önemlisi konservatuarların ve müzik eğitimi veren kurumların çoğalması. Buradan çıkan gençlerin bu işe gönül vermiş diğer gençlere itici bir güç teşkil ettiğidir. Ayrıca yapılan müziklerin dinleyici kesiminin de bilinçlenmiş olması daha doğruya ve daha güzele zorluyor onları. Sadece bazı mekanlarda türkü adına yapılan ses kirliliğini de kabul edemiyorum doğrusu. Konservatuarlarımızda çocuklarımız daha küçük yaşlarda ve sadece müzik tahsili yaptırılmak üzere eğitilirse ileride bu sayı giderek artar diye düşünüyorum.


Sizce bağlama yapısal değişiklikler gösterecek mi? Bağlamadaki yeni arayışları neye bağlıyorsunuz?

İyi niyetli olunduğu sürece isteyen istediği araştırmayı yapar,yapısal değişiklikte mümkün tabii. Ancak, son zamanlarda sahipsizdir sanılıp türkülerimizi önüne gelenin üzerinde tepindiği gibi olmamalı. Ben 30 yılı aşkın bir süredir bağlama yapmaya çalışıyorum. Bu süreçte bir çok yapım ustası ve icracı gördüm,herkes kendine has bir üslupla yapardı bağlamasını ve de çalardı. Halende öyledir. Ama son zamanlarda önüne gelen her yapısal değişiklik fantezisini oldu bittiye getirip bundan rant sağlamaya çalışıyor. Öylesine çok ses çıkıyor ki bu konuda şaşarsınız. 20 yıl kadar önce Arif SAĞ hocanın ve Yusuf TORAMAN ustanın atölyesinde çalışırken bir alevi dedesinin isteğiyle ve tarifiyle yaptığımız bağlama, belki de 40 yıl evvelden yapılıp çalınan ama zaman içinde unutulan "KISA SAPLI" bağlamaydı. Biz bağlamayı yaptık çalınmaya. Arif hoca'nında ustalığıyla tanınıp sevilmeye başlanınca herkes ilk kez ben yaptım demeye hatta, ben icat ettim demeye başladı. Oysa 60'lı yıllarda Ankara radyosunda sanatçı olan Lütfü ATAN arkadaşım bunu yapıp, eski aleviler böyle çalardı diyerekte uzun yıllar çalıp söyledi. Bunun yanı sıra akıllı ve yeni ufuklar açabilecek yapısal değişiklik içeren bağlamalar (bağlama ailesinin fertleri) yapıldı. Örneğin Erkan OĞUR'un "kopuz"u çalınış ve ses özelliğiyle adeta yüzyıllar öncesini  günümüze taşıyor. Bundan başka, "rebap" "4 telli" "5 telli" hatta "6 telli" bağlamalar bile yapıldı. 10 kadar önce yine Erkan OĞUR'la birlikte yaptığımız "12" telli "oğur" sazı var. İki saplı biri diğerinin oktavı olarak icra edilebilecek bağlamalarda yapılmakta. Ama bütün bunlar sadece bir deneme. Dediğim gibi her türlü yeniliğe, bilime ve araştırmaya evet, ama bağlamanın özüne dokunup zarar vermeden.


Yeni yaptığınız OĞUR sazına ilgi var mı?

Evet, oldukça ilgi görüyor.şuan elimde yapmakta olduğum 4. "oğur" bağlama bunun bağlamadan artı yanları çok fazla tabii. 6 sıralı bir tel düzeneği var daha çok sesle uğraşıyor icracı. Fakat genellikle gitar çalan insanlar daha başarılı oluyor oğurla.


Yanınızda birilerini çalıştırmıyorsunuz. İleride bu bilgileri aktarmayı düşünürmüsünüz?

Şunu söylemeliyim ki bugüne kadar bildiğim ne varsa çevremdeki herkese aktarmışımdır. Bilgilerimi de sevinçlerim ve sevgilerim gibi görürüm ve hep paylaşırım. Yakından tanıyan herkes de bunu bilir. Yalnız tek şartım vardır. Aldığı bilgileri saklıyorsa vermem. Şimdiye dek ülkemizde belki de en çok kalfası olan kişi benim. (tabii tanımadığım bağlama ustalarını ayırıyorum diğerlerinden) Yanımda çalıştırmaya gelince, birkaç kez denedim olmadı. Kimseye hiç bir şey söyleyemem. Sanırım sorun bende. Zor biriyim herhalde anlaşamıyorum iş konusunda kimseyle. Sorun çok çalışmak yada az iş değil. Ben olaylara ve mesleki açıdan bazı kişilere duygusal yaklaşıyorum. Bu da dengeleri bozuyor sanıyorum.


Beğendiğiniz bağlama icracıları kimlerdir?

Bir çok üstat var tabii, ama illede birkaç isim saymam gerekirse: Arif SAĞ, Erkan OĞUR, İsmail H. DEMİRCİOĞLU, Cengiz ÖZKAN, Nida ATEŞ, Ulaş ÖZDEMİR, Muharrem TEMİZ, Erdal ERZİNCAN, Ayla KARACAN vs.


Bağlama eğitimi nasıl olmalıdır?

Bu konuda söylenecek fazla bir şey yok sanırım. Bilimsel eğitimden yanayım. Ciddi dershanelerin ve müzik eğitimi verilen okulların çoğalıp, önce bağlamayı tanıtıp, sonra eğitiminin verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Zira, bağlama icrası sadece müzik yapmakla sınırlı kalmamalı. Bakım ve onarımı korunması hatta yapımı bile öğretilmeli ki daha sorumlu olabilmeli gençler.


Bağlamayı belirli bir fiyata mı yapıyorsunuz, yoksa herkese göre değişiyor mu bu?

Öncelikle kalitemden ve prensiplerimden ödün vermem. Sonrada, madem ki insanlar para verip alıyor ve beni tercih ediyorlar o halde neden birini diğerinden ayrı tutayım ki? Sadece şöyle bir lüksüm var ki, o da en doğal hakkım diye düşünüyorum sevmediğim kişilere bağlama yapmam. Bu kişi en ünlüde en sıradan kişide olsa değişmez. Fiyatımı da söylemeyi uygun görmem, nedeni de şu: ben 5 yıl sonrasına kadar doluyum. Şimdiden söylediğim fiyat o zamanki enflasyona tuş olmasın ve zararım olmasın isterim. Döviz şeklinde söyleyeceğim fiyataysa insanlar tepki gösterebilir, hem her ağacın ve işçiliğin fiyatı da farklıdır. Birazda bundan.


Bağlamaya eklenen süsler (sedef, fildişi gibi) konusunda neler düşünüyorsunuz?

Herhalde dünyanın en tutucu insanı benim bu konuda.bağlama ağaçtan yapılıyor, eğer bezeme ve işleme yapılacaksa ağaçtan olmalı onlarda. Zaman zaman bende yapıyorum bunu. Ama, sedef, fildişi, varak, hatta altın, aslaaaa. Yapanları da ayıplamam herkes bildiğini yapabilir.


Şiirlerinizi nasıl yazıyorsunuz?

Önce şair değilim bu böyle biline.onlara çok büyük saygım vardır. (bazılarına daha çoktur) Ancak, zaman zaman karaladığım şeylerim var. Bazen yine yazarım sayıları 300 civarında olan karalamalarımı hiç düşünmeden yazdığım şiirlerim oluşturuyor.ama bunları şarkı türkü sözü olsunlar diye düşünerek yazmadım. İlk türkü sözü olması teklifi İsmail ÖZDEN'den geldi. 10 kadar şiiri ona yazdım. Hepsini de bilemediniz 20 dakikada yazdım. Daha sonra Erdal ERZİNCAN, Güler DUMAN, Yılmaz ÇELİK, Ayla KARACAN, Nida ATEŞ, Emre SALTIK gibi arkadaşlarıma da yazdım. Bazen kafam estiğinde bir şeyler karalamaya devam ediyorum.


Şiirlerinizin değiştirilmesine nasıl bakıyorsunuz? Örneğin Erdal ERZİNCAN değiştirmiş.

Erdal bana sorup ekleme yaptı, sormamış olsaydı izin vermezdim. Zaten böyle bir şeye bundan sonra izin vermem. Çünkü ben duygularımı yansıtıyorum onlarla, başka anlamlar çıksın istemem yazdıklarımdan.


Eserlerinizden para kazanıyor musunuz?

Evet, telif haklarının izin verdiği ölçüde aldım. Para denirse.


Şiir yazarken size kaynak olan şeyler var mı?

Olmaz mı? Ülkemizde o kadar çok şeyler var ki. Kimi zaman hüznü, kimi zaman sevinci, kederi, aşkı yaşıyorsunuz. Bunlar insanın en büyük esin kaynağıdır.


Şimdiye kadar hiç beste yaptınız mı?

Hayır. Yıllarca bağlama çaldım. Sanatçılara eşlikte ettim, hatta kimi dost sofralarında çalıp söyledim de. Ama besteci yanım yok ki, ortaya böyle bir şey çıkmadı.


Şimdiye kadar birçok ozan tanıdınız,sizce en güçlü kalem hangisi?

Çalıp söyleyen birçok ozan tanıdım ama, kalemi ve edebiyatı en güçlü olanı hiç kuşkum yok ki SEFİL SELİMİ dir. Anlatmak istediğini en yalın ve çok iyi bir üslupla anlatır.



söyleşi:
ali onur

fotoğraflar:
ilhami yıldırım

08/05/2002-İstanbul

 



biyografi için-->> 



 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]