ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara
tavsiye edin
muhabbet

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 

            Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:

            1. Horon havalari,
            2. Yol havalari,
            3. Imece havalari
            4. Gelin (kina) havalari,
            5. Findik toplama havalari,
            6. Atma ve kesme havalari,
            7. Karşilamalar.[143]

            Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket  gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç.

            Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel'in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi...). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir.

 

            V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI

             A. TÜRKÜ-TEKERLEME

            Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir.

            PÜSKÜLÜM SEKME

            Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir.          

                                    SEKELIM KIZLAR

Sekelim kizlar sekelim hay hay         Biz gelin almaya geldik hay hay
Arpa bugday ekelim hay hay                        Verirsen kiza geldik hay hay
Topumuz birdan kalkalim                      Vermezsen tuza geldik hay hay
Hay sulu tasli sulu tasli hay hay            Kaymak yemeye geldik hay hay

Çay akar çakil akar hay hay               Hay benim başi şallim hay hay
Emmim saraydan bakar hay hay            Daglari dolaşalim hay hay
Egivermiş mor fesi hay hay                 Oynayip koklaşalim hay hay
Edasi beni yakar hay hay             Sevişim oynaşalim hay hay

 

                        Tarlada tavşan kovalarken hay hay

                        Düştüm dizimi ovarken hay hay

                        Bir ari geldi viz dedi hay hay

                        Kalk çeyizini düz dedi hay hay

 

            YENGE KIZIN BIR TANE              DIKENE DIKENE

            Yenge kizunbir tane                           Dikene dikene

            Saçlari dane dane                               Düştüm demir dikene

            Yenge kizun ikidur                             Alaca boncuk saçilmiş

            Küçügü benumkidur                             Demir diken açilmiş

            Yenge kizun üç oldu                          Alaca boncuk kaç boncuk

            Biri bana güç oldu                         Iligim düme kaytancik

            Yenge kizun dört oldu                                    Kaytanciga varmali

            Biri bana dert oldu                                    Şurdan üzüm almali

            Yenge kizun beş oldu                         Kimler ile yemeli

            Biri bana eş oldu                           Kizlar ile yemeli

            Yenge kizun altidur                            Kizlar bana ne gerek

            Yanaklari tatlidur                               Altin başli kuş gerek

            Yenge kizun yedidur                          Kuşu vursam öldürsem

            Bir tanesi dertlidur                                    Elim kana bulaşir

            Yenge kizun sekizdur                         Elimi nerde yuyayim

            Bir tanesi semizdur                                    Ak kurnada yuyayim

            Yenge kizun dokuzdur                     Ak kurna benim olsa

            Bir tanesi domuzdur                                Tahtadan donum olsa

            Yenge kizun on tamam              Ali kardeşim olsa

            Bayildum aman aman[144]                       Peygamber babam olsa

                                                                        Igne getir dikelim

                                                                        Sindi getir biçelim

                                                                        Karaaslan’a göçelim

                                                                        Karaaslan bucak bucak

                                                                        İçinde demir ocak

                                                                        Demir ocak yıkılmış

                                                                        Kadınım bana darılmış...[145]   

 

            B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ

            Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir.

            ARZU İLE KAMBER

            Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında  unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer.

            Arzu:                                                   Kamber:

            Şu pınara gelenler                                   Şu pınara gelmedim

            Elin yüzün yuyanlar                                  Elim yüzüm yumadım

            Hergiz murat almasın                          İki gözüm kör olsun

            Bileziğim alanlar                                 Ben bilezik almadım

 

            Hey handadır handadır                     Ay doğar ürüşanda

            Muhabbetim candadır                           Gün doğar perişanda

            Kadan alayım Kamber                            Kadan alayım Arzu

            Bileziğim sendedir                               Bilezik ne nişanda

 

            Arap at azılıdır                                Su akar oluk oluk

            Koyunlar kuzuludur                           Doldururlar beş tuluk

            Bileziğim üstünde                                Bileziğin bulana

            Tılısım yazılıdır                                   Ne verirsin muştuluk

 

            Su aksın oluk oluk

            Doldursunlar beş tuluk

            Bileziğim bulana

            Bir canım var muştuluk[146]

 

            KİZİROĞLU MUSTAFA BEY

            Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür.

            Bir hışmınan geldi geçti                Bir at biner Alapaça

            Kiziroğlu Mustafa Bey                        Fırsat vermez Kırat kaça

            Bu dağları deldi geçti                            Az kaldı ortamdan biçe

            Kiziroğlu Mustafa Bey                        Kiziroğlu Mustafa Bey

                        Hanım kim canım kim              Bağlantı

                        Nigâr kim kim kim kim

                        Kiziroğlu Mustafa Bey

                        Bir beyin oğlu zor beyin oğlu

 

            Hay edende haya teper                Vay ben ona eş olaydım

            Huy edende huya teper                Anadan on beş olaydım

            Köroğlu’nu çaya teper                     Ben ona kardaş olaydim

            Kiziroglu Mustafa Bey                        Kiziroglu Mustafa Bey

                        Bağlantı                                                 Bağlantı[147]

 

            C. TÜRKÜ-AGIT

            (Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü)

 

            Ç. TÜRKÜ-MANI

            (Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü)

 

            D. TÜRKÜ- NINNI

            (Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü)

 

 

            VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER

            A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER

            Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı”  kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme )  denilmektedir.

            Mahnılar

            DAĞLARDA ÇİÇEK

            Dağlarda çiçek dererem sataram

            Bir üzü göyçek haradan taparam

                        Haray yar elinden

                        O gara tellerinden

                        Eğer izin verirsen bala

                        Öperem gözlerinden

 

            Bağlarda püste dererem sataram

            Bir boyu beste haradan taparam

                        Bağlantı

 

            Bağlarda hurma dererem sataram

            Bir saçı burma haradan taparam

                        Bağlantı[148]

            (göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu)

 

            TOY AHŞAMI

            Bahça bağa girmişem

            Etirli gül dermişem

            Gohum gardaşım deyib

            Yarı men beyenmişem

                        Ay aşıg te’rifle bizim gelini

                        Gaynına deyek bağlasın belini

                        EL-oba desin: Ay bey toyun  mübarek

                        Bey sevindirsin obasını elini

 

            Bu dere derin dere                               Yetişdi toy ahşamı

            Suları serin dere                                Durun yandırın şamı

            Yardan cevap alınca                            Geline bezek vurun

            Yalvarmışam min kere                        Gelir oğlan adamı

                        Bağlantı                                                Bağlantı[149]

 

            Deyişme

                                    AMAN OVÇU

            Maral                                                   Ovçu

            Aman ovçu vurma meni                 Çekilmez yar duman yerden

            men bu dağın ay balam maralıyam            Küserler yar uman yerden

            Maralıyam maralıyam                        Maralımı itirmişem

            Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam            Gezerem yar güman yerden

 

            Ezizim gel bağ ilen                             Dolan gel yar bu dağ ilen

            Bahça ilen a balam bağ ilen                       Gül çiçek der budag ilen

            Dedin meni aranda gözle                Sene yahşı yar demezler

            Yolun saldın a gülüm dağ ilen            Men ölsem yar bu dağ ilen[150]

            (aran : yayla, güman : ümit)

           

            Tesnifler

            Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır:

            Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter.

                                                SARENC TESNİFİ

            Bağa girmerem sensiz                          Bu dağda bir maral var

            Gülün dermerem sensiz                       Başında tirme şal var

            Bağda guzu melese                             Adı çıhıp yadımdan

            Bil ki o menem sensiz                           Üzünde gara hal var

                   Dilberim dilberim                                Bağlantı[151]

Gel gel ahu balası

Gel gel dağlar arası

Ceyranım terlanım

Gel gel ahu balası

Uca dağlar lalası

(terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal)

 

B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER


Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır.

UYUR İSEN UYAN YARİM

Ak bacadan duman tüter    Öte baktım beri baktım

Zıngırdaklı duvan öter       Al duvağım kendim attım

Benim derdim bana yeter  Ali’min yüzüne bektim

Uyur isen uyan yarim         Bağlantı

Sabah oldu nazlı yarim

 

Tan yerine nişan düştü    Evimizin önü iğde

Yengeler kapıya üştü      İğdenin dalı yerde

Ali’m dünyasından göçtü   Benim yarim kara yerde

Bağlantı                        Bağlantı

 

MARTİNİM ALINMIYOR

Martinim atınmıyor     Martinim allı pullu

Pahalı satılmıyor         Almam sen gibi dulu

Şu uzun gecelerde     Alırsam kız alırım

Yalınız yatılmıyor         On parmağı kınalı

Ha babam babam        Bağlantı

Ha babamla salla

Meyvada göbeği salla

 

HAVADA UÇAN TEYYARE

Havada uçan teyyare    Kestane kavrulur mu

Selâm söylen o yare     Kabuğundan ayırlır mı

İşittim yar evlenmiş    Yarin mektubu bende

Geçinsin güle güle         Yar benden ayrılır mı

Yar aman aman             Bağlantı

Gel aman aman

 

Kestaneyi kestiler         Havada uçan kırlangıç

Filiz sürmesin diye         Kanadı angıç angıç

Beni burdan aldılar         Beni yardan ayıran

Yar beni görmesin diye   Kan kussun avuç avuç

Bağlantı                        Bağlantı[152]

 

C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ

Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır.

Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır.

Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler.

NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ


Oğlan tarafı
           Kız tarafı

Ben pazara varayım     Ben pazara varayım

Yarime gırep alayım     Yarime al fes alayım

Oyası ben olayım         Püskülü ben olayım

İncili yosma yar yard